Spor ayakkabıların altından çıkan sesleri değil tabiî ki ama bizi salonlara çeken bir şey var, bizi oraları sevmelere iten bir şeyler var, gizemli olsun anasını satıyım o da, bilmiyoruz diyelim kısaca..
Grubumuzun kurulduğu yıldan beri her sezon öncesi toplantılarında ilk maddeyi alır “abi falanca amatör şubemizi eksik bıraktık bu sezon, önümüzdeki sezon ne olur…” diye başlarız genelde..Bunu söyleyen de her toplantıda başka bir beyin, başka bir Karşı olur…
Gün gelir su topu müsabakasında basarız yekten havuzu, gün gelir engelsize deplasman minibüsü ayarlamaya çalışırız. Gün gelir bayan basketbol deplasmanında ölümlerden döneriz, bir avuç nefes için, gün gelir Burhan Felek’ten çıkmamacasına haykırırız kırmızı koltuklarında günlerce gecelerce..
Çözmek zaman almıyor tabi bu gizemi, arma neredeyse sen de oradasın, buna mecbursun, bir hafta gidemesen bir sonraki hafta yüzün kızarır tribünde önceki eksik kalmalara inat, mahcubiyetimiz de gönüldendir hani, tezahüratlarımız kadar serseri değil..
Yine toplandık gidiyoruz, kurduk yine tekerlekli çadırımızı Galatasaray’ımızın peşinde, o nereye, biz oraya, bir de kupa hayalleri süsler ki rüyalarımızı…
Bizi sevdiğimize götür kaptan, bugün edebiyat yok yine, kilometreleri yüklendik, ölümüne saldırmaya geliyoruz..
Siz sahada, biz burada, Saldır Galatasaray…
