23 Haziran 2006 Cuma

Enjoy The Silence




Her şey 2001-2002 CL D Grubundaki 24 ekim 2001 tarihinde oynanan Lazio-Galatasaray maçı akşamı oldu. Maçı kaybetmiştik ve gruptaki son maç çok önemli bir hale gelmişti. Çünkü oynayacağımız takım ile aynı puanda ve grup ikinciliği için oynayacaktık. Bütün bunları düşünürken TV’deki spiker “evet şimdi gözler 30 ekimde İstanbul’da oynanacak olan PSV maçında” dedi.. İşte o an başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.
“Ne 30 Ekimi yaa.. yok muydu başka tarih? Hay ben şansımın içine edeyim...”
Şimdi bir flashback ile aynı senenin mart ayına gidelim... Senelerdir “gelecek, gelmez yahu” denilen Depeche Mode sonunda Türkiye’ye geliyordu. Bunu ilk duyduğumuzda bir çok kişi gibi “hadi canım. Ciddi mi” olduk... Türkiye’de meydana gelen ekonomik krize rağmen borç harç bilet parasını denkleştirmeye çalıştık. Taa 80’lerden beri dinlediğimiz bir grup Türkiye’de konser vermeye geliyordu ve hakkını veririsiniz bu Rumeli hisarı konserleri gibi her sene olacak bir şey değildi. Depeche Mode.. çıkar çıkmaz hemen gidip biletlerimizi aldık. Her şey çok güzeldi. Bilet almış ve sadece konseri beklemeye başlamıştık. Çünkü konser 30 ekim Salı günü idi..
Neyse..
Spikerin ağzından PSV maçının 30 ekim Salı günü oynanacağını duymuş ve hafiften yıkılmıştım. Bir yandan da eşime belli etmemeye çalışıyordum. Konsere 3-4 gün beraberce gideceğimiz arkadaşlar ile programlar yapılmaya başlandı.
- İnanmıyorum... 4 gün sonra Dave’i göreceğiz sahnede...
- Ya evet ne güzel değil mi K
Bu kadar heves .. Bu kadar uğraş ve bekleyişten sonra Depeche Mode konserine gidilecekti tabi... sonuçta mevzu bahis olan DM... Teoman’ın yaz konserleri falan değil...
Hal böyle olunca gerekli kişilere talimatlar verilerek “maçta kim gol atarsa atsın mesaj ile beni haberdar istemesini istedim... Farklı farklı kişilere söyledim ki biri unutursa diğeri haber versin...
Konser günü geldi ama içim hala kıpır kıpır... Acaba bir şey olurda konser ertelenir falan mı? Konser alanına geldiğimde bunun da imkansız olduğunu gördüm... Millet yığılmış bir vaziyette... Bırak çevre illeri çevre ülkelerden dahi doluşmuşlar...
Harbiden ortalık feci kalabalık... Tribünden 1-2 sima görüyorum... Onlarda benimle aynı durumda binbir zorlukla içeri giriyoruz... Muhabbet falan tamam da akıl Sami Yen’de be... Bir türlü motive olamıyoruz...Sıkıntılı bir olay... Neyse alt grup bitiyor... Işıklar falan sönüyor.. Önce melodi.. .Ardından Dave sahnede işte... Bu arada maç başladı tabi... Bu volumde duymam imkansız.. Titreşime alıyorum.. Parçalar ardı ardına patlayınca “işte Depeche Mode” diyor insan...
Konser yavaş yavaş havaya sokuyor ama 2-3 parçada bir telefona bakıyorum “acaba titredi de ben mi farklına varamadım diye... Yok bi şii...Sonra “enjoy” başlıyor yavaştan... Tam o sırada titremeye başlıyorum... Telefon çalmakta.. Ama “ulan ya PSV atmışsa...”.. 2-3 saniyede aklımdan PSV’nin gol görüntüsü ve tribünün durumu göz önüne geliyor... Ondan sonra “yok bee... Yeriz biz bunları çiğ çiğ...Kurtuluşları olamaz Ali Sami yen’den” diyerek bakıyorum telefona .... Mesajda 1-0 diyor.... O sevinçle bağırarak eşlik etmeye başlıyorum nakarata, yumruk havada....
“ALL I WANTED
ALL I NEEDED
IS HERE IN MY ARMS ...
WORDS ARE VERY UNNECESSARY
THEY CAN ONLY DO HARM...”

***

Yalnız şunu söylemeliyim ki ... Bu herifler kesin Fenerli... Ne zaman Galatasaray’ın maçı olsa bu herifler o gün İstanbul’da konser veriyor oluyorlar... Harbiden ters geliyor... fasa fiso maçlar olsa gam yemeyeceğim ama ilki 2001 deki PSV maçı idi... Gruptan çıkma maçı beraberlik dahi PSV’nin işine geliyordu... Yani öyle kıytırıktan maç değildi.. 2006 senesinde 30 temmuz’da yine İstanbul’da konserleri var heriflerin. .. Bu sefer de Beşiktaş ile oynayacağımız maça denk geliyor yahu... Şampiyon olan takım ile kupayı alan takım oynuyor... Yok yok bu herifler Fenerli.. Kasten denk getiriyorlar...

2 Haziran 2006 Cuma

Tekne

Şampiyonluğa doğru koşarken hep aklımızda, ulan boğazda tekne partisi yapacağız demiş, hatta şampiyonluk gecesi 40 gün 40 gece eğlenelim lan, bokunu çıkaralım lan diye kadeh kaldırmıştık.Doğal olaraktan 40 gün 40 geceye ne bünye, ne cüzdan dayanacağından zaman zaman ara verdik.Ancak ne olursa olsun tekne gezisi olacaktı.Rakılar içilecek, boğazda mis hava ciğerlere gidecek, mideler dolacak, zıplanacak.Bu plana dahil olaraktan kardeş , ağabey, dost , apaçi, güzel grup SultanS ile bağlantıya geçildi ulan beraber yapalım denildi.Nede olsa sezon boyunca beraberce çok güzel işlere imza atılmıştı.Ayrıca eşler gelecek, biraz gönüller hoş edilecek, yükü paylaşanlara dayananlara sabır gösterenlere bir teşekkür edilecek.Tekne bulmak zor, fiyatlar kazık, gelecek kelle sayısı belli değil, teklifler çeşitli, sinirler ayakta, isyanlar gırla derken geldik o güne..Tekne Kabataş’tan kalkmış yampiri yampiri Üsküdar’a gelmekte.Daha doğrusu tekne değil de tekne yavrusu veya takanın biraz irisi demek lazım.Boyutlar anlatılmış ama insanlar o yaklaşmakta olanın 100 kişiye yetmeyeceğine inanmış tüymek istemekte, kulağımın dibinde sinir bozmaktalar.Ulan önemli olan bir arada olmak diyenler bile zamanı durdursalar orada hırpalayacaklar bizi.Bu gerilim ve sinirle tekneye biniyoruz.Yalnız sarı kırmızının olduğu tüm mekanlar cennet gibi oluyor büyük küçük.Bu arada tekne süslemesi için alınan ve sahilde boş zaman harcaması niyetine şişirilen balonlar, bu olayı promosyon zanneden sahilin normal insanlarınca kapışılmış durumda.Alt kata bir göz atıyoruz büfe açık olaraktan önümüzde ve ileride o muhteşem rakı kadehleri dolmuş beklemekte.Kaptan, org sorumlusu ve diğer arkadaşlar bilgi alırken, bilgi verirken tüm bu gerilimden bir yudumla kurtuluyorum ve kendimi üst kata alt kata atıyorumEvet gezi başlamıştır.Sağdan gidiyoruz kaptan geliyor ve diyor ki bir Beylerbeyi’ne uğrayalım, tamam sınırsız alkol ama kitle buysa sınıra dayanılır, takviye lazım. Beylerbeyi bizi karşılıyor ama tekne ahalisi alt katta açık büfe kuyruğunda.Eller sallanıyor, merak ediliyor, sinir olunuyor sahil tarafından.Takviye tamam rota Galatasaray adası.Yandan bir tekne geçiyor içinde rakibin futbol okulu öğrencileri.Renkler değişik olsa o öğrencilerin teknesi meşalelerle ateşe verilmiş, tüm her tarafı işgal edilmiş olurdu ama yazdığımız gibi renkler değişik olsaydı.Reina önünde ilk meşaleler yanıyor, ilk tezahüratlar söyleniyor, sırada ada var, hayır yok hayır var, ada sessiz, ada renksiz, ada karanlık.Sahilden kornalar çalınmakta konvoy oluşmakta eller sallanmakta tezahürat yapılmakta.Giderek alkol oranı yükselmekte lay lay diye geçiştirilen yerler sansürsüz olarak söylenmekte, zıplanmakta, halay çekilmekte, karşılıklı tezahürat yapılmakta. Olmaz biri çıkar bayrağı açar tahriktir niyet, alır o tahriğin karşılığını ve elbet o küfürlerle yataga rahat rahat uzanılır.Buda ayrı bir zevktir herhalde.İrili ufaklı tekneler gelir geçer çoğuyla muhabbet güzel.Yapılmış üst katta bir masa çakır keyif olmuşuz kutluyoruz havai fişek altında.Ne güzel be diyoruz alnımızın akıyla.Ne güzel eşlerimizle dostlarımızla kutlamak. Ne güzel GALATASARAYLI olmak.