12 Ekim 2006 Perşembe

Demirbank


Maçların gündüz oynandığı zamanlarda, TV’de canlı yayın olmadığı zamanlarda maçı radyodan dinlemek diye bir şey vardı... Yaşı 30un üzerinde olanlar bu reklamı mutlaka hatırlar: “Demirbank hayırlı işler diler... Demirbank... Demirbank... Demirbank...”
Maçı radyodan dinlemek bambaşka bir şeydi... O zaman maçların tamamı aynı zamanda oynanır... Sezon başları ve sonları başlama saatleri 15:00 -16:00... Kış aylarında ise 13:30-15:00 arası ... Bütün maçları aynı anda sunulur; ara ara diğer maçlara bağlanarak meşhur “dakika ve skor alıyoruz” anonsu duyulurdu... Anlatan spikerin ağzından dökülenleri göz önüne getirilerek, kafalarda canlandırarak , bazen stres dolu bazen de neşeli 105 dakika geçirirdik radyo başında...
En çok strese sokan ani bağlanmalardır... “Mikrofonlarımız Malatya İnönü stadında”... “Mikrofonlarımız Adana Kamil Ocak stadında”... Ani bağlanmaların manası garanti gol var demekti... Beraberliğe 1 puan galibiyete 2 puan zamanlarında o an maç berabere ise galibiyet golü sevinci güzel olurdu radyo başında... Çoğu zaman ise seyircinin sesi spikerden önce davranırdı... Bazen de yayın kesilir...Sanırsın ani bağlantı var.. Ama spiker araya girer “Sayın dinleyicilerimiz Ankara ile bağlantımız koptu..Şimdi mikrofonlarımız........” Anonsu duyulurdu... Heyecanla Galatasaray’ın maçına bağlanmasını beklerken radyo birden Demirbank’a bağlanır ve reklam devreye girerdi..... Çoğu zaman “hay ben senin demirbankına” olurdu insan... Uzunda sürerdi meret.. Birde illa ki 3-4 defa tekrar... “Demirbank...Demirbank...Demirbak...” (o nedenledir ki 20-25 yıldır hala hafızalarda. Bu da iyi bir reklamcılığın sonucu olsa gerekJ)...
Şimdi ise radyodan dinlemek o eski heyecanı vermekten çok uzak... Hiçbir zaman da o eski tadı da veremeyecek sanırım....

10 Ekim 2006 Salı

Ne Menekşeymiş ama..!


Türk Milli takımı İtalya ile hazırlık niteliğinde bir maça çıkıyor. Fatih Terim’in maç hakkında demeç verirken söz dönüp dolaşıp Fiorentina yıllarına geliyor. Terim her zaman ki gibi Floransa’yı yere göğe koyamıyor, 3 lafından biri nerdeyse Floransa, Firenze halkı... Seyircisiz bir maçı Floransa’da oynamanın ne gibi bir avantajı olabilir.. Stadın dışından destek mi verecekler...
Maç öncesi verdiği demeçleri gazete sayfalarından okuyunca ister istemez bir kez daha geçmiş yılları düşündüm... Şampiyonsuz geçilen bir dolu yılda takım kaptanlığına , oradan da imparatorluğa yükselen sevgili Fatih Terim'in futbolculuk zamanları aklıma geldi ilk... Her defasında ona karşı beslediğimiz sevgiyi dile getirdik tribünlerden...
Futbolu bırakıp antrenörlüğe adım atarak kendisini geliştirmesine ve en sonunda Galatasaray’ın başına teknik direktör olarak gelmesi gözümün önünden akıp gitti... Galatasaray’ı arka arkaya 3 sene Şampiyonluktan sonra o muhteşem UEFA kupasına uzanan yolda her zaman desteğimizi sonuna kadar verdik... Meşhur İstanbulspor maçında 30 bin kişi hep bir ağızdan “Kal bu sene , Kal bu sene , Alınacak çok kupa var bu sene” derken hepimizin yanaklarından süzülen bir damla sevgi idi Fatih Terim... Şampiyonlukları 4ledikten sonra kalmadı, kalamadı. Fiorentina’ya Mor Menekşelere gitti Fatih Terim. Gitmesi bizi ne kadar üzdü ise bir o kadar kendi seçimi olduğunu anlayarak ona olan sevgimizden bu kararı saygı ile karşıladık... Fiorentina’da yarım sezon çalıştı Fatih Terim.. Kendine has yapısı ve oyun anlayışı ile bütün Floransa halkının sevgilisi olması bize hep normal geldi... Ayrılmasının üzerinden henüz birkaç yıl geçmişti ki, Galatasaray ile Fatih Terim’in kaderleri bir kez daha kesişti... Sanki kaldığı yerden devam edecekmişçesine bağlandık Fetih Terim’e. Zor dönemlerinde adına tezahüratlar bile yaptık. Kaç Teknik direktör adına tezahürat yapılmıştır acaba? Bütün bu okuduğunuz dönemler içinde hep destek verdik.. Gerek futbolculuğuna gerekse Teknik direktörlüğüne hep destek verdik.... Yıllarca ... Ama kendisi nedense yıllardır ağzından düşürmediği Firenze kadar bizi anmadı... Şimdi ben bir Galatasaray taraftar olarak merak ediyorum. Bu Floransa veya Firenze halkı ne bok yedi acaba...? Yani bizim yapmadığımız neyi yaptı da Fatih Terim onları ağzından hiç düşürmüyor? Seyircisiz oynanacak maç için bile Floransa ismini açık açık telaffuz edecek ne iş yaptılar acaba? Harbiden ya... Yahu üzerinden yıllar geçmiş ve sadece yarım sezon görev almış olduğu takımın ve yörenin taraftarlarını hala Galatasaray taraftarlarından fazla anacak ne halt yaptılar? Çok mu zor “ Galatasaray Taraftarının bendeki yeri ayrıdır ama Floransa ve Firenze halkını da çok seviyorum” demek...




Ne menekşeymiş ama...