5 Nisan 2008 Cumartesi

Bir Kıvılcım Gerekir Bazen


Aslında bizler bu kıvılcımı geçen hafta içindeki cezayla almıştık. Orada bunu hissedemeyen, öyle yada böyle kıvılcıma kovayla su boşaltan futbolcular olmuştu ne yazık ki.

Yepyeni bir haftasonu başladı bugün. Evet, uyandığımızda şampiyonluk umudumuz vardı ama doğrusunu söylemek gerekirse bu geceye göre daha azdı. Önce Feldkamp istifa etti, güne iyi bir başlangıç yapabilmek için ideal bir haberdi açıkcası.

Saatler ilerledi, Kadıköy'de bir lig maçı başladı. Kayserispor uzun süredir İstanbul'da puan alamıyordu. Bir umut olabilir miydi bu maç? Yok yahu, zaten ligde bir hedefleri kalmamıştı; fazla beklenti içine girmek yanlıştı. Bu defa yanılttılar böyle düşünenleri, iyi başladılar ve ilk yarıyı önde kapadılar.

İkinci yarı başlıyor, durumlar sıkışıp da değişiklikler fayda etmeyince devreye hakemin girmesi gerekiyordu haliyle. Öyle de oldu. Yapanın, yapılanın ve şeref tribünündeki reisin gülümsemeleri arasında bir penaltı düdüğü çalınıyor; daha doğrusu üfürülüyordu. Uzatmalar bittikten sonra gelen ofsayt kokan gol de bunların üstüne tuz biber oluyor, yönetmenin belirlediği ana kahraman karakteri yine kazanıyordu.

Şimdi yarına bakıyoruz daha bir umutla. Önümüzde 6 maç var, tamamını kazanırsak şampiyonuz. Bunu başarabilecek gücümüz mevcut. Hala neyin uyuşukluğu, neyin durgunluğu? Bir kıvılcım gerekiyordu, ikincisi davullu zurnalı geldi.


Şampiyonluk yakın, meşaleleri yakın!