28 Şubat 2008 Perşembe

10. SAYI ÇIKTI!


*** PANKART ***
*** İŞTE ÖYLE BİR ŞEY ***
KENDİ SAHAMIZDAKİ BUHRANLAR ARASINDA BİR BURHANİYE DEPLASMANI
*** SEÇEMEM Kİ ***
*** SERVET GİBİ YÜREK ***
*** SEVİNÇ DEĞİL BİR TATLI HUZUR ***
*** AMATÖR AŞK ***
*** KARİZMANIN KATİLİ ***
*** KONYA'DA BİR MAÇ ***
*** ATEM TOTEM BEN SENİ ***
*** OTURDUĞUM YERDEN ***

The Flintstones

Günlerce kafa patlatmalar, örnek çizimler, toplantılar, bütçe hesaplamaları derken karar alındı. Godfather koreografisinin yorgunluğu bünyelerden silinmemişken yine yeni yeniden yola çıkılacaktı...

Boyama mekanı bu sefer ufak, basık ve bol kolonlu bir garaj katıydı. Onlarca kişi içeriye doluşmuş sabahtan başlayan çizimlerin ardından ertesi sabaha dek sürecek olan boyama etabını devam ettiriyordu. Gecenin son demlerinde herkes yorgunluğun dibindeydi ama kimse yorgun değildi...

Maç günü önceden planlanan biçimde kartonlar dağıtıldı, koreografiyi tamamlayan ön set pankartı yerine asıldı, son provalar, bildiriler, uyarılar derken o an gelip çatmıştı artık. Eser sahnelenmeye hazırdı...

Oyuncuların sahaya çıkmasıyla birlikte ortaya muhteşem bir görüntü çıkmıştı. Futbolcular dahil herkes eski açığı izliyordu. Tribün emekçileri bir birlerine sarılıyorlardı tiner kokan üstleri ve boyalı elleriyle. Gözler dolu dolu olmuştu gururdan ve mutluluktan. Tüm eski açık tribün alanınca oval biçiminde açılan beyaz sarı ve kırmızı kartonlar ortasında eski bir tanıdık olan Fred Flintstone sarı laci gömleğini giymiş, küçük emrah vari bakışlarıyla parmağını kaldırıyor. Ön setteki büyük pankartta ise "Bu Kupayı Görenler Parmak Kaldırsın" yazıyor.

Bu koreografinin bazı ayrıntılarıda var ki atlamak olmaz. 15 günde ikinci koreografi olması bu işe emek harcamış emekçiler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Bunun dışında, eski açık tribünde olmaz bu iş düşüncelerinden artık herkesin sıyrılmış olması ve eski açığın istediğinde nasıl bir enerji ortaya çıkarabileceğini gösterdiği bir nevi kanıttır bu. Konumu, yapısı, taraftar profili, deplasman tribünüyle yan yana oluşu, polis güvenlik kordonu boşluğu, üstünün kapalı olmaması, merdiven boşlukları dahil her yerin tıklım tıkış olması, megafon kullanılamaması vede bir fenerbahçe maçı olması atmosferine rağmen eski açık bu işin altından alnının akıyla kalkmıştır. Emeği geçen, düşünen, para harcayan, gelen, giden, isteyen, inanan, güvenen, çabalayan ve bu işi ortaya çıkartan herkesten allah razı olsun. Hepsine teker teker helal olsun.

The Flintstones Koreografi Videoları


GALATASARAY TV



LİG TV



KAPALI TRİBÜN




24 Şubat 2008 Pazar

Metin Oktay'ı Rahat Bırakın


Vefa güzel, unutmamakta. Ama amaç aşıldığı zaman durum, absürd bir hal alıyor.

Metin gibi oynayın tamam da, Metin Oktay buraya yumruk havaya ne?

Köln'de ikinci ligdeki Mondi'ye tezahürat ne?

Ya I Love You Hagi ne?

Samimiysek o zaman Çarşamba akşamı maç başlamadan, aynı isimlere tezahürat yapalım.

Tribün ciddiyet ve biraz da duruş ister...

Galatasaray'ın ayrıcalığı vardır, bilelim....

23 Şubat 2008 Cumartesi

Kurtuluş Günü


23 Şubat 2008.

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Özhan Canaydın yeni seçimde aday olmayacağını açıkladı. Bu bir seçim taktiği de olabilir; ne yazık ki son altı yılda yaşananlar bu seçeneği aklımıza getiriyor.

Doğru olsa dahi, bugün bir kurtuluş günü değildir. Kurtuluş, imtiyazlar ve korkuların arkasına saklanan Galatasaray Spor Kulübü kongre yapısının değişeceği gün olacaktır.

Bu değişimi başaran ayrıcalıklardan yararlanıp kapıları sımsıkı tutanlar değil, kulübün sahibi Galatasaray taraftarı olacaktır.

O güne kadar değişen yalnızca isimler olacaktır.

O gün geldiğinde ise Galatasaray kurtuluşuna dev bir adım atacaktır.

İMTİYAZLARA VE KORKUNUN BESLEDİĞİ ÜRKEK TAVRA KARŞIYIZ.

CİM BOM BOM HALKINDIR.

uA KARŞI

22 Şubat 2008 Cuma

10 BİN GİTTİNİZ 10 BİN DÖNÜN


TSK GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
BASIN AÇIKLAMASI
TARİH : 22 Şubat 2008
NO : BA - 14 / 08


Türk Silahlı Kuvvetleri; yurt içindeki operasyonlarına devam ederken, Irak’ın kuzeyinde üslenmiş PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarını etkisiz kılmak ve bölgedeki örgütsel altyapıyı kullanılmaz hale getirmek maksadıyla, 21 Şubat 2008 günü saat 10:00-18:00 arasında, belirlenen hedefleri karada konuşlu uzun menzilli silahlar ve Hava Kuvvetlerine mensup uçaklar ile etkili bir şekilde vurmuştur.


Başarıyla icra edilen ateşle taarruzdan sonra, aynı gün saat 19:00’dan itibaren Hava Kuvvetleri ile desteklenen bir sınır ötesi kara harekatı başlatılmıştır.


Bugüne kadar icra edilmiş olan hava operasyonlarının devamı niteliğindeki kara harekatının hedefi, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü olup; sivillerin ve Türk Silahlı Kuvvetlerine düşmanca bir harekette bulunmayan yerel unsurların harekattan olumsuz etkilenmemeleri için gerekli hassasiyetin gösterilmesine devam edilecektir.


Irak’ın toprak bütünlüğüne ve istikrarına özel bir önem veren Türk Silahlı Kuvvetleri, planlanan hedeflere ulaşılmasından sonra, en kısa zamanda yurt içine dönecektir.


İcra edilen harekatın, bölgenin teröristler için kalıcı ve güvenli bir üs bölgesi olarak kullanılmasını önleyerek, Irak’ın istikrar ve iç barışına da katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.


Basın mensuplarının operasyon bölgelerine girmemeleri, kendi can güvenlikleri ve harekatın emniyeti açısından önem taşımaktadır.


Gerektiğinde kamuoyu ayrıca bilgilendirilecektir.

Saygı ile duyurulur.



21 Şubat 2008 Perşembe

Yenilmeyeceğiz!


Sen ol bizi sevindirende üzdürende. Sen ol tüm bu kahkahaları ve tüm bu göz yaşlarını sahiplenen. Sen tüm o dünyanın kahpeliklerine karşı saf ve temiz yenil. Hangimiz yenilmiyoruz ki... Skor çok mu önemli kimilerine göre? Boşver! Bizim umrumuzda değil. Skorları hesaplamayı çoktan bıraktık. Biz senin yenilişini sevdik tüm o yalancı galibiyetçilere inat. Senin bize bizim sana benzeyişimizi sevdik tüm o maskelere inat. Akan kanların damla damla bizim göz yaşımzıdır. Kolumuz bacağımız hatta kalbimiz kırılsada yen içinde kalır. Nasıl ki hep yenildiysek asla da yenilmeyeceğiz. Sevmesini nasıl bildiysek aynen öylede taş basmasını biliriz. Sen şampiyon olmasanda kupaları almasanda seviyoruz işte... Seviyoruz!


Sen hep yenil biz hep üzülelim. Ne değişir ki hayatımızda? Evet bir tek sen vardın hayatımızda galibiyete uzanan. Varsın olmasın... Dibine kadar yenil sonuna kadar. Yeterki sen asaletini koru! Yeter ki hayallerimize karışma. Zaten elimizde başka ne kaldı ki?



18 Şubat 2008 Pazartesi

Başkan Budur


Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sayın Özhan Canaydın gece dememiş, gündüz dememiş, başkanlığını yaptığı Galatasaray Spor Kulübünü ihmal etmesine rağmen; Hasan Doğan'ı TFF Başkanı, Oğuz Sarvan'ı MHK Başkanı, Adnan Türkkan'ı Tahkim başkanı ve Kemal Dinçer'i Gözlemciler ve Temsilciler Kurulu başkanı yapmıştır. Tebrik eder bu eşsiz başarılarının devamını dileriz.

Hep başarılı, tam başarılı.

Galatasaray Kongresi uyuma, bu başarıları ödüllendir.

Ajandamız 21-28



21 Şubat 2008 Perşembe
Mecidiyeköy - Bayer Leverkusen
Futbol
*
24 Şubat 2008 Pazar
Ahmet Cömert - Karagücü
Engelsiz Basket
*
24 Şubat 2008 Pazar
Ayhan Şahenk - Ceyhan
Bayan Basket
*
24 Şubat 2008 Pazar
ASY - Kasımpaşa
Futbol
*
26 Şubat 2008 Salı
Ayhan Şahenk - Asvel
Erkek Basket
*
27 Şubat 2008 Çarşamba
ASY - Fenerbahçe
Futbol
*
28 Şubat 2008 Perşembe
Ayhan Şahenk - Electra Ramat
Bayan Basket

16 Şubat 2008 Cumartesi

Kamil Doğanlar


Dünden hafızalara kazınan güzel işi görme umuduyla sabahleyin gazete açılır ve gözler fotoğrafı seçebildiği anda 'hayret; değinmişler' edalarıyla ufak habere odaklanılır. Ortada ne Godfather teması, ne mantık, ne de habercilik vardır. Gözüken olsa olsa kamilliktir.

Türkiye'nin en çok okunan gazetelerinden bir tanesinde sen gözü bozuk olmasının yanında işittiği müzik ile görüntü arasında bir bağlantı kuramayacak, 600 metrekarelik pankarta poster diyecek adamları muhabir olarak koyarsan, böyle rezaletlerle anılmaya mahkum kalırsın.

Çok şükür el öpen arkadaşı başbakan olarak lanse etmemişler..

Bir Kez Daha


Hadi artık demeler, toplanmalar, seçenekler, kararsızlıklar, parasızlıklar, kartonlar, kumaşlar, boyalar, sabahlamalar, fırçalar, gerilimler, msnde sohbetler, taksitler, beklemeler, bekletmeler, telefonlar, mesajlar, mailler, megafonlar, pankartlar, taşımalar, taşınmalar, yüklenmeler, dağıtmalar, asmalar, soğuktan donmalar, broşürler, forumlar, yazılar, topicler, gülmeler...

Bunlar değişmedi...

Oldu bu iş sevinci...

Buda değişmedi...

Değişmeyecek.

Herşey Galatasaray için...

14 Şubat 2008 Perşembe

OBEY YOUR MASTER!



ARKANA YASLAN VE SADECE İZLE!!!

13 Şubat 2008 Çarşamba

Vira Bismillah...





GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN!

11 Şubat 2008 Pazartesi

Sevinç Değil; Bir Tatlı Huzur!!!



Soğuk ve durgun bir sabah abbio'nun teftiş telefonuyla Kadıköy maceramız başladı. Otobüsün ısrarla gelmemesi, bu süre zarfında anlaşılan yerde hazır olan abbio'nun sinirli bekleyişi gibi detaylar, uzun ve yorucu geçecek günün ilk işaretleriydi. Neyse ki, arabanın kasetinde çalan hüzünlü nağmelerle beraber Mecidiyeköy yollarına düşmeyi becerebildik. Yoldayken başkanın gelmeyeceği haberini alıyor, üzüntüye boğuluyorduk. Sevgili abbio'nun başkanı aramayı unutması da şans eseri perde arkasında kalarak, tarihteki yerini alıyordu.


Suyun KARŞI tarafına geçene kadar birçoğunu unuttuğumuz türlü anıları paylaşacağımız Imperial kıyılarına gelmiştik artık. İkinci evimiz olma yolunda depara kalkan yeri gündüz gözüyle görmenin ferahlığını, içeride bizi karşılayan Aret, maje, patriot, voda'nın umutlu gözleri destekliyordu. Zaman ilerledikçe kalabalıklaştık, şişeler masaya sığmaz oldu; yan masalara dolduruldu. Emre ve Ogün'ün de katılımıyla toplamda 8 kişi olan kadromuz ortaya çıktı. Birlikte haykırıldı, tanımadık insanlarla omuz omuza sokağa gürlendi. Öyle ki, yola düşmeye yakın vakitte mekana giriş yapan bir polis memuru apartmanlardan gelen şikayetleri bize bildiriyordu.


Saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadık ama gidiş zamanı gelmişti artık, öyle diyorlardı. Taksiler tıka basa dolduruldu, bir Ali Sami Yen gününü andıran yol üzerinden stada ulaşıldı. Polisin şaşırtmayan sert müdahaleleri, üst geçitten 'keşke bu sene bir değişiklik yapıp kaya atsaydık' düşünceleri eşliğinde taş atmaktan haz duyanlar arasında tribüne 8 kişilik kadromuzla girişimizi yaptık. Maçın başlamasına yaklaşık 1 saat kala üst katın en üst tarafına zorlanarak çıkabildik nihayetinde.


Şöyle bir sağı solu süzmeye başladığımızda gördük ki, Parçalı solumuza, Uni ise hemen altımıza konuşlanmıştı. Maraton tribünde zihinsel denge sorunu yaşayan insan oluşumları kendini özlettirmemeye niyetli gibiydi. Sahaya bakmak yerine abuk el hareketleri ile kendini mi gösteriyor diye düşündüğümüz insanları mı ararsınız, boğazı ile işaret parmağını bütün maç ayıramayan Alex'e tapınanlar tribününü mü ararsınız, yüzü en çok Carlos diye debelenirken fotojenikleşen varlıklar mı ararsınız, biraz sonra salladığı parayı sinirden sahaya atacak tuhaf yaratıkları mı ararsınız; hepsi yine oradaydı merak etmeyin.


Bu dipnotlar eşliğinde maçın başlama vakti gelmişti. Herkesin yüzünde bir tutam ateş, bir tutam umut. Kimse rahat değil kuşkusuz, ancak bu durum tribüne pozitif enerji aktarmaktaydı fazlasıyla. Öyle ki, saygı duruşunu maçta nadir rastlanacak rica minnet ıslıklarıyla farkediyor ve susuyorduk. Saygı duruşunun hemen sonunda patlayan 3'lü pek güzel olmuştu. Tribünden arta elle tutulur birşey kalmadığından; herzamanki gibi suçlu Galatasaray tribünü olacaktı. Bilmeden, yaşamadan, görmeden yazmak ve yorumlamak tam anlamıyla budur işte. 90 dakika saygı duruşu pozisyonunda bekleyip, sahaya korkak gözlerle baksak; pekala o ufak gürültüyü yaratmazdık.


Hem sahada, hem tribünde iyi başlamıştık; hissediyorduk. Her ne kadar maje 'Hep böyle başlar' sözleriyle sinir bozsa da, vardı işte bir farklılık. Gözümüzü açıp kapayana kadar ikinci yarıya gelmiş, moradam'ın tribündeki üstünlüğümüzü anlatan mesajıyla kendimizden geçmiştik. Kral'ın kaçırdığı golle aşağılara doğru uçarken, belki de ilk defa elimizden gelenin en iyisini yapmanın huzuruyla çeyrek koltuğuma geri dönüyordum. Nihayetinde maç uzun yıllar sonra hem tribünde, hem sahada yakaladığımız üstünlüğe rağmen 0-0 bitiyordu.


Son cümleden sonra ayrı bir paragraf açmak lazım, çünkü başlığıma sebebiyet veren durumun teması orada yatıyor. Yıllar sonra gol yememiş olmamız bile bizi sevindirmeye yetmedi. Son düdük bize huzur vermişti yalnızca. 2 yıl gecikmeli de olsa bir tatlı huzuru almıştık sonunda. Şahsiyetli oyun bize çoktan yetmişti, yenilgide de üzülecektik ama o huzur terketmeyecekti bizi. Anlamıştık bunu.


İskeleye başımız dik yürümenin, çevredeki pencerelerden kahraman edalarıyla alkışlanmanın, o gülümseyen yüzlerin huzurunu neye değişebilirdik ki? Devamında ise gelecekte 'uğurlu kadro' olarak anılacak ekibimiz farklı yollarla evlerine dağıldı.


Bu güzel deplasman gününü bizlere yaşatan herkese bir minnet, şahsiyetli 11 Türk'e kalbimizden kopan bir alkış, tribüne ise tepedeki resmi haketme ödülü ön görülüyor tarafımızca.



Korkma ölmez sendeki bu büyük taraftarlar..!

7 Şubat 2008 Perşembe

21 Şubat 2008



Her sayfa yenilendiğinde maçın skorunu, sayı atanın kim olduğunu, ribaundları görebiliyoruz; maçla ilgili düşünceleri msnden, forumlardan paylaşıyoruz.

Canlı yayın varsa izliyoruz.

Bir grup sevdalı genç dışında bu takımı hak ediyormuyuz?

Bayan basket takımımız bir turu daha rahatça geçerek ilk sekize kaldı.

Ama bu maçın sonucuna sevinen binlerce taraftardan kaçı bu takımı salondan izledi?

Evet izlemek için başarıya gerek yok. Ama bunu mazeret eden varsa artık ona mazerette yok.

21 Şubat 2008'e daha var ama siz bugünden planı yapın ve artık şu takımı yalnız bırakmayın.

6 Şubat 2008 Çarşamba

Birde Siz Gitseniz..!



Milli maç öncesi bildiğimiz spiker yorumcu konuşması. Ömer Üründül, Kazım Kanat, Levent Tüzemen sırasıyla önce stadın boşluğundan konu açıp yine paylama, azarlama ve klasik bak maçları vereceksin Ankara'ya, Bursa'ya, İzmir'e çözümü üzerindeler.

Pek tabii İngiltere örneğine bir uzanıyoruz.

Her şeyimizle benzedik bir futbolumuz kalmıştı.

Onlar yerinde, biz yerimizde kalalım mutlu olalım. Ama ben mümkünse bu model yazarların ihracını istiyorum. Gönderelim paketleyip hepsini biz futbol aşkımızı kendimiz yaşayalım İngiltere futboluda bu ithal futbol yazarları ile görmedikleri zulümle baş başa kalsınlar.

4 Şubat 2008 Pazartesi

Yeni Düşler..


Herbirimiz kadar karmakarışık bir hafta geride kaldı. Bayan baskette farklı kazanılan Tarbes maçı, ertesinde Casa Ted galibiyeti, cumartesi günkü '2 maç birden' voleybol seansından sonra yorgun bünyelerle iniş yapıldı karşı kıyının topraklarına.. Sevmekten başka ne yaptık ki biz gözyaşlarına izin verilmedi. Kolkola verilip alayına yüründü. Evet ölmeyeceğiz, evet terketmeyeceğiz. 5 maçlık bu periyot ve patlayan avuçlarda inceden bir sızı, boğazlar keyif sigaralarına bile izin vermemekte..

Yükseliyor Sesimiz..

3 Şubat 2008 Pazar

Bir rüzgar ki esiyor bir yakadan diğer yakaya...




Başka

Bugün başka bir gün

Bambaşka bambaşka

Baksana deniz köpürmüş delicesine dalga dalga

Bir rüzgar ki esiyor bir yakadan diğer yakaya...



Yok yok bugün başka bir gün

Bağırsam yok

Sussam yok

ve yürüyorum ben karanlığın en dibine...



Bugün başka bir gün

Bambaşka bambaşka

Islık çalıyor sokakta bir kaç yalnız adam

Senede bir gün arnavut kaldırımları ıslanmış bu yolda

Ne sen varsın ne de ben varım...