21 Aralık 2010 Salı

Sessizliğe haykırış..



Rüzgar üzerime saplanmış olan bütün kiri ve ruhumdaki bütün irini söküp atıyor. Geriye sadece ben kalıyorum ve ince bir uğultu sesi. Düşüyorum ağır ağır, sarı ve kırmızıyı hissedercesine, yüzümde kocaman bir kırgınlık. Tenim yanıyor ve öylesine yalnızlık kokuyor ki hava, mutluluk ve acı yer değiştiyor. Her yerimizi sarıyor bu pis hissiyat. Terk edilircesine kaderine. Tanımamazlıktan gelircesine. Böylesine bir oluşumsal gariplikler silsilesi. Düşüyorum ölümü bile arkamda bırakarak, sonsuz girdaplar misali , yalan hayallerin varolduğunu haykırarak. Düşüyorum onların sahtekarlığının ucsuz bucaksız uçurumlarından aşağıya doğru her gece, ardından tan kızıla boyanıyor açıyorum gözlerimi ve haykırıyorum; bitmedi sürüyor o kavga, kavgamız...