29 Eylül 2008 Pazartesi

Söz


Şimdi dimdik durmanın zamanı değil mi?

Dağılmamak lazım, yapılacak çok iş var değil mi?

Peki mümkün mü abi?

Bir pankartla başlayan hikayemizin geldiği noktayı hayal etmişmiydik hiç? Biz elimizde pankart çıkarken ağır ağır merdivenlerden sen çıkan her engeli sessizce kaldırmıyormudun abi? Haylazlık yapıyorduk üçer üçer çıkmak için ve her tökezlediğimizde seni bulmuyormuyduk yanımızda? Ve günü geldiğinde; artık kendi ayaklarımız üzerinde dururken, senin gururla bizi izlediğini bilmiyormuyduk? Duymuyormuyduk sanıyorsun bizi her ortamda onore eden sözlerini?

Kızıyorduk birbirimize, bazen küsüyorduk bile ama biliyorduk be abi, et tırnaktan ayrılırmıydı hiç?

Her sitem dolu başlayan konuşmalarımız, yazışmalarımız kahkahalarla bitmiyormuydu?

Şimdi sana sitemimiz ne olacak abi?

Böyle bırakılıp gidilir mi?

Bu grup senin emeğinin bulunduğu Galatasaray aşkı ile dolu her grup gibi; her Galatasaraylı gibi seni unutmayacak.

Sahip çıkacağız.

Gözün arkada kalmasın.

ultrAslan
KARŞI

27 Eylül 2008 Cumartesi

Kelimeler Kifayetsiz..


* 28 Eylül Pazar günü
ikindi namazını müteakiben
Şişli Camii'nde kılınacak cenaze namazı sonrasında
Hasdal Mezarlığına defnedilecektir..

25 Eylül 2008 Perşembe

Özlem..



İzmit'te yağmurdu adı.. Şimdi rüzgar..
Gündönümü,
Atkılar fora..

Galatasaray-Konyaspor
28 Eylül pazar-Sami Yen..

22 Eylül 2008 Pazartesi

Umudum Oldun Sevdam..

8-9 saat yol gitmek gibi bir çile çekilmeyince sanki alınan 3 puan yarım oluyormuş gibi, 1 saatlik Kocaeli deplasmanında da gerekli çile itinayla yaratıldı.


Hafta arasında 'kim geliyor', 'nasıl gidiyoruz', 'bilet nasıl olacak' diye sorgulanırken ahalinin pekte alışık olmadığı bir organize bozukluğu ile maçtan 1 gün öncesine kadar hiçbirşey belli değildi. Cumartesi akşamı iftarın hemen sonrasında Aksaray metro istasyonundan yarım kiloluk İsviçre çikolatası ile başlayan şen şakrak yolculuk, Haydarpaşa tren istasyonuna kadar devam etti. Çikolata tükenip Gar Pub görününce ufukta, 'yarın seferiyiz arkadaş' diyerek yükleme başladı. Vakit tamam sesiyle yolculuk start aldı..


Adapazarı ekspresi.. 20/09/2008 Saat:21:30...


Deplaseyi 1 gün evvelinden başlatan tribündaşlarla oluşan 10 kişilik ekip, insanları rahatsız etmeyelim en arka vagon bomboş ile yola koyuldu.. Bu boşluk daha sonra kendini belli etti. 1-2 istasyon sonrasında henüz şehir merkezinden dahi çıkamamışken arka vagonda herbiri birbirini tanıyan, nereye neden gittikleri halen bilinemeyen garip bir kitle vagonda belirdi. Sabır diyerek yola devam edildi. Diliskelesi durağında ise haritalarımızda gerekli karalamayı yaparak uğranmayacaklar listesine eklemeler yapıldı.


Gece 23 sularında İzmit garına iniş yapıldı. Alışık olduğumuz el sallamalı vedalardan sonra burada 2-3 karşılayanımız yüzlerimizi güldürdü.. Ufak bir şehir turu lahmacun operasyonu ile tamamlandı, hatta abartıldı. Artık istikamet sahil şeridi.. Acemi birer aşıktık nede olsa ve çoğu zaman ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda..

Gecenin ilerleyen saatlerinde uykuya yenik düşeceğini ileten ekip, İzmit'in en yüksek noktasından şehre sırıtan örgüt evine ulaşmak için yola koyuldu.. Kalanlar 'güzel hava' kandırmacası ile sahil şeridinde yaşayışını sürdürdü. Taa ki ters köşe yapan bulutlara kadar.. Yağmur inceden kendini gösterdi, bir parkta dinmesini beklemekte yetmedi. Dur durak bilmeden sokakları döven yağmurda salındık sokaklarda.. İyice azıtan yağmurun ardından sabah 5 sularında kırık dökük bir otel odasında oraya daha önce sığınan kimbilir kaç tane hayatı sorgulamadan yumduk gözlerimizi yarınlara..


Maç gününün sabahında İstanbul'dan gelen telefonlarla gözler açıldı. ' Hadi oğlum bilet ' diyordu telefondaki ses ısrarla.. ' Tamam sıradayım ' ile savuşturuldu ilk hücum.. Yorgan tekrar kafaya çekildi ancak uyumak ne mümkün, gözler açıldı bir kere.. Sarı-kırmızı geldi tekrar akla ve akşamdan kalan hala ıslak üst baş tekrar sırta geçirildi ve henüz uyanamayanlar orada bırakılarak deneme\yanılma, sorup\soruşturma metodu ile stada ulaşıldı. Yanlış gişe vs. ile neredeyse Kocaeli taraftarı ile yönetim bilet rezaletinden dolayı istifaya davet edilecekti ki , nerdeyim lan ben sorusunu kendime yöneltip deplasman tribününe yol aldım. Tek başınalığın sinir bozukluğunu atmaya çalışırken, deplasman tribünü girişinde tek bir adam.. Sigarasından yarım bir nefes alıyor.. Gerisi alayına kimsesizlik.. Bu adam akşam üzeri uykuya yenik düşüp evin yolunu tutan diğer elebaşından başkası değil.. Uyuyamayarak sabahın köründe stadın yoluna düşmüş.. Tek başınalığına küfrediyor sessizce.. Yahut o da çok seviyor.. Durum 2 elebaşı diğer militanları arkada bırakmış, yeni operasyon düzenekleri oluşturma şeklinde ilerliyor.. İnceden atıştıran yağmurdan çok biletlerin saat 4'te çıkacak haberinin gelmesi ıslatıyor bünyeleri ve tribünün hemen karşı sındaki kahveye kapak atılıyor.. Ki bu kahvenin camları deplasmana gelen tüm takım taraftarları tarafından ortalama birer kez yenilenmiş. Her sağlam deplasman grubu ile cam çerçeveyi yeniletmek zorunda kalan ve bundan gayet muzdarip kahveci ' yine mi a.q. ' diye sırsalanırken gayet sevecen yaklaşımımız ile hayatında yeni bir sayfa açmıştır..


Saat ilerliyor, geride kalan diğer deplasmancılar uykularından uyanıp stada geliyor ve İstanbul'da kalan ahali inceden yola çıkma hazırlıklarına başlıyor.. Bilet satışının başlama saati yaklaştıkça kuyruk olabildiğine çoğalıyor, etrafta bolca karaborsacıda pusuya yatmış durumda.. Sıraya en önde girme imkanı varken anlamsızca sıraya girmeden kalabalığı seyre daldık. Yeni çözüm yolları aranırken, kalabalığın açılmasını beklediği 42 numaralı kapının hemen arkasındaki bilet gişesine ulaşmanın bir yolu bulunuyor 2-3 demir parmaklıktan seri şeklide atlanarak.. İstanbul'a telefon çekiliyor ardından, ' Gelebildiğiniz kadar gelin... '


Karaborsacılarında aynı yeri keşfi ile, üstü açık\dört tarafı kapalı 30m2 alanda 4 e 10 karaborsacılar önde durumda.. Dışarıda öylece dolanan diğer ekip üyeleride içeri çağrılıyor ve olası bir bilet satış başlangıcında durum 10 a 10 eşitleniyor.. Derken İstanbul'dan gelen ahalide mevcut bölgeye çekilerek uygun strateji yaratılıyor.. Bilet satışının başlaması ile karaborsacılar anladıkları dilde gişeden püskürtülüyor ve tüm ekip biletlerine kavuşuyor.. Aynı esnada sabahın köründen beri 42 numaralı kapının açılmasını bekleyen 300 400 kişilik grup halen oldukları yerde bekliyorlar, kene bestesi eşliğinde eğlenerek.. Kapının açılmasıyla onlarda bilet alımına başlıyorlar ve bu esnada karşı ekibi 12 elemanıyla stada giriş yapıyor.. Pankart uygun yere sabitleniyor, çizmeli boyamalı pankartları getirmeyişimize şükrederek.. İftarlıklar hazırlanıyor ve maçın başlama saati bekleniyor, uA Kocaeli'nin imza attığı koreografi hazırlıklarına ne yapılabilir konuşmaları ile.. Tekrar ellerinize sağlık çocuklar..


Takım tünelde beliriyor ve 2 günlük tüm sıkıntı herzaman ki gibi unutulup gidiyor.. Yağmur azaldıkça sessizleşiyor, o şiddetlendikçe daha bir ' milyonlarca taraftarın yanyana ' oluyoruz..

İyi başladık, hem sahada hem tribünde derken iftar saati geliyor.. Aynı esnada da gol.. Ağza atılan ilk lokma olduğu yerde düğümlenip kalıyor.. Rakip tribün neredeyse doğru dürüst gooll dahi diyemiyor.. Hemen ardından patlattıkları ya allah bismillahh sesleri ile tribünümüz biraz daha kendine geliyor ve kaldığımız yerden devam ediyoruz saldır Galatasarayyyy ile...

Beraberliğin sonrasında kaçan pozisyonlara hayıflanıp aramayız inşallah derken devre arası oluyor.. Yağmur dahada hızlanıyor ama bu kez bağırmıyoruz.. Pankartımızı branda yapıyor ve az da olsa bir süre ıslanmıyoruz..

2.yarı başlıyor.. Tribün düşük tempoda.. Takım ateşlenince, tribünede yansıyor ve tekrar gaza basıyoruz.. Arka arkaya gelen goller ile rahatlıyoruz.. Maç sonu klişe makaralar başlıyor ancak galip durumda ve maçı garantilemişken bizim tribünün pekte eğlenemediğini bir kez daha görüyoruz.. Kocaeli tribünü pek aldırış etmiyor ve + puan yazıyoruz diğer anadolu şehirlerinde alışık olduğumuz durumlar olmadığı için..


Maç sona eriyor.. Bir aklı evvelin Nonda'nın ayağı kırıldı haberi aklımıza golden sonra yaptığımız tezahürat ve bugüne kadarkileri getirtiyor.. Nazar değdirdik adama diyoruz, bir NondaSever'in 3.yle devam eder deyişine kadar.. Telefonla önemli bir durumda olmadığını öğreniyoruz ve ohh çekip staddan ayrılıyoruz..


Tam deplasman girişindeki bilmem kaç araçlık stad otoparkı varken, bu 34 plaka olumm diyerek şehrin muhtelif bir yerine kadar bizi yürüten arkadaşa selam edip elde pankart karanlıkta yürüyoruz sokaklarda.. Yağmur yine tepemizde.. Araca ulaşana kadar bir iki sürtüşme ve yola koyuluyoruz 5 otobüslük İstanbul kafilesinin hemen önünde..


Yola çıktığımızda hemen karşımızda beliren ' İstanbul 67 ' yazısıyla aklımıza yola çıktıktan 4 5 saat sonra beliren ' İstanbul 300 ' ü görünceki sevinçlerimiz geliyor ve gülümsüyoruz.. Hızlı pilotlarımızın yağmurlu pistlerdeki başarılı pilotajları ile yeni gün başlamadan şehr-İ stanbul'umuza merhaba diyoruz..

Evet yine bu son dedik ama ne yeminler bozduk senin için tarifi bile imkansız..




Senle ağlar senle gülerim,
Senle yaşayıp senle ölürüm Galatasarayım..

21 Eylül 2008 Pazar

İzmit'teyiz...


KARŞI uA kafilesi stadda pankartını asmış maç saatini bekliyor...

Haydi Aslanlar...

Çıkmayın KARŞI'mıza, pişman olursunuz...



Yaşamdaki tüm kırık pencereli zorluklara yeni bir halka ekleyen Karşı zihniyeti, Galatasaray peşinden görülmemiş yollarda ilerliyor..Bisiklet ile gidilse daha sakin olur, zincirleme bir deplasman hikayesi bu..

Yollarında ölemedik diye kızma bize, senin için yaşıyoruz Galatasaray...

20 Eylül 2008 Cumartesi

Her dalda nice kupalar


Superleague Formula Finali
Galatasaray-Milan
21.09.08

Ben Sana Tutsak


GEÇİYOR AKŞAMLAR SESSİZ
GECEYİ YIRTAR YALNIZLIĞIM
GÜNEŞİ YAKARIM SENSİZ

19 Eylül 2008 Cuma

Süper Lig 4.Hafta

hayat ne kadar karışık bir mekan
gözlerde sadece gülmeyi özleyen bir his var
günlerin hiç günahı olmadan yine
bir de bakmışsın ki dönüş yok geriye..
-
Pazar 19:00
İzmit İsmet Paşa..

St. Jakob-Park / Basel


Ne kadar övünsek az..
İsviçre deplasman sayılmaz!

AC Bellinzona: 3 - Galatasaray: 4


Yalandan da olsa;
ne güzel güldün bu akşam bana..

15 Eylül 2008 Pazartesi

Galatasaray-Antalyaspor (Tribünsel Özet)

meşin topun kralı, goller sıralı

ağlar bile delindi metin topa vuralı

metin sağ, metin sol, metin goool metin gol

metin kafa, metin şut metin goool metin gol

Çok Gereksiz Hareketler Bunlar #2


Meister Ömer!

Almanya'dan bildiriyorum


Bu hafta Köln-B.Münich karşılaşmasında acayip ilginç şeyler olduğu haberini iletti Pankart Fanzine Münich muhabiri. İşte bir maçta yaşanan ilginç vakalar;

Olaylardan birincisi FC. Köln taraftarı Ümit Özat'a beklenenin aksine yoğun bir destekle sahip çıktı. Türkçe yazılan "Ümit İnşallah Yakında Seni Yeniden Sahada Görürüz" pankartı açıldığında gözlerin yaşardığı anlar yaşanıldı..

İkinci haber ise eski Köln'lü, yeni Bayern'li Podolski, Köln deki maçta Köln'e bir gol attı ve bütün stad ayakta alkışladı. Bu durumu kendimizle karşılaştıracak olursak Sabri'nin başka bir takıma gidip oradayken bize gol atması ve tüm Kapalı'nın bunu aklışlamasına tekabül ediyor..


Münich/Almanya
KARŞI uA/Keleş

14 Eylül 2008 Pazar

Bizler yaşadıkça sen ölmeyeceksin


" Bizi sevenleri üzmeyelim baba. "

Metin Oktay


" Seni sevenleri bir kere üzdün. 13.09.1991 "

KARŞI

Çok gereksiz hareketler bunlar

Allahın sopası yok..
Kapalı'nın var!

12 Eylül 2008 Cuma

Pankart Fanzine #12


BURASI METİN OKTAY BURDAN ÇIKIŞ YOK
***
2008-2009 SEZONU HAZIRLIKLARI
- Digital Pankart
- Boyama Bez Pankart
- pankartfanzine.blogspot.com
- 2008-2009 İlkbahar & Yaz Kreasyonu
***
ORADA BİR MARKET VAR UZAKTA
***
GALATASARAYLI OLMAK
***
NE ŞUBEYMİŞ ARKADAŞ
***
BİR PANKARTIN ANATOMİSİ
***
EURO 2008
***
SOUND OF FOOTBALL
***
5 METREDEN 37 EKRAN
***
ALTERNATIVE
***
OTURDUĞUM YERDEN

ÇIKTI !

11 Eylül 2008 Perşembe

Kırılma Noktası..!

21 Mayıs 2000 tarihinde Galatasaray, UEFA Kupası Şampiyonu olmuş bir şekilde İstanbulspor maçına çıkıyordu. Bilmem kaç milyon Galatasaray taraftarının düşüncesini tribündekiler dillendiriyorlar ve Kal bu sene, kal bu sene... Alınacak çok kupa var bu seneşeklinde tempo tutuyorlardı..

10 Eylül 2008 Çarşamba

Hiç Durmak Yok


Öyle aşkla, öyle inadına, öyle sabahlara kadar, öyle tutkuyla, öyle durmadan, öyle yorulmadan, öyle kavgayla, öyle yalnız, öyle omuz omuza, öyle aynı....

***

yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..

yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...

Nazım Hikmet

9 Eylül 2008 Salı

13 Eylül Cumartesi - 21:45


Maç Günü Ali Sami Yen Gişe Fiyatları

Yeni Açık Alt: 26 YTL
Yeni Açık Üst: 26 YTL
Eski Açık: 26 YTL

İlla bir maçı boş tribünlerle mi oynamak gerekiyordu?

Aidiyetsizlik sorunsalı

Orası asla; bir "Ali Sami Yen" olamayacak..

Kırılgan çatı üzerinde sorgusal


..."Son olarak dergimiz aracılığıyla taraftarımızı bir konuda uyarmak istiyorum. Daha öncede belirttiğim gibi Kapalı Alt bölümü yağışlardan korumak amaçlı saçak yaptık. Bu saçağın asıl amacı taraftarı yağışlardan korumak, bunun için hayli hafif bir saçak. Ancak farkettik ki ilk Steau maçında Kapalı üst bölümde ki bazı taraftarlarımız bu saçağa çıkıyorlar. Bu saçak Numaralı tribünde ki gibi sağlam bir saçak değil. Bu durum kazalara neden olabilir. Bunun için gerekli uyarıları tabii ki yapacağız ama dergimiz aracılığıyla da bir kez daha taraftarımıza iletmiş olalım."

Galatasaray Dergisi
Eylül 2008/09
Yıl 7 Sayı 71
Çoşkun Peküstün

Bu satırların üstüne insanın aklına gelen ilk bir kaç soru; Bu kırılgan çatı sete asılan ve Kapalı'nın dili olan pankartları engellemiyecek biçimde yapılamaz mıydı? Kapalı Üst Tribündeki taraftar profilinin seti aşarak bu kırılgan çatıya kolaylıkla çıkabileceği gün gibi ortadayken neden "kazalara neden olabilecek" türde bir malzemeden yapıldı? Kapalı tribündeki kırılgan çatı taraftarınızı yağışlardan korumak için yapıldı da Numaralı tribündeki kalender çatı meteor yağmurlarından korumak için mi yapıldı? Son olarak; siz bu işin sonunu hiç mi düşünmediniz?

O stadın her karışı bizim için kutsaldır ve bu septendir ki tek bir karışına dahi zarar vermemiz kendi maneviyatımıza hakaret etmemiz demektir, bunu blogumuz aracılığıyla da bir kez daha stad yönetimimize iletmiş olalım.

8 Eylül 2008 Pazartesi

Seyir Defteri


Yine boşluk.

Bitmek bilmeyen, Avrupa Şampiyonası'yla geçiştirilmeye çalışılan uzun yaz aylarından sonra ilaç gibi gelmişti ligin başlaması.. Yeni yeni ısınıyoruz artık derken milli maç arası peydah oldu ve sıkıntı yine doruklarda..

Futbol takımı medyaya göre hararetli, bize göre zamana karşı savaş halinde günler geçiriyor. Transferin son günü imza atan genç sağ bek, umarım o bölgede mevzubahis olan "Uğur laneti" ni başına bir iş gelmeden yıkar. Uğur'un kaybından itibaren o bölgede sakatlanan oyuncu sayısı 3.

Lincolndü, Skibbeydi derken taraftar asıl sorunlarını unutuyor sanırım. Kapalı ne son seneye yakışır coşkuda nede gerekli görsellik stadda mevcut. Kapalı alta yapılan çatıda halen imha edilmiş değil. Bu konuda da sakat bir taraf var ki ; stad düzenlemelerinden aşina olduğumuz " çıkmayın oraya, kırılır " azarı , bu kez GS dergisinde yer bulmuş, " Bazı taraftarların buraya çıktğını tespit ettik, buradan uyaralım o çatı numaralı tribunde olduğu gibi sağlam değil " şeklinde garip bir uyarı var.

Basketbol şubesi de sakin günler geçiriyor denemez. Bir yanda dövmeli Gurovic, diğer yanda bu sene çok daha agresif olacağız diyen hoca lakin kötü oynanan hazırlık maçları.. Birde kombine mevzusu varki gündemde evlere şenlik.. Klubün bu konudaki yanlışı bir kaç ahkam aşağıda zaten mevcut.. Diğer tarafta ise anlamsız/zamansız/sonuçsuz örgütlenmeler silsilesinin en son sürümü.. Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş, salonda da herkes istediği yere geçermiş..

Bayan basket takımı transferlerine Korel Engin'i de dahil etti. Kadro gayet sağlam oldu ancak geçen seneki takım kimyasınıda umarım yakalarız. Değişen kadro ile oyun yapısıda değişebilir, Cem Akdağ " sağlam savunma+hızlı hücum " unu değiştirebilir.. Bir kısım oyuncunun milli takımda olması, yabancıların halen gelmemiş olması vs. ile , 11 ekimde Ankara\Kayseri ikilemi arasında bir yerde oynanacak olan Cumhurbaşkanlığı Kupası öncesi bu durum Cem hoca yı bir miktar düşündürüyor. Ki Karşı ahalisi kafayı kırdı, Kayseri Mardin Ankara farketmeyecek, kupayı beyaz Splinter'da İstanbul'a getirip GS müzesine teslim edecek..

Tekerlekli Sandalye Basketbolunda fikstürler çekildi bu arada. Pek bi ilgimizi çekmedi, bjk maçlarının sırasına ve haftasına adettendir diye bir göz atılıp, Kıtalararası Şampiyonluğu için iştah kabartmaya devam edildi. Unutmadan bu sene takımda bir miktar yabancı değişimi olabilir..

Bayan voleybol takımımız açılan sihirli kutuyla birlikte tekrar 1.lige döndü, erkek takımımız ise geç kalan transferleri yapmaya ve takım iskeletini oluşturmaya başladı, ayrıca gündemde Floryaya yapılacak olan bir spor salonu var... Pek bir uzak ihtimal gibi geldi bize. Bilmem kaç sene sonra Dolmabahçede yapılan spor salonunu alıp, spor sergi ruhunu geri getireceğiz diyerek salon sorunu hakkında aydınlatıcı açıklamalar(!) yapan, daha da kötüsü bunları bir bok sanıp inanan insanları görünce Florya & sponsor & spor salonu üçlemi pek açmadı bizi.. A.Polat'ın tesisleri Büyükçekmece'ye taşıma projeside bu olayı olanak dışı kılıyor..

Uzun lafın kısası Antalya maçına daha 1 hafta var..

7 Eylül 2008 Pazar

Erivan'da Türkiye Tribünü

Vıcık vıcık sivil toplumculuk oynayan, darbe karşıtlığını TSK'ya her fırsatta karşı çıkmak sanan ve TSK'nın her hareketine garip yanıtlar hazırlayıp sunan, kendilerini her eleştirene ' militarist ' etiketi yapıştıran, onlara göre converse logolu genç ve sivil, uzaktan bakınca gayet hükümet borazanı güruh, maçtan önce " Sınırı açın, bi maça bakıp kaçıcaz " sloganıyla enteresan kareler vermişti. Şimdi ise 11 kişi ile maça gitmişler ve tribünde açılan Türkiye aleyhindeki pankartlara, tüm sevgi kelebeklikleriyle " Sınırsız kardeşlik zamanı " vs şeklinde pek bir yaratıcı yanıtlar vermişler.


Çekin elinizi futboldan, her kimseniz..

6 Eylül 2008 Cumartesi

Yeni Sayı


Pankart Fanzine # 12
ÇıktıÇıkıyor

5 Eylül 2008 Cuma

Daha Kıtalararasını Alacağız..


1. Hafta: Saran Anadolu-Galatasaray
2. Hafta: Galatasaray-İzmir Büyükşehir Belediyesi
3. Hafta: Galatasaray-Lefkoşa Belediye
4. Hafta: Ordu Engelliler-Galatasaray
5. Hafta: Galatasaray-Kardemir Karabük
6. Hafta: Adana Engelliler-Galatasaray
7. Hafta: Galatasaray-Cadbury Kent Engelli Yıldızlar
8. Hafta: Beşiktaş-Galatasaray
9. Hafta: Galatasaray-İskenderun


“Koşmuyoruz hayatta hiç geri,
ileride basıyoruz her topa sizin gibi.”

2 Eylül 2008 Salı

Milli Maç Arası


Monoton bir kahvaltı sofrasında Antalyaspor maçına yapılabilecek faaliyet düşünen bünyenin, Cumartesi gününe de az kaldı diye kaygılanırken kafasında şimşekler çakıp hayal kırıklığı yaşamasını sağlayan ara. Zaten oldum olası hiç sevmemiştim bu arayı, Avrupa Şampiyonası'ndaki düş gibi gelen maçlardan sonra da sempati duymam mümkün değil yani şu dandik 2 maça. Futbol harici başlayan branş da yok, fena halde boş bir haftasonu ufukta.

Üstelik tam da lige ısınmıştık. Özellikle ligde kötü vaziyette olan takımların oyuncularının aradan önceki son maç çıkışında, 'bu aradan faydalanarak eksiklerimizi kapatmak istiyoruz' gibi umut saçan cümleler ile röportajları noktaladıkları haftadır ayrıca. Birkaç hafta sonra anlaşılır ki, hiç de birşey düzelmemiştir aslında. Hangi takımdan kaç topçu çağrılmıştır o sayılır, rakip fazlaysa oradan birkaç adama bunların ne işi var diye bok atılır durum eşitlenir. Maç içerideyse daha dayanılmaz olur, rezalet bir tribün kaçınılmazdır. Keza Belçika maçı içeride ve alışık olmadığımız biçimde seyircili olsa gerek.

Peki bilin bakalım hangi stadyumda?
Oysa Kocaeli ne de güzeldi..