31 Ekim 2008 Cuma
30 Ekim 2008 Perşembe
29 Ekim 2008 Çarşamba
Cumhuriyet özgürlüktür
Sansüre neden KARŞIyız?

5651 sayili, “internet ortaminda yapilan yayinlarin düzenlenmesi ve bu yayinlar yoluyla islenen suçlarla mücadele edilmesi hakkinda kanun” adi altinda sunulan erisim engellenmesini gerektiren 8 kusurlu hareket bahanesiyle, günümüzde pek çok site hiçbir uyari verilmeksizin kapatilmaktadir.
Bu maddeler arasinda; çocuk pornosu, uyusturucu temini, kumar ve fuhus, Atatürk’e hakaret gibi net ve açik ifadeler olmasinin yani sira “müstehcenlik” “saglik için tehlikeli madde temini” ve “intihara özendirme” gibi kisisel yoruma açik sebepler de bulunmaktadir.Müstehcenligin ne oldugunun yasa çerçevesinde net bir sekilde tanimlanmamasi halinde, bu, o ihbardan bulunan kisinin kisisel müstehcenlik yorumuna bagli olacak ve diger bir kisinin bilgiye ulasma özgürlügünü engelleyecektir.
Gerçek hayatta suç sayilan konularin, internette de suç sayilmasi kaçinilmaz olmakla birlikte, müstehcenlik gibi suç olmayan, üstelik de net bir tanim içermeyen bir tanimlamanin kanunda yer almasi kabul edilebilir degildir.
Bunun yani sira, sakincali içerigin siteden kaldirilmasinin talep edilmesi ya da site yönetiminin uyarilmasi gibi çözümler yerine; bir sakincali sayfa nedeniyle blogger.com, wordpress.com, youtube.com, geocities.com gibi sitelerin toptan kapatilmasi yoluna gidilmesinin ve sitelerin ardi arkasina kapatilmasinin ülkemizi, AB’ye girmek için ugrastigimiz su günlerde bizi dis dünyada düsürdügü konumun yani sira, buralarda sayfa sahibi olanlari magdur durumda birakiyor oldugu ve insan haklari beyannamesinin de 11. ve 19. maddelerine aykirilik teskil ettigi ortadadir.
Beyannamenin 11. maddesine gore kisinin suçu ispatlanincaya kadar suçsuz sayilacagi ilkesi, bu kanundaki gecikmesinde sakinca bulunan durumlarda tedbir amaçli yayin durdurmasi ile çignenmektedir. Yine beyannemenin 11. maddesine gore zanliya adil dava hakki taninmadan suçlu ilan edilememesi gerekliligi de bu kanunla ihlal edilmekte, kendini savunma hakki verilmeksizin siteler kapatilmaktadir.
Yine bu kanun, beyannamenin 19. maddesine gore herkesin sahibi olmasi gereken fikir sahibi olma ve ifade etme hakki, daha da önemlisi kisinin herhangi bir ortamda kisitlama olmaksizin bilgi edinme hakkina karsi çikmaktadir.
Bu kapatmalar insan haklarina aykiri olmalarinin yani sira, bu siteler üzerinden gelir saglayan, bu sitelere reklam veren ya da dijital medyalar üzerinden islerini yürüten is sahipleri ve reklamverenleri de zor durumda birakmakta ve önemli bir sektör olan internet ajanslari ve reklam meslek sahiplerinin önünü kesmekte ve tüketici haklari açisindan da sakincali sonuçlar dogurmaktadir.
Tüm bunlarin yani sira, internet kanunun disinda “kisiye hakaret” gerekçesiyle bir açiklama ya da uyari yapilmaksizin kapatilan pek çok site bulunmaktadir.
Oysa ki “kisilik haklarina saldiri” 5651 sayili internet yasasi çerçevesinde degil, 4721 sayili Medeni Kanun’un 24. maddesi uyarinca degerlendirilmistir. Bu kanun 5651 sayili kanun’dan once, konuyla ilgili baska bi hüküm bulunmadigindan siklikla uygulanmasina ragmen, 5651 sayili Kanun’un yürürlüge girmesi bu olanagi ortadan kaldirmistir. Ve bu Kanun’un “‹çerigin yayindan çikarilmasi ve cevap hakki” basligini tasiyan 9. maddesinde erisim engelleme kavramindan söz edilmemektedir.
Ayni degerdeki iki hukuk kuralinin çatismasi halinde basvurulacak yorum ilkesi; daha sonra çikan kuralin öncekiyle çatismasi halinde sonraki kuralin uygulanmasi gerekliligidir. Bir diger yorum ilkesi ise konuya iliskin özel kural bulunmasi halinde genel kuralin uygulanamamasidir.
Tüm bu nedenlerle “kisilik haklarina saldiri” söz konusu oldugunda dahi uygulama 5651sayili Kanun çerçevesinde yapilmalidir. Dolayisiyla, gazetevatan.com, Richarddawkins.com, turandursun.org gibi sitelerin kapatilmasinda hukuka aykirilik da söz konusudur.
Sonuç olarak, tüm bu kapatmalar gerek bilgi alma özgürlügümüz açisindan, gerek mesleki açidan, gerekse de hukuka aykirilik açisindan demokrasi ve çagdaslik adina kabul edilemez yanlislar içermektedir.
Kapatilan sitelerin önce uyarilmasini, kamuoyunun sitelerin ne sebeplere kapatildigi konusunda bilgilendirilmesini, yasada net sekilde tanimlanmayan gerekçelerin tanimlanmasini, kisisel yorumlara mahal verilmemesini ve illa kapatma gerçeklesecekse sitelerin toptan server üzerinden kapatilmasi yerine sadece sakincali içerigin kaldirilmasi yönünde gerekli düzenlemelerin yapilmasini umuyoruz.
www.sansuresansur.org
28 Ekim 2008 Salı
26 Ekim 2008 Pazar
Sansüre KARŞI
24 Ekim 2008 Cuma
Koreografiker
Hayırlı olsun
22 Ekim 2008 Çarşamba
KARŞI Pankartı
Çarşı KARŞI muhabbeti bir kenara,
4 bin kere maç anlattığın stadda
neyin ilginci, neyin yenisi,
burası neresi Melihciğim..
Yaşasın Galatasaraylı Dinozorlar
Hayat sürüyor
21 Ekim 2008 Salı
20 Ekim 2008 Pazartesi
19 Ekim 2008 Pazar
KOL Kırılır Yen İçinde Kalır
18 Ekim 2008 Cumartesi
17 Ekim 2008 Cuma
$eviyoruz Seni YTL cinsinden..

Siz bu insanlarla dalga mı geçiyorsunuz?
16 Ekim 2008 Perşembe
Ajandamız 16-19 Ekim

*Eczacıbaşı - Galatasaray
Bayan Voleybol
16 Ekim 08 Perşembe
20:30
İstanbul
Eczacıbaşı Spor Salonu
*Galatasaray - Kommunalnik Grondo (BLR)
Erkek Voleybol
18 Ekim 08 Cumartesi
15:30
İstanbul
Burhan Felek
*Darüşşafaka - Galatasaray
Erkek Basketbol
18 Ekim 08 Cumartesi
16:00
İstanbul
Ayhan Şahenk
*Galatasaray - İller Bankası
Bayan Voleybol
19 Ekim 08 Pazar
15:00
İstanbul
Burhan Felek
*Galatasaray - Trabzonspor
Futbol
19 Ekim 08 Pazar
19:00
İstanbul
A.S.Y
15 Ekim 2008 Çarşamba
Mektubun Hoş Geldi..
Sevgili arkadaşlar;
Her birinize teker teker teşekkür ediyorum!
Geçen sezon play off finalinde söylemiştim "HAKETTİĞİMİZİN PEŞİNDEYİZ!" diye...
Hak ettiğimiz...
Bütün yaz geçmek bilmedi hak ettiğimizi beklerken. Maç tarihi yaklaştıkça sizlerin artan coşkunuza şahit oldukça heyecanım, sabırsızlığım her geçen gün arttı! Biz sizi, siz bizi nasıl bir coşkuyla inandırmışız ki sezon başı olması, hazır olmamamız, eksik yabancılarımız vs hiçbirisi sonuca olan inancımı etkilemedi. Sadece cumartesiyi bekledim, tribünde sizleri görebilmeyi, sizlerle kenetlenebilmeyi, elimden geldiğince sizlere layık olabilmeyi...
11.10.2008...
Her biriniz kendi imkanlarınız ile İstanbuldan Adanadan İngiltereden Eskişehirden Ankaradan İzmirden ve daha kimbilir nerelerden yola koyulup yanımıza geldiniz. Maç boyunca hiç susmadan bağırdınız, sesleriniz kısıldı elleriniz acıdı hatta duyduğum sandalyelerinden düşenleriniz oldu...
Her biriniz tribünde her birimiz sahada Alpaslan abimizin arzusunu yerine getirmek için mücadelemizi verdik. Biryandan da rakip takım taraftarına da acımızı paylaştıkları ve maçta açmış oldukları pankart için çok teşekkür ediyorum.
Geçtiğimiz sezona bize yakışan bir şekilde son noktayı koyduğumuza inanıyorum.
Saat 15.44...
Üzerimde parçalı formam, boynumda madalyam, elimde Cumhurbaşkanlığı Kupamız... O an yaşadığım mutluluğun tarifini yapmam mümkün değil. Ancak bundan daha da büyük bir mutluluk var ki ne madalya ne de kupa ile taçlandırılamaz... Maçın bitiş düdüğü ile birlikte kafamı kaldırdığım da gördüğüm, tribündeki bizlerin yüzlerindeki gülümseme gözlerindeki mutluluk...
O duyguyu yaşamak var ya...
Sahaya çıktığımız ilk andan maç sonuna kadar sizlerin coşkusunu, inancını duymak, hissetmek sizlerden güç almak var ya...
Ah be Galatasaray...
Senin için ölmek ne ki, senin için yaşamak var ya...
Bizler formamızın hakkını verebilmek için sahada mücadele ederken, yanımızda olup bize güç veren her birinize sonsuz teşekkürler
Işıl Alben
#10
14 Ekim 2008 Salı
Bu Cennet Bu Cehennem Bizim
Hayatımsın Herşeyimsin
Yenilmeyeceğiz.!
Bizler savaşıyoruz..
Sen de DAYAN ULAN KOCA ADAM..
İlik nakli için kan örneği veilebilecek yerler;
İSTANBUL: Çapa Tıp Fakültesi
Temel Bilimler Binası
Acil Giriş Kat:2 no:10
Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
ANKARA: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
İZMİR: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
BURSA: Uludağ Tıp fakültesi
13 Ekim 2008 Pazartesi
İyi ki varsın sen - 103
Galatasaray Spor Kulübü'nün kuruluş hazırlıkları, o yıllarda Galata Sarayı Sultanisi adıyla anılan, Galatasaray Lisesi' nde yapıldı. Sonradan kayıtlara 1 numaralı kurucu olarak geçen Ali Sami Bey'le birlikte, Asım Tevfik, Emin Bülent, Bekir Sıtkı, Reşat Şirvani, Celal İbrahim, Tahsin Nihat, Abidin Daver ve Refik Cevdet kurucular olarak bilinir. 1 Ekim 1905'te Galatasaray Terbiye-i Bedeniyye Kulübü adıyla kurulan birliğin amacını da Ali Sami Yen şöyle anlatır;
"Amacımız İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek."
12 Ekim 2008 Pazar
Öyle sınırsız öyle deli severim ki korkarsın
12:00
Mecidiyeköy A.S.Y sokakta ekip toplanmaya başlar..
12:30
Taksim'e geçilir, Meydan'da diğer ekipte gruba katılır ve İstiklal Caddesi kolaçan edilir.
01:00
Deplase Taraftarın dostu Eloy Bar'a giriş yapılır.
Biralanmakta olan diğer ekibe katılım gösterilir.
01:30
"Şu dans edenler otursun yerlerine artık başımız dönüyor" söylenmelerimiz ve mekan sahibi Beyoğlu'nun tek Başbakanı abimizin bizi yatıştırma girişimleri..
02:00
"Şu müziği kapatalım hocam başımız çatladı, biz bağırırız onun yerine" söylenmelerimiz ve mekan sahibi Beyoğlu'nun tek Başbakanı abimizin bizi yatıştırma girişimlerinin devamı..
02:30
Müşteriler mutlulukla uğurlandıktan sonra barmaid arkadaşa ve içki servislerini yapan depresif bayana bize içki yetiştirebilme başarılarından dolayı teşşekkür edilir. İçeriye uA Parçalı ekibinden kardeşlerimizi de aldıktan sonra mekanın kapısı kitlenir.
03:00
Kendin doldur kendin iç etabı başarıyla sürdürülürken en dipten seçilen şarkılar ekip vokalisti tarafından seslendirilir. "Bu gece son biraz sonra Bu kapıdan son kez çıkıp yine kendimi Vuracağım yollara Kimbilir kaç kere ıslanacak yüzüm Elimi tut düşman olma Ne olur parça parça olmasın içimiz Mutlu ol iyi bak kendine Ne olur gözüm arkada kalmasın Uzun uzun seneler var önünde Gün gelir sevgilim Acıya alışırsın alışırsın Bu gece son.."
03:30
Aramıza ak sakallı bir KSK'lı abimiz eklenir ve Karşıyaka özemiyle dolmuş gözleriyle bizi izler. Kendimizi toparlama adına tezahüratlarla girişsekte efkar nameleri inletmeye devam eder Eloy'u. "Senin İçin bu Hayat Yaşamaya Değer Kalbimiz Durunca Bir Gün Sadece Senden Ayrılmak Üzer.."
04:00
KARŞI- Haydi beyler yolcu yolunda gerek.
Ekip son biraları yudumlar ve bardan çıkılır. Henüz İstiklale yeni adım atmışken mekan sahibi Beyoğlu'nun tek başbakanı abimiz telaşla dönerek söylenmeye başlar;
B.B- Ya beyler keşke bizim tezgahtan votka şarap bişeyler alsaydık yanımıza yolluk.
Büyük bir pişkinlikle sırıtarak cevap verilir;
KARŞI- Biz aldık abi, sen merak etme.
Şaşkın gözlerle;
B.B- Oha!
Aldığımız bira altlıkları ve açıcakları çakozlamaz inşallah diyen gözlerle;
KARŞI- ..
04:30
Mecidiyeköy Çadır'ın önünde Karşıbüs ekibi toplanmaya başlar. Bu sırada yolun Karşısında Altın Fıçı'nın önünde konuşlanmış köfteci tezgahı göze çarpar ve kendimizi mahalle sakini kedilerin dahi ağzını sürmediği köfteleri mideye indirirken buluruz. Köfteciyle geçen diyalogda kafaları hafiftende olsa ayıltır cinstendir;
Köfteci- Cumhurbaşkanlığı maçına gidiyosunuz dimi beyler?
KARŞI- He dayı Ankara'ya yolculuk.
Köfteci- Alırız ya kupayı, kadro sağlam bu sene. Augustus filan..
KARŞI- ..?
05:00
Çadır'ın önünde Karşıbüs kalkışa hazır beklemektedir. Yoldan alınacakların dışında ekip tamamdır. Kartal'da buluşmak üzere uA Tayfayla sözleşilir ve yola düşülür.
05:30
Tayfa otobüsleri ve Karşı servisi Kartal'da buluşarak konvoy halinde Ankara'nın yollarına düşer.
08:00
Serviste "kim daha çok içecek-kim daha çok çemkirecek" müsabakası tüm hızıyla sürüyor.
10:00
Alkol stokları iyice dibe vurmuş ekipte yavaş yavaş sızmalar başlar.
Yolda Yıldız Tek servisi de konvoya eklenir.
12:00
Galatasaray kafilesi Ankara'ya giriş yapar. Araçlar Ankara 19 Mayıs Stadnın yanındaki parka bırakılır ve Salona yürüyüş başlar.
12:30
Salonun önünde kalabalık bir Galatasaraylı kitlesi giriş kuyruğundadır. Az da olsa Fenerli seyircilerde yan tarafta beklemektedir. Mevzu bahis Spor Solonu'nun yalnızca bir giriş kapısı bulunmasından mütevellit yoğun bir güvenlik beklesekte, emniyet görevlisi sayısı 10-20'yi geçmemektedir. Buna rağmen hiç bir salça olma mevzusu yaşanmaz.
13:00
Giderek yaklaşmakta olan bir uğultu üzerine herkes etrafı süzmeye başlar. Gelenler Ankaralı Aslanlardır.. Sırada beklemekte olan Fenerlilerle ufak bir elektriklenme olsa da Sucu ve Ömer abilerin müdahalesiyle büyümeden yatıştırılır mevzu.
13:15
1000'e yakın Galatasaraylının beklemekte olduğu salon giriş kapısının önünden Fenerbahçe Bayan Basketbol Takım Otobüsü geçmeye kalkınca çok yoğun olmayan bir Pet şişe, taş vs. yağmuruna maruz kalır. Sucu abi'nin bu kez daha da sertleşen müdahalesi sonucu bu olayda büyümeden yatıştırılır. Emniyetin yol güzargahı konusunda nasıl bir önlem almadığı akıllarda hala bir soru işareti..
13:30
Dar sıkışık kalabalık giriş sırasına biraz önlerden kaynak olarak kendimizi içeriye atarız. Bileti 4 yerinden yırtan görevlinin şaşkınlığını üstümüzden atamadan dedektörlü polis aramasında buluruz kendimizi. Bu sırada yine bir uğultu belirmeye başlar. Bu kez gelen Fenerlilerdir. Yaklaşık 300-350 kişi giriş kapılarına geldikleri sırada (kabul etmek lazım ki bizim tribünün sataşmalarıyla) elektriklenme başlamışken Fenerlilerin "Alpaslan ölmedi kalbimizde yaşıyor" diye bağırması herkesi bir anda kendine getirir ve hiç bir mevzu olmadan iki grupta içeriye girer.
13:45
Tuvalete girince Karşına bir ton Sarı-Kırmızı ve Sarı-Lacivert Formalı adamlar çıkması , koridorda yanyana yürümeler ve aynı masada yemek yiyip çay içmelerin yarattığı şaşkınlıkla tribündeki yerimizi alırız. Henüz abilerin giriş yapmamış olmasından dolayı Karşılıklı hafif atışmalar başlamıştır bile. Sayıca Fenerlilerin nerdeyse 2 katı olmamız bu kupaya olan inancımızı net bir şekilde ifade ediyor gibidir. İki tarafında Tribün Liderleri içeriye girince atışmalar kesilir ve herkes kendi takımını motive etmeye koyulur. Bu sırada Fener Tribününde açılan "BAŞINIZ SAĞOLSUN" pankartı yeniden gözlerimizin dolmasına sebep olur. Acımızı paylaşan Unifeb' e ve tüm Fenerlilere bir kez de burdan teşşekür ederiz. Allah hepsinden razı olsun.
14:00
Ne olur başlatan biz olmayalım en azından diye iç geçirişlerimizi boşa çıkartan, iki taraftan da çıt dahi çıkmayan 1 dakikalık saygı duruşu. Karşılıklı olarak yapılan terörü lanetleyen tezahüratlar ardından maç başlar.. Kupaya olan inanç&özlemle ve yarı yarıya tribünlerin zevkiyle son nefesimize dek gırtlakları patlatmaya başlarız bizlerde. Takım tam da beklediğimiz gibi bizim kadar hırslıdır..
14:30
Dağınık ve kalabalık olmamızın dezavantajıyla tam performans göstermekte zorlanarak bitiririz ilk yarıyı. Fener tribünleri daha organize olarak sayıca azlıklarına rağmen baya zorlarlar bizi. TV'de duyulduğu kadar bariz bir üstünlüğümüz olmadığını kabul etmeli..
15:00
İkinci yarı daha derli toplu ve Reis'in setteki hakimiyetiyle başlar. Takımın'da hırsıyla daha da şevklenen tribünlerimiz salonda ki hakimiyeti ele alır. Az küfürlü bol omuzomuzalı bir ikinci yarının ardından maç bizim olur. Eğlenmeyi ve keyif çıkartmayı tribün olarak pek beceremediğimizi bir kez daha yaşayarak görürüz. Bizim de yapımız bu yapılacak bir şey yok..
15:15
Kupa ellerde kalkar ve gözler dolar. 1 yıllık engebeli ve çileli yolcuğun durağıydı bu kupa. Yeri geldi kilometrelerce yol teptik, yeri geldi Otel önlerini Sarı&Kırmızıya boyadık, yeri geldi salonlarda 10 kişi kalsakta haykırdık sevdamızı. Biz Aslan Kızlara Aslan Kızlar da bize inandılar. Biz bu kupayı gerçekten istemiştik ve haketmiştik. Öncelikle; geçen sezondan beri her şeye rağmen yılmayan, son damlasına dek terini döken ve bu takımı buraya kadar taşıyan Aslan Kızlar olmak üzere dün formanın hakkını veren tüm Aslan Kızlara sonuna kadar helaldir bu kupa. Tüm Galatasaray Taraftarı ve Rahmetli Alpaslan abimiz sizlerle gurur duyuyor Aslan Kızlar. Parçalı forma size çok yakışıyor, Yenilmez Armada geri dönüyor..
15:30
Kısa bir bekletilişin ardından salondan çıkmaya başlar yüzleri gülen, gözleri dolmuş adamlar. Çıkışta hemen salonun önünde Karşımıza çıkan 200-250 kişilik Sarı Lacivertli grubu Fenerliler sanarak hayırdır inşallah derken; "Biz Ankaragüçlüyüz" "Alpaslan ölmedi kalbimizde yaşıyor" "Başınız sağolsun" "Herkes unutur biz unutmayız" tezahüratlarıyla onların Ankaragüçlüler olduğunu anlarız. Hepsiyle selamlaşıp&teşekkür edip parka doğru ilerleriz. Acımızı paylaşan Genç Güçlülere ve tüm Ankaragüçülere bir kez de burdan teşekkürler. Allah hepsinden razı olsun. Alpaslan abimiz sadece yaşantısında değil vefatından sonrada hem kendi tribünümüz içindeki kenetlenmeyi arttırıyordu hem de diğer tribünlerle olabilecek gereksiz şiddet ve küfür olaylarına engel oluyordu. Bunu gittiğimiz gördüğümüz her yerde hissediyorduk. 3 önemli tribünün karşı karşıya geldiği bu günde bir tek kişinin dahi zarar görmemesi tüm aleme ders niteliğindeydi. Bunun hiç bitmemesi ve Alpaslan Abimizin huzur içinde yatması en büyük dileğimiz..
16:00
Otobüsler ve servisler dolar.
Fenerbahçe Bayan Basketbol Takım otobüsünün yemek molası verdiği İsmail'in yerinden geçerken en ufak bir sözlü sataşma dahi olmadan teyet geçilir.
Herkesin elinde rakı bira
Gerçek mi ulan bu rüya?
11 Ekim 2008 Cumartesi
Hoş geldin Tuğba
10 Ekim 2008 Cuma
Salon'a KARŞI bakış...
Spor ayakkabıların altından çıkan sesleri değil tabiî ki ama bizi salonlara çeken bir şey var, bizi oraları sevmelere iten bir şeyler var, gizemli olsun anasını satıyım o da, bilmiyoruz diyelim kısaca..
Grubumuzun kurulduğu yıldan beri her sezon öncesi toplantılarında ilk maddeyi alır “abi falanca amatör şubemizi eksik bıraktık bu sezon, önümüzdeki sezon ne olur…” diye başlarız genelde..Bunu söyleyen de her toplantıda başka bir beyin, başka bir Karşı olur…
Gün gelir su topu müsabakasında basarız yekten havuzu, gün gelir engelsize deplasman minibüsü ayarlamaya çalışırız. Gün gelir bayan basketbol deplasmanında ölümlerden döneriz, bir avuç nefes için, gün gelir Burhan Felek’ten çıkmamacasına haykırırız kırmızı koltuklarında günlerce gecelerce..
Çözmek zaman almıyor tabi bu gizemi, arma neredeyse sen de oradasın, buna mecbursun, bir hafta gidemesen bir sonraki hafta yüzün kızarır tribünde önceki eksik kalmalara inat, mahcubiyetimiz de gönüldendir hani, tezahüratlarımız kadar serseri değil..
Yine toplandık gidiyoruz, kurduk yine tekerlekli çadırımızı Galatasaray’ımızın peşinde, o nereye, biz oraya, bir de kupa hayalleri süsler ki rüyalarımızı…
Bizi sevdiğimize götür kaptan, bugün edebiyat yok yine, kilometreleri yüklendik, ölümüne saldırmaya geliyoruz..
Siz sahada, biz burada, Saldır Galatasaray…
Kendime Yeni Bir İş Lazım
9 Ekim 2008 Perşembe
Önümüzü görelim
23 Ekim 2008 UEFA / Galatasaray - Olimpiyakos
26 Ekim 2008 TSL / Eskişehir – Galatasaray
1-2 Kasım 2008 TSL / Galatasaray – Gaziantep
6 Kasım 2008 UEFA Benfica - Galatasaray
9 Kasım 2008 TSL / Fenerbahçe – Galatasaray
15-16 Kasım 2008 TSL / Galatasaray – Büyükşehir Belediye
22-23 Kasım 2008 TSL / Ankaraspor – Galatasaray
27 Kasım 2008 UEFA / Galatasaray - Metalist
30 Kasım 2008 TSL / Galatasaray – Hacettepe
3 Aralık 2008 UEFA / Hertha Berlin - Galatasaray
6-7 Aralık 2008 TSL / Ankaragücü – Galatasaray
13-14 Aralık 2008 TSL / Gençlerbirliği – Galatasaray
20-21 Aralık 2008 TSL / Galatasaray – Beşiktaş
24-25 Aralık 2008 TSL / Sivasspor – Galatasaray
31 Ocak – 1 Şubat 2009 TSL / Denizli – Galatasaray
7-8 Şubat 2009 TSL / Galatasaray – Kayserispor
14-15 Şubat 2009 TSL / Antalyaspor – Galatasaray
18 Şubat 2009 UEFA / UEFA 32/2 İlk Maç
21-22 Şubat 2009 TSL / Galatasaray – Kocaeli
26 Şubat 2009 UEFA / UEFA 32/2 Rövanş Maçı
28 Şubat – 1 Mart 2009 TSL / Konyaspor – Galatasaray
7-8 Mart 2009 TSL / Galatasaray – Bursaspor
12 Mart 2009 UEFA / UEFA 16/2 İlk Maç
14-15 Mart 2009 TSL / Trabzonspor – Galatasaray
19 Mart 2009 UEFA / UEFA 16/2 Rövanş Maçı
21-22 Mart 2009 TSL / Galatasaray – Eskişehir
4-5 Nisan 2009 TSL / Gaziantep – Galatasaray
9 Nisan 2009 UEFA / UEFA Çeyrek Final İlk Maçı
11-12 Nisan 2009 TSL / Galatasaray – Fenerbahçe
16 Nisan 2009 UEFA / UEFA Çeyrek Final Rövanş Maçı
18-19 Nisan 2009 TSL / Büyükşehir Belediye – Galatasaray
25-26 Nisan 2009 TSL / Galatasaray- Ankaraspor
30 Nisan 2009 UEFA / UEFA Yarı final İlk Maç
2-3 Mayıs 2009 TSL / Hacettepe – Galatasaray
7 Mayıs 2009 UEFA / UEFA Yarı Final Rövanş Maçı
9-10 Mayıs 2009 TSL / Galatasaray – Ankaragücü
16-17 Mayıs 2009 TSL / Galatasaray – Gençlerbirliği
20 Mayıs 2009 UEFA / UEFA final Karşılaşması - KHALKEDON
23-24 Mayıs 2009 TSL / Beşiktaş – Galatasaray
30-31 Mayıs 2009 TSL / Galatasaray – Sivasspor
6 Ekim 2008 Pazartesi
Uzun Yolun Kısası..
34 ZAD Doksan küsür..
Trabzon'nun Konya'daki maçına İstanbul'dan deplasman yapan araç.. Konuklarını henüz indirip Galatasaray kafilesi için olay mahaaline intikal ediyor. Öyle ki aracın temizliği yanıbaşımızda yapılıyor. Araçtan çıkan olağan deplasman çöpleri bir kenara, çıkan jelibon poşetlerine anlam verilemiyor.
Münferitten mesut Karşı ahalisi; Sefaköy-Çağlayan-Yldz Tek-Lüleburgaz-Ölümüne vb. gruplarla yukarıda bahsi geçen araca yerleşiyor. Takvim 5 ekim pazarı, saat ise 11 sularını gösteriyor..
Araçtaki mozaiğin ortak paydası sınırlı kafa güzelliği..
Sessiz sakin, dertsiz tasasız bir yolculukla feribota ulaşıldı. Gerekli takviyeler bu muhitten yapılarak deniz manzaralı, kamyon\otobüs arası alkol ikindisi gerçekleştirildi.. Taa ki denizin ortasında kopan fırtınaya kadar.. Bir ara durup kendini suların akışına bırakan feribot ' Buraya kadarmış ' hissi uyandırsa da yaklaşık 1 saatlik yolculukla karaya tekrar ayak basabildik.
Yeşil mi yeşil bir manzara ve esmesede gürleyen yağmur ve yine sessiz sakin bir yolculuk ile Bursa'ya ulaşıldı.. Polis noktasındaki sıkıntılı arama, gbt vb. işlemler can sıksada az fire ile stada doğru hareket başladı.. Etrafta maça doğru yol alan tüm Bursalılar istisnasız kafa kesme hareketlerinden vazgeçip, 5 işareti yapmakta.. İnanmak başarmanın yarısıdır diyerek devam ediyoruz..
Kültür park yanı, emniyet otoparkına giriş yapıyoruz.. Önümüzdeki otobüs dar alandaki park manevrası esnasında elektrik direğine hafif bir temasta bulunuyor.. Sallanıyor ama yıkılmıyor.. Kaptan devam ediyor ve direk otobüsü teğet geçerek çevik kuvvetin üzerine doğru devriliyor.. Şükür ki kuvvetimiz hakikaten çevik, kimsenin burnu kanamıyor.. Kaptan aynayı kapattınız diye otobüstekileri fırçalıyor..
Geçmiş Bursa'lara nazaran hem deplase kafilesi hem de evsahibi tribün gayet sakin.. Parktan stada uzanan yolculukta kortej gayet zayıf.. Buna rağmen kimse kimseyle ilgilenmiyor.. Dillerde tek beste sesleniyor..
Deplasman girişide gayet sakin, alkolmetreli polislere 0.30 promilin trafikte dahi zararsız olduğu izah ediliyor, Eskişehir formasıyla Galatasaraylıların kapısından Bursa tribününe girmeye çalışan dünyası şaşmış ikiliye yol tarifi yapılıyor ve tribündeki yerleşime sıra geliyor..
2 tribünde sakin..
Şehitlerimiz anısına ortak bir iki tezahürat, Alpaslan Abimizi anarken susan Kapalı Kale Arkası, maçın ilk 2 dakikasında atkıların göğe kaldırılarak tamamlanan anma merasimi ardından ilk üçlü ile bismillah diyoruz..
Geçen sezonun en sağlam performanslarından birini çıkardığımız Bursa maçını hatırlayıp, haydi tekrar diyerek bağırmayanların yerinede bağırsakta tribün henüz kötü günlerimizden sıyrılabilmiş değil.. Eli belinde maç izleyenler bir kenara, tüm tayfa bağırıyor ancak olmuyor işte.. Kimse kopartamıyor kendini hayattan.. Tempo düşük mü düşük..
Devre arasındaki yerleşim değişikliği ardından 2.yarıya daha sağlam giriyoruz.. Sanki takımda farkediyor ve daha bir ' Saldır Galatasarayy ' durumuyla arz-ı endam ediyor.. Gol geliyor ve tellerdeyiz.. Bursa deplasmanlarının en güzel yanlarından biri belkide bu.. Golün hemen ardında kopan Saldırınnn Durmadannn son zamanların en iyisiydi..
2.lig günlerinde de takımının peşini bırakmayan Bursa taraftarının gücü zaten ortada.. Ancak büyük maçlara alışık olmamaktan muhtemel, maç 2-1'e geldikten sonra -yani en çok ihtiyaç duyuldukları anda- çokta etkili olamıyor.. Bizim takım ise cılız ataklarla rakibi sıkıştırmaya çalışıyor ancak bu çabaları tribünü ateşlemeye dahi yetmiyor..
Maç sona eriyor..
Yağmayan yağmura teşekkür etmek gerek derken, Kocaeli geliyor akla.. Hani yine yağsaydı.. Hani belki yine.. O hızlandıkça haykırır, haykırdıkça atardık..
Lüzümsuzca 1 küsür saat bekletiliyoruz.. Ve otobüslerimizin yolunu tutuyoruz.. Devre arasında gelen feribotların iptal haberi sonrasında, taşlanmasakta daha fazla geç kalmasak diye söylenirken kendi kendimize, sessiz sakin bir şehir çıkışı yaşanıyor..
Tabii ki ne mümkün.. Galatasaray tribününün hemen her Bursa'sı farklı bir maceraya sahiptir.. Tam bunları geçirirken aklımızdan, petline adlı bir benzin istasyonunda yakıt ikmali için duruyoruz.. Enteresan şekilde kafile dağılmış durumda ve yalnızca 2 otobüs burada.. Diğerlerinden ses yok.. Allahın siktir ettiği yerdeki kırık dökük benzin istasyonunda yalnızlıktan sıkılan istasyon sahibi amca, markette yaşanan ufak gerginliği abartarak olmadık laflar ediyor.. İnsanlar halen sakin.. Amca durmak bilmiyor.. Meydanı boş bulup dahada azıtıyor ve el kol hareketleriyle fiziksel müdahale yanlışına giriyor.. Şaşılınabilir ancak insanlar halen sakin.. Derken şalter atıyor bir taraftan..1' e 1 ufak bir arbede ardından amca istasyondaki odasına koşuyor.. Neyse diyip otobüslerimize yöneliyoruz ki, amca tekrar çıkıyor ve ilk baştaki gerginliği yaşadığı arkadaşın başında dikiliyor.. Uslanmayan, uslanmadıkça azıtan amcaya burada hakkettiği tepki, verdiği etki sonunda veriliyor.. Amca koşar adım tekrar odaya gidiyor ve 10 saniye sonra elindeki pompalı tüfek ile dışarıya çıkıyor.. Karşı sında sadece 3-4 Galatasaraylı ve jandarma trafik aracındaki 2 asker bulunmakta.. İnsanlar şaşkın.. Namlunun ucundan uzak durup arkasından dolanarak amcaya müdahale etmeye çalışıyor, ki acele etmelerinde yarar var, amca bizim de bulunduğumuz otobüsün arka kapısına hemen hemen ulaşmış durumda..Kapıda manasızca adamın gelişini izlerken asker silahına davranıyor ve kıvrak bir hareketle amcanın üzerine çullanıyor.. Amcayı kovalayan diğerleride ardından.. Pompalı-jandarma-Yılmaz abi üçgeni jandarmanın pompalıyı almasıyla sona eriyor ancak olay bitmiyor.. İstasyonun diğer işçileri ellerindeki kazma-kürek-orak gibi aletlerle beliriyorlar.. Bilgisayar oyunu gibi.. bu level'dan sonra bonus bekliyorduk..
Yettiniz ulan sesiyle yarım otobüs boşalıyor, oraklar kürekler montaj ediliyor, amca jandarmaya teslim ediliyor ve tüm bunlara sebep olan yakıt ikmali gerçekleştirilmeden olay mahaalinden uzaklaşılıyor.. Sahii Aghahowa o aralar kaçtaydı acaba?
Başka bir istasyonda yakıt ikmali bu kez dikkatli şekilde yapılıyor ve yola devam ediliyor.. Ediliyor denildiğine bakılmasın hemen ardında asıl çile başlıyor.. Ucu bucağı görünmeyen bir araç konvoyu.. Kilometreler saatlere ayak uyduramıyor.. Yaklaşık 2 saatte 5 km ilerleyen otobüs, köy yollarına sapıyor.. Bilinmeze doğru ilerliyoruz.. Gecenin bir saati ahırdaki hayvanını yemlemeye kalkan amcalara ' Selamın Aleyküm dayı, İstanbul bu taraf mı ' diye soran atkılı formalı bir otobüs adam.. Amca bildiğinide unutup koca otobüsü yeni bir bilinmeze döndürüyor.. Artık trafik sorunumuz yok.. İstanbul'a varmayı zaten akıldan çıkarmışız keza kaybolmuş durumdayız.. Aklı evvel bir arkadaşın önerisi tek ihtimalimiz oluyor ve yaklaşık 1 saat süren alternatif yol serüvenini geri sarıyoruz ve geldiğimiz yöne doğru yol alıyoruz.. Ahırdan çıkan amcadan bu kez Bursa yolu tarifi alışımızla, sözkonusu amca hayatını sorgulamaya başlıyor ve ruhsal dünyasında bilinmeze yol alıyor..
Ana yola geri dönüyoruz. Tam 1 saat kayıp ve başladığımız yerdeyiz. Kaptan pes ediyor. Sağa çekip aracı stop ediyor. Öylece bekliyoruz.
Geldiğimiz gibi döneceğiz ulan gazıyla, kıvrak bir hamle ile otobüs tekrar yol istikametine sokuluyor.. Sanki gidebilecekmiş gibi tekrar hevesle araca doluşuyoruz apar topar.. 5 saniye geçiyor ve o ses duyuluyor tekrar.. ' Kaptan arka kapııı.. '
Tekrar iniyoruz..
Manasızca yürüyoruz karanlıkta.. Bir açık fırın beliriyor.. Tüfekli benzinlikten sonra önce dostluk elçisi yolluyoruz. Gelen ' temiz ' haberiyle, sıcak ekmek ve bir miktar kaşar peyniri edinebiliyoruz. Artık yürürken elimizde bir de ekmek arası kaşarımız var.. Konvoydaki meyve sebze araçlarından ikram, üzüm ve domatesler ile sofrayı şenlendiriyoruz.. Efes Pilsen dağıtım aracı hayalleri ile yemekleri bitiriyoruz..
Arkamızı dönüp bakıtığımızda otobüslerden iz yok.. Yaklaşık 2 km yürüyüşün ardında tek başımızayız neresi olduğu dahi bilinmeyen bir yerde.. Kafaların sağa çevrilmesiyle bir otobüs durağı farkediliyor.. Bir köyün çıkışı burası ve kırık dökük bir otobüs durağı.. Tek bir bank. Üzerinde Yılmaz Başkan oturuyor.. ' 76 M geçer mi abi ' diyoruz, ' Başımıza daha ne gelecek ' diyor..
Yarım saatlik bekleyişle 76 M değil, deplasmanbüs geliyor.. Yerimize geçiyoruz ve karnı tok sırtı pek bir şekilde gözlerimizi yumuyoruz usulca..
Saatlerce sadece 10 km\h ile gidebilen araç, gözlerimizi açtığımız anda bunun minimum 10 katıyla gidiyor ve acı bir frenle kırmızı ışıkta geçen tıra doğru kayıyoruz.. Gözlerini açtığı an, öldüğü an olmamalı insanın diye dua ediyoruz ve şükür ki atlatıyoruz..
Ardından gelen 2-3 ölüm tehlikesi daha gösterdiki, 1 kaptan uyumadan İstanbul-Konya-İstanbul-Bursa parkuruna çıkmamalı.. Sonrasında pek uyumuyoruz, son anlarımızı hatırlamak amacıyla..
Saatler 05:00 ' i gösteriyor Şehr-İstanbul'a merhaba dendiğinde.. Yol boyunca insanlar bırakılıyor..
Bir deplasmandan daha geriye anlatacak hiçbir şey kalmıyor ve uğruna bozduğumuz yeminlere bir yenisini daha eklemenin suçluluğu ile yenilmez armadanın bir süredir devrettiği kupalarımızdan olan Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı söküp almak için mikrofonlarımızı Ankara'ya çeviriyoruz..
Haydi Bastır Şanlı Galatasaray,
Taraftarın Her Zaman Seninle..
5 Ekim 2008 Pazar
B.A.S - 05102008
Ve uA-KARŞI yine yollara düşer..
4 Ekim 2008 Cumartesi
3 Ekim 2008 Cuma
kupalara layıksın sen..

1. TORBA
Milan
Sevilla
Valencia
Benfica
Schalke 04
CSKA Moskova
Tottenham
Hamburg
2. TORBA
Stuttgart
Ajax
Olympiakos
Deportivo
Club Brugge
Sp.Moskova
Paris Saint Germain
Heerenveen
3. TORBA
Rosenborg
Udinese
Feyenoord
Sporting Braga
Slavya Prag
Manchester City
Galatasaray
Sampdoria
4. TORBA
Hertha Berlin
Partizan
Nancy
Portsmouth
Aston Villa
R.Santander
FC Kopenhag
Dinamo Zagreb
5. TORBA
Saint Etienne
Wolfsburg
Standart Liege
Twente
NEC Nijmegen
Metalist Kharkiv
Lech Poznan
MSK Zilina
kura çekimi, 7 ekim
1 Ekim 2008 Çarşamba
Hayat Devam Ediyor..
'Sağlam tribün' sınıfında hatırlanacak maçlar çıkartmak, bundan sonra boyun borcudur..









.jpg)




















