31 Ocak 2009 Cumartesi

Bilgi

2 araçlık Karşı kafilesi yaklaşık 10 saatlik bir yolculuğun ardından Denizli'ye ulaştı. Bilete verilen 60' ar lirayı haram edip; bir süre önce vatani görevi sebebiyle kısa bir ara veren Onur kardeşimize, çarşı izni sürprizi yapmak maksadıyla Burdur'a yol aldı. Ahali saat 18 sularında tribündeki yerini alacak. Koyda gel Cimbom'umm, güldür yüzümüzü..

30 Ocak 2009 Cuma

Denizli'ye bir iki..

SÜPER LİG 18. HAFTA
DENİZLİSPOR GALATASARAY
31.01.2009 19:00
DENİZLİ ATATÜRK

aslında yollar
yalanını görmez,
yaraları sarmaz
hiç bitmez

aslında yollar
daralıp açılmaz,
sonunada varmaz
hem varsan da, farketmez ki..

29 Ocak 2009 Perşembe

MelodiyA #3


Cimbom'umm

Hayatımın anlamısın sen benim

Sensiz inan geçmiyor ki günlerim

Senin kadar hiç kimseyi sevmedim

Yalancının anasını s2yim!

Bone talepleri hızla artıyor !


PFDK Kararları

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK)’nun 29.01.2009 tarih ve 47 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar kamuoyuna açıklandı.

Kurulun, Turkcell Süper Lig 17. hafta maçı olan Sivasspor-Galatasaray karşılaşmasına ilişkin aldığı kararlarda; Galatasaray Kulübü’nün taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 10.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, Galatasaray sporcusu Ümit Karan'ın, müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle takdiren 2 Resmi Müsabakadan Men Cezası ile cezalandırılmasına, Galatasaray idarecisi Haldun Üstünel'in Federasyonun saygınlığını zedeleyici isnat ve eylemlerinden dolayı sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle takdiren 21 Gün Hak Mahrumiyeti Cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Herkese bir bone..


Temiz birey, temiz Karşı, temiz tribün, temiz lig, temiz toplum için "herkese bir bone" adlı kampanyamızı lanse etmek için dün ilk önce kendimizden başladık. Bireyden yola çıkıp toplumlara ulaşmayı hefefleyen bu kampanyamız altında çalışmalarımız tüm hızıyla devam edecektir.

2 maçtır Sivassporla oynadığımız karşılaşmalardaki yanlı hakem yönetimi hepimizin canını sıkmış vaziyettedir. Bundan sebep MHK bünyesindeki A'dan Z'ye herkese bir bone verme kararı aldık. Hatta hijyenik eldiven, hijyenik kart, hijyenik düdük şeklinde oluşan bir set, paketler halinde hazırlanmaktadır.

Basın ve medyanında ört bas çabalarıyla üstü kapatılan konular bir dalga gibi büyüyor. Bir gün kendi dalgalarında boğulurlar topu inşallah. Tabii bu kampanyamıza ait bir slogan değil. Kampanyamızın adı altında düşündüğümüzde; sıhhi bir ortam olmadığına inandığımız bu mecralarda uğraş altında olan herkese bir bone vererek beyinlerinden fışkıran pis fikirlerin ve kirli düşüncelerin etrafa sıçramasını engelleme niyetindeyiz. Hatta hijyenik kalem, hijyenik klavye, hijyenik beyin, hijyenik göz, hijyenik kulak ve hijyenik dil'den oluşan bir set, paketler halinde hazırlanmaktadır.


HERKESE
BİR BONE!

Ne olduğunu biliyoruz!


Sen ve senin gibilerini çok gördü bu tribün,
dikkat et, et ki üzerine yıkılmasın o tribün,
yanlış sahada oynamaya başlıyorsun,
hem de bu kadar zaman sonra,
ne kadar garip değil mi Bülent?

Formanı hiç çıkarmaman gerçekten hoşumuza gidiyor..
Bize kendinden bahseder misin biraz?
Kendi iç dünyandan..
Lütfen!!!

27 Ocak 2009 Salı

Kupalara layıksın sen..


Hiç susmadan,
bıkmadan,
yılmadan,
yanyana,
omuzomuza..


GALATASARAY - Sivasspor
27.01.2009
20:30
A.S.Y

Sivasspor - GALATASARAY (Deplasif Özet)

şereftir seni sevmek,

senle ağlayıp gülmek..

26 Ocak 2009 Pazartesi

MelodiyA #2


Bir tarif yok bu sevdaya

Sevmek değil ibadet bu adeta

Ne şampiyonluk ne kupa umrumda

Şanlı Cimbom aşkın bir başka

25 Ocak 2009 Pazar

Bin Küsür Kilometre


Gecenin bir yarısı. Gişelerden çıkılmış 5 adet Ankara tabelası geçilmiş. Ulan ne şehir diyoruz, sürekli tabela girmek için ama daha ilerisi bir numara yok. Geçen sefer iki araçlık kafilemiz böyle bir iletişim sorunu yaşamıştı. Diğer aracı beklerken, her iki dakikada bir araç yanımızda durmuş, cennet ülkemizin muhtelif şehirlerine nasıl gidilir diye bize sormuştu. Biz hep ileri gideceksin bu ülkede diyerek, herkesi aynı yöne doğru göndermiştik. Anlatamazdık ki o sırada biz şu şehre nasıl nereden gireceğimizi yıllardır çözemedik...

Geçen yılda gittik Sivas'a ama Bolu- Kırıkkale arası tüm servis tarafından anımsanmadığı için yapılacak bir şey yok. Hep ileri diyerek giderken, otobanda bir araç görüyoruz. Sorabiliriz diye önüne çekip bir arkadaşımızı yanına gönderiyoruz. Arkadaşımız gözden kayboluyor, bir on dakika sonra sanırım şehrin değil stadın tarifi bile bu kadar uzun sürmez endişesi ile bizlerde iniyoruz. Manzara göz yaşartıcı olduğu kadar endişe de verici. Arkadaşımız şoför arkadaşla bir olup, yolda kalan araç için seferber olmuş. Ama bizim gitmemiz lazım, arkadaşımız şoför arkadaşla kısa süren kader ortaklığına son veriyor ve elimizde hala bir tarif yok.

Yine yoldayız aracın içine işlemiş çeşitli kokulara son katılan mazot olmuş, bu sefer bir tır emniyet şeridinde. Araca bir nöbetçi bırakıp cümbür cemaat iniliyor. Tırın ön kısmı kuşatılıyor ama kaptan şoförümüz uykuda. Ama bugün bana, yarın bir başkasına, hep dayanışma diyerek uykudan kaldırıyoruz. Bir tarif geliyor ama tariften daha çok il, ilçe, köy isimleri arka arkaya sıralanıyor. Şuradan gir sonra hep ileri diyeceği yerde garanti olsun diye tüm tabelaları saymış amcamız. Belki bu kadar ayrıntıyı vermek zorunda değil fakat gecenin bir vakti noluyo lan diye kalktığında, o kadar insanı tırın muhtelif yerlerinde görünce garantili davranmak istemiş olabilir.

Artık gidiyoruz yola girdik ya CD'ler arka arkaya çalınıyor şarkılar coşkulu katılımla söyleniyor.

***

Uyku molası bitiyor, kar manzaraları görüntüleniyor ve en nihayetinde saat 8,00 civarı Sivas'a giriliyor. Şimdi kahvaltı zamanı araçlar şehrin içinde park edilip mekan aranıyor. Bir lokantanın önünden geçerken dert anlaşılıyor ve buyur ediliyoruz. Girişteki masalar, 1. kattaki masalar, 2. kattaki masalar dolu nedir bu tüm Sivas aynı yerde mi kahvaltı ediyor derken 3. katta bir kalabalık ama güzel bir kalabalık ile karşılaşıyoruz. Ankara Aslanlarıda orada ve hep beraber güzelce karınlar doyuyor. Bir molada beraber olduğumuz ve tahminen 2 saat farkımız vardır dediğimiz tayfa otobüslerinin şehre yaklaştığını öğreniyoruz. Hemen karşılamak için Sivas girişine dönüyoruz. Ve ilk otobüs geliyor, diğerlerini beklemeden bilet işini halledebilmek için şehre dönüyoruz. Ve gidiş dönüş o kadar yolda atlatılmayan kaza tehlikesi 15 kilometre hızla giderken şehirde atlatılıyor.

***

1. Polis Memuru- Sizlerde araçlarınızı girişin yanına çekeceksiniz.
2.Polis Memuru- Aracı otobüsün yanına çekin aracı terketmeyin?
3.Polis Memuru- Herkes içeri girsin
4. Polis Memuru- Siz girmeyin aracı çıkartın otoparka götürün
5. Polis Memuru- Gitmeyin
6.Polis Memuru- Gidin
1.Polis Memuru- Kimse çıkmıyor tamam..

Oh be..

***

Staddayız saat 13,00 ve elimizdeki pankarta yer arıyoruz. Tembellikten, kaygan zeminden, yer beğenememekten artık her nedense pankartı, bir deplasmanda daha asmaktan vaz geçiyoruz.
Ama biz her yer dolmuş dedikten sonra bir 7-8 pankart daha asılıyor. Her şehir en az iki pankartla bu hastalığa tutulmuş, bir komşu şehrin 5 pankartı bile var. Maç başladıktan 15 dakika sonra bile hala pankart asmaya uğraşanları görünce pes diyoruz.

***
Kırmızı kart sonrası merkezle bağlantıya geçiliyor. Ama merkezde her kafadan bir ses çıkıyor. Tükürdü mü, çamur mu sıçrattı, tekme mi attı ulan atsa biz görmezmiyiz, küfür mü etti etmedi derken zaten mağlubiyet belli oluyor. Son dakikalarda yine takıma destek var bu arada eller ve ayaklar donmaya yakın, bir an önce kapılar açılsın, araçlar ısınsın düşüncesindeyiz. Bu arada 15 yiğido galibiyetin zevkini çıkarırken ,küfürlerini uzaklardan bize duyurmaya çalışıyor. Eğlendikleri kesin ama ama kimsenin ilgilendiği yok.

***

Dönüyoruz, yensek şahane olurdu ama olmaynca olmuyor diye moral bozmuyoruz. Biz geldik destekledik, yine geliriz yine destekleriz. Yeter ki bu şanlı armanın şanlı bayrağı bir yerlerde dalgalansın. Biz orada oluruz.

***

Deplasmanın Kod Adı: 55

Deplasmanın Mekanı: Çiftlik Et Lokantası Yozgat

Deplasman Yolculuğunun Şarkısı: Yalnızlığı Anla. Kazım Koyuncu'ya en içten sevgiler.

Deplasmanın tezahüratı: Dakika 88, En Büyük Sen Değilmisin, Aldırma Cimbom Aldırma....

Saldır! Allah Aşkına


Türkiye Erkekler Voleybol 1.Ligi
Galatasaray & Mef Okulları
25 Ocak Pazar 17:30 @ Burhan Felek 50.Yıl SS

*****

1. Deplasmanlı Sutopu Ligi
Galatasaray & İyik
25 Ocak Pazar 19:15 @ Üsküdar Galatasaray Havuzu

Taraftarın Buna Razı


Karşı ahalisi İstanbulumuza döndü. Maçın hikayesi yakında..

24 Ocak 2009 Cumartesi

Karlı Dağlara KARŞI..

@foto: Sivas'a 5 km kala 07:46 - 24/01/2009

Dağların arkasındaki yar..Nerede olursan ol, bil ki seninleyiz!!!


23 Ocak 2009 Cuma

Sivas'a bir iki..

Ölümü bile göze aldık;
GELİYORUZ sana çırılçıplak!

24.01.2009 14:00
4 EYLÜL STADYUMU

22 Ocak 2009 Perşembe

Asr-ı körlük


Son bir kaç gündür, bir çok basın ve medya kurumlarınca haber edilen bir kitap var. Hatta haber edilen demek haksızlık olur; pohpohlanan, yerlere göklere koyulamayan bir kitap..

22 Ayar Altın kaplamalı.. Tam 30 kilo.. 2 yılda 40 kişi tarafından hazırlandı.. İsviçre'de basıldı.. Gerçek deri ile ciltlendi.. Bununla da bitti miii?? Bitmediii!! Bir de bu kitap altın yumurtluyor..

Vapurdaki satıcıların usulüyle insanlara yaklaşan tavırları zaten yeterince sinir-i sistemimizi zedelemekteyken bir de Galatasaray'ın henüz bir-iki ay önce çıkartmış olduğu "Yüz Yılın Öyküsü" adlı eser hiç yokmuş gibi davranmaları işe gelmeyince nasıl da körleştikleri iddiamızın bir ispatıdır. Haberlerde geçen "daha önce dünyanın en büyük kulüplerinden x'de yaptırmıştı" "bu ülkemizde bir ilk" "kimse'nin düşünemediği iş" safsatalarına inananlar dahi çıkıyor. Fener 2 sene öncesinde Ş.L Çeyrek Finaline çıktığında da aynı hava estirilmişti memleketimizde. Sanki ilk kez bir Türk Takımı Çeyrek Finale çıkmış gibi. Hatta Sanki bu ülke'ye UEFA ve Süper Kupa hiç gelmemiş gibi..


Yüz Yılın Öyküsü

Büyük Galatasaray Tarihi


4 yıl boyunca, İstanbul, Ankara ve İngiltere’deki değişlik arşivlerde, kütüphanelerde haftalarca süren ve aralarında bilim adamlarının da bulunduğu uzman bir ekibin çalıştığı projeyle, Türkiye’de ilk kez, kapsamlı bir Galatasaray Tarihi yazıldı, ilk kez yayınlanacak fotoğraflar günışığına çıkarıldı.

Çalışma sırasında, kurucumuz Ali Sami Yen dahil, bugüne kadar bilinmeyen birçok özel arşivlere ulaşıldı. Galatasaray Müzesi baştan sona tarandı, Osmanlıca metinler çevrilerek birçok yeni bilgiye erişildi. Nesnel ve bilimsel bir bakış açısıyla kitabın yazımı ve tasarımı tamamlanarak basıldı.

656 sayfadan oluşan ve bugüne kadar yayınlanmamış bir çok fotoğraf ve belgeyi içeren, metinleri Mehmet Şenol ve kısa bir süre önce kaybettiğimiz Mehmet Ali Gökaçtı tarafından hazırlanan, önsözü değerli üyemiz Kemal Onar tarafından yazılan Büyük Galatasaray Tarihi kitabı, ana ekseni futbol olmak üzere sportif, idari, mali etkinlikleri de içerecek şekilde kaleme alındı.

Kulübümüzün kuruluş yılından ilham alan bir anlayışla 1905 adet basılan ve özgün bir yayın kalitesini yansıtan bu kitap 1’den 1905’e kadar numaralandırıldı.

Resmi Siteden Sana Bakmak

20.01.2009 tarihli galatasaray.org haberiydi, 85-75 kazandığımız Darüşşafaka maçında büfeden alacağımız ' 2 sosisli 1 kola ' yı kapsayan 3 ytl'lik indirim.. Demir kaynağı ile kapatılan pembe koltuklarına hala oturamasalarda, kendilerinden önce salon dolmadığından kombine sahipleri kendilerini salona atabildi bu kez.. Üstüne birde sosisli kampanyası Şam'da kayısı...

Unutmadan, tekerlekli sandalye basketbolu takımımızın maç gün ve saatine ulaşmak istiyorsanız, bu hafta Dünya Şampiyonu 24 Ocak Cumartesi Saat 11:00'de Ataköy Ahmet Cömert'te Lefkoşa ile oynuyor..

21 Ocak 2009 Çarşamba

MelodiyA



senle doğdu bu beden bir gün senle ölecek

sana olan aşkımız sonsuza dek sürecek

şu şerefsiz dünya'da senden başka kimim var

hayatımın anlamı sensin Galatasaray!

Canaydın duruma açıklık getirdi;

BU HABERLER TAMAMEN
HİLAFI HAKİKATTIR, UYDURMADIR

“...Bütün arkadaşlarım, kardeşlerim beni ararlar, gereken her şeyi yaparlar, bir araya geliriz ama gazetelerde yazan bu haber, benim sayın Ali Dürüst, sayın Adnan Öztürk ve sayın Turgay Kıran'la beraber yemek yediğim, Etiler'de bir restoranda olduğumu söyleyen haberler, tamamen hilafı hakikattır, uydurma haberlerdir. Buna çok üzüldüm...”

*Siz, bir de bize sorun nasıl üzüldüğümüzü..

20 Ocak 2009 Salı

Our nightmare is back again !

Bugün bazı basın kuruluşlarının yayınladıkları haberler'de yer alan bir konu var ki insan'da korku filmi izlemiş etkisi yaratmakta. Eski başkanımız Özhan Canaydın'ın yeni bir yönetim ekibi oluşturmak için kolları sıvadığını ve 2010 seçimlerine bu ekiple girmek istediği bilgilerini içeren bu haberin gerçekliğine inanmasakta yada inanmak istemesekte yoğurttan epeyce ağzı yanmış bünyelerimizle aman diyoruz aman..

ultrAslan 8 Yaşında !


8 yıl önce bugün Galatasaray için, Galatasaraylılar için,
Galatasaray tribünleri için yola çıktık.

İlklerin kulübü Galatasarayımıza layık olmaya çalıştık,
Türk tribünlerinde ilklere imza attık, adımızı dünyaya duyurduk.

İstanbul’dan başladık tüm ülkeye yayıldık,
yetmedi Avrupa’ya, oradan tüm dünyaya...

Bazen 10 kişi, bazen 80 bin kişi, Sarı Kırmızı’nın peşinde her yerdeydik!

Hiç susmadık!
Bazen gök gürültüsü gibi olduk!
Sahadakiler inanamadı 25 bin kişi olduğumuza...

Hiç bıkmadık!
Desteklemekten yorulmadık,
kimi zaman Florya’da, kimi zaman Sami Yen’de, kimi zaman deplasmanda!

Herkesi şaşkına çevirdik, imrendirdik!

Şimdi 8 yaşındayız !

Tıpkı ilk günkü gibi yine beraberiz,
yine Galatasaray’ın peşindeyiz,
Galatasaray nerede biz oradayız!

8. yılımızda daha güçlü bir Galatasaray için,
daha güçlü bir ultrAslan için omuz omuzayız!

19 Ocak 2009 Pazartesi

Samsunlu Bayanların Başkanı Konuşmuş!

SBK(Samsun) Başkanı efendi buyurmuş:
Başkan Hüseyin Tayıncı, rakip takım taraftarına "suikastçı" benzetmesi yaparak.....

Hüseyin efendi aklını başına al..

***
Tamamı için;


http://www.ajansspor.com/basketbol/tbbl/h/20090119/huseyin_tayinci_bombaladi.html

Talihsiz takım belirlendi..


Çeyrek final kuralarında karşımıza Sivasspor çıktı.

İlk maç 28 Ocak'ta Sami Yen'de, rövanş 4 Şubat'ta Sivas'ta..

18 Ocak 2009 Pazar

Sıradaki?

19 Ocak Pazartesi günü saat 13:00'da kura çekimi yapılacak.


İşte çeyrek finalistler;

A GRUBU
Beşiktaş
Antalyaspor

B GRUBU
Galatasaray
Ankaraspor

C GRUBU
Sivasspor
Denizlispor

D GRUBU
Fenerbahçe
Bursaspor

Mavi Gözlü Dev


#28
Semih Kaya

Malatya'ya 4 tane..

Kafası güzel bir maç...

çevik çevik kuveeeeet
biber biber gazııı
jopla jopla biziiiii
erge ergenekoon

16 Ocak 2009 Cuma

17.01.09 Ajandamız | 3'ü 1 arada!


Bayan Basket
12:30 Galatasaray - Samsun
Aydan Siyavuş

Erkek basket
14:30 Galatasaray - Türk Telekom
Aydan Siyavuş

Futbol
19:00 Galatasaray - Malatya
Sami Yen

YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! YÜRÜYORUZ BİZ BU YOLDA! GELİYORUZ CÜMBÜR CEMAAT!

15 Ocak 2009 Perşembe

Sağlık raporu: Cassio Lincoln


Saçkıran hastalığı ile uğraşan Lincoln'e acil şifalar diler, sakallarındaki kıl kaybının yaşandığı bölgelere günde 10'ar dakika olmak üzere 1 hafta boyunca sarımsak sürmesini tavsiye ederiz.

Baba'dan kalma yöntemleri yaşatma derneği

13 Ocak 2009 Salı

And olsun...


Karşı'nın askeri yemin töreninde..
Aslanım Onur BAŞ'ım..

12 Ocak 2009 Pazartesi

Şizofreniya # II


Saat yine öğlene geliyor. Hiç uyanmasaydım diye düşünerek başlıyorum güne. Bir gün uyusaydım topyekün. Ne kaybedebilirdim ki sanki..

Mutfağa geçerek kahve suyunu koyuyorum ocağa. Başım ağrıyo yine her sabah ki gibi. Yüzümü yıkamaya giriyorum banyo'ya. Kırlaşmış saçlarıma bakıyorum anlamsızca. Zaten hepi topu ortada bir tutam kalmış bir de kenarlarda. Yüzüme çarpıyorum buz gibi suyu..

Kahvemi hazırlayıp salondaki penceremin önüne geçiyorum. Masanın üstündeki ufak radyomu açıyorum ve bir sigara yakıyorum. Islanmış sokaklara bakıyorum, bir hengame içerisinde sağa sola koşturan insalara bakıyorum, üst üste çıkmış araçlara bakıyorum. Radyo'da Cem Karaca'dan "Sen de başını alıp gitme" parçası çalıyor. Gençliğimi anımsıyorum bir an..

TV'yi açıyorum ve insanların birbirleriyle evlendirilmeye çalışıldığı bir programı izlemeye başlıyorum. Ben yaşlarda bir adam çıktı ve o çelimsiz haline rağmen 50 yaşında hatunu kaptı gözümün önünde. Kesin cebi doludur onun, evi barkı, yatı katı vardır diye söyleniyorum hem o naif kadıncağız napsın onu yoksa. Söylenmelerim bitince bende mi arasam ulan diye geçiriyorum aklımdan. Yalnızlık'da bir yere kadar, hem yaş 65'e dayandı bir sıcak çorba yapanımız olsa fena mı olurdu diye düşünürken uyuyakalıyorum..

Rüyamda O'nu görüyorum yine. Ben de seni sevmiştim diyor. Hayat işte olmadı, olamadı diyor. Git diyorum. Nolursun git artık. Ne seni ne de sensizliği yaşatmadın. Susuyoruz ikimizde. Öylece bakıyorum gözlerine. Ne de çok özlemişim. Gençken'de en az bukadar güzeldi diye geçiriyorum içimden. Susuyorum, susuyor, susuyoruz..

Uyandığımda mutfakta bir tas çorba buluyorum. Hem de en sevdiğimden, borş çorbası. Moskova'da tanışmıştım gençliğimde bu çorbayla. Onlara has bir şeymiş işte. O gün bu gündür hala da çok severim. İyi de kim getirmiş olabilir ki bu çorbayı? Neyse soğutmadan içmeli, soğuyunca pek bir şeye benzemiyor..

Akrep ve yelkovan 19:05'i gösterdiğinde saatimin alarmı çalmaya başlıyor. Evden çıkıyorum üstümü değiştirip. Her zaman ki meyhaneye giriyorum yine. Hoş geldin bey amcacım buyur geç masan hazır diyor genç garson. Bey babandır senin diyorum yine tüm aksiliğimle ve masaya ilerliyorum. Tüm masalarda oturanlar zamanla değişir hatta masalar bile değişir ama bizim masa ve oturanları değişmez yıllardır. Yine gelmiş bizimkiler..

Oturuyorum masa'ya hiç bir şey demeden. Kimse de bana bir şey demiyor zaten. Konuşmadan rakılarımızı içmeye başlıyoruz yine. Herkes gelmeden içmeye başlamaz kimse, eski alışkanlıktır bizde. Biz öylece sus pus içerken mekanın sahibi geliyor yanımıza. Bu akşamki maçı özel bir şifreli kanal veriyor ama sizin için aldım vallahi diyor. Eyvallah diyoruz. Maç başlıyor..

Tüm maç hiç usanmadan tribünler hakkında yorumlar yapıyoruz. Bizim zamanımızda.. Hatırlıyor musunuz.. Bir gün.. ile başlayan cümleler ardı arkası kesilmeden sürerken maç bitiveriyor. Hepimiz kafayı bulmuşuz, moralimizde bozuk. Biz TV'den maç izleyecek adammıydık be..

Meyhane kapanırken çıkıyoruz sokağa. Manasızca bir birine bakıyor herkes. İçimizden birisi, ya hani bizim bir bestemiz vardı nasıldı o diyor. Gerisi harbiden yanlış mıydı neydi yahu diye üsteliyor. Biraz alkolün etkisi biraz da kabul etmeli ki ihtiyarlıktan hatırlayamadık. Yolu ortasında öylece duruyorduk. Ağır ağır yürümeye başladık semtin ara sokaklarından evlerimize doğru. Sonra bir anda başladık hep bir ağızdan;

CİM BOM BOM'UM SENSİZ
YAŞAMAK ÇOK ZOR İNAN
BİR TEK SENİ SEVDİM
GERİSİ HARBİDEN YALAN

***

Bu hikayede anlatılan tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal mahsülüdür!

Derin KARŞI

Bilgiye..

Pankart Fanzine 10


Pankart Fanzine 11


"Pankart Sayılar" bölümünden
PDF (Portable Document Format)
olarak ulaşılabilinir..



11 Ocak 2009 Pazar

Galatasaray 69 - Saran Anadolu 57

Maçtan bir gece evvel yapılan duyrulara laf ederdik artık o da yok.Şu takımın maçlarından evvel 2 satır haber girmek çok mu zor resmi siteye? .. Keza salonda da, ne televizyonumuzdan ne dergimizden tek bir insan yok.. Bir de sadece kupayla çekilen fotoğraflardan tanıdığımız sarışın bir şube kaptanımız vardı, sezon boyu nerede ne yapar acaba? Salonlarda olmadığı kesin de..

mühürledik seni kalbimize..

10 Ocak 2009 Cumartesi

Galatasaray-Saran Anadolu


İstanbul Üniversitesi, Bağcılar, Beykoz, Burhaniye, Arçelik, Çankaya vb. derken, Galatasaray serüveni yeni bir spor salonuna daha ' Seni Gördüğüm Zaman .. ' ilk adımını atmayı emretti. Pazar günü kahvaltıdan hemen önce Kartal Yakacık İTO Spor Kompleksi'nde Kıtaların Efendisi tekerlekli sandalye basketbol takımımızla birlikteyiz.. Geçen haftaki maçta işlediğimiz " Pazar Sabahı " isimli dersten çıkaramadıkları sonuçlar için federasyon yetkililerini de salona yine bekleriz..




sabah akşam düşümdee
işten eve dönüşte
hiç aklımdan çıkmıyor
cimbom sevgisi iştee

Şizofreniya


Gecenin saçma sapan bir saati uyanıverdim. Sanki günlerdir, haftalardır uyuyormuşum gibi hissettim kendimi. Yatağımda doğruldum ve baş ucumda duran sehpadaki sigaramdan bir dal aldım. Tutuşturmak için çakmağımı çaktığımda odam aydınlandı ve tavandaki sarı kırmızı arma beliriverdi. Sigarayı yaktıktan sonra çakmağı söndürmedim ve armaya dikilmiş gözlerimle uzun süre kaldım öylece. Özlemiştim çok bunu benliğimin her yerinde hissediyordum..

Boş ve karanlık sokaklarda arabla ilerliyorken buldum kendimi. Yollar ıslaktı yağan yağmurdan ötürü ve radyo da Sibel Alaş'ın FEM parçası çalıyordu.  Islık çalarak parçaya eşlik ederken bir yandan da Trafik Polisi korumalı, özel kamufulajlı şişemdeki votka red bull karışımını içiyordum. Gerçi gecenin o saati ve o yağmurda Polis filan da olmazdı ortalıkta. Normal saatlerde yaklaşık bir buçuk saat kadar süren yol bu anormal olan dilimde on dakika kadar sürmemişti bile. Evet Sami Yen'in İtfaiye tarafı Kapalı girişinin önündeydim..

Caddelerde sarı kırmızı insanlar, kedi etinden köfte kızartan dayı, kaşkol bere korna satan seyyar tezgah, köşe başında son biralarını yudumlayan dostlar, deplasman tribünü'nün görülebilir tarafındaki bir avuç insana gider yapanlar, kombine girişinde sıralanan kuyruktakiler ve bizler.. hiç, hiç birimiz yoktu orada. Arabadan inip atkımı sıkıca doladım boynuma ve bir sigara daha yaktım. Kapalı tribünde bir dakika dahi durabilmek için neler vermezdim diye düşündüğüm o anda İtfaiye giriş kapısının üstündeki boşluk çarptı gözüme..

Bir elimde sigaram diğer elimde kamufulajlı votka şişem Kapalı'nın sol tarafında, her zamanki yerde bir koltuğa çöktüm. Etraf çok karanlık ve sessizdi. Yağmurdan dolayı saha ağırlaşmış mıdır diye aklımdan geçirirken nede olsa maç filan olmadığından pek bir önemi olmadığına karar verdim. Oturduğum koltuk acaba benim kombinenin üstünde yazanmıdır diye aklıma geldi. Tam 7 senedir kombinemin hangi koltuğa ait olduğunu daha doğrusu hangi koltuğun bana ait olduğunu görememiştim tıpkı bir çok golü ofsaytı faulü ve tartışmalı pozisyonu göremediğim gibi. Pekte ilgilendirmiyordu zaten hiç birisi beni..

Özlemim birazda olsa dinmişti. Artık bir süre daha idare edebilirim diyordum kendi kendime. Fakat son bir şey vardı gitmeden önce yapmam gereken. Ön sete çıktım usulca, ellerimi göğe yumruladım ve avaz avaz başladım üçlüye..

şık şık şık
CİM BOM BOM
şık şık şık
CİM BOM BOM
laylaylaylaylaylaylaylaaaaay
oooooooooooooooooooooo
CİM BOM BOM


***
Bu hikayede anlatılan tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal mahsülüdür!

9 Ocak 2009 Cuma

1 ülke 2 maç

Geçtiğimiz salı.. Ankara Atatürk Spor Salonu.. Türk Telekom'la Hasharon Euro Cup maçında karşılaşacaktı.. Karşılaşacaktı diyorum çünkü müsabaka İsrail ekibinin sahaya çıkmak istememesiyle sembolik bir hava atışının ardında sona erdi ve 20-0 ile Telekom'un hanesine galibiyet olarak yazılması bekleniyor.. Maçın tarih ve saatinin açıklanmasından sonra, Ortadoğu'da yaşanan insanlık ayıbının baş kahramanı İsrail'i protesto etmek için her kesimden yüzlerce binlerce insan maç günü salonun yolunu tuttu.. Ancak Telekom tarafından ücretsiz olacağı duyrulan maça kimse alınmadı..İşçisi memuru öğrencisi fenerlisi beşiktaşlısı ankaragüçlüsü salondan geri çevrildi, " - Üzülmeyin zaten maç oynanmayacak " tesellisi ile.. İçeriye ise sadece, çeşitli dernek ve kuruluşların sempatizanları Telekom tarafından dağıtılan davetiyeleriyle girebildi.. Sahaya çeşitli maddeler atıldı, dahası sahaya inerek olası bir linç girişiminde bulunuldu ve İsrail ekibi sahayı terketti.. Bunlar olup biterken emniyet mensupları olayları sadece seyretmekle yetindi.. Buraya kadar bu platformda yapacağımız bir yorum yok, devlet siyasetlerine alet edilerek yaşam hakları ellerinden alınan binlerce insanın yasını tutmaktan başka..

****

Günlerden cuma.. İzmir Enka Spor Salonu.. Aliağa Petkim ve Galatasaray TBL maçında karşılaştı.. Maç esnasında 2 tribün arasında yaşanan ufak bir atışma sonrasında emniyet güçleri Galatasaray tribününe jop ve biber gazı ile müdahale etti. Yaralanan insanlar hastaneye götürülürken, oyun biber gazının salondan tahliyesi için bir süre durdu.. Yani bu ülkede herhangi bir tribünün hemen hemen her maç yaşayabileceği bir olay yaşandı..


Öylesine pis bir düzenki, devlet babanın masabaşında yapamadıklarını bir spor müsabakasında vücud buldurma çabası.. Müsabakada yaşananlara ses çıkartmayan(!) emniyet teşkilatı, ayıklanarak katagorize edilen insanlar.. Her fırsatta taraftara kalkan joplar, sıkılan gazlar, evlere postalanan cezalar, haksız gözaltılar, renksizleştirilmiş stadlar...

8 Ocak 2009 Perşembe

Vizyonda..


Burası Neresi ?


Sözüm ona;
endüstriyel futbol'un büyük savaşçıları
neredeler şimdilerde?

6 Ocak 2009 Salı

Bir yanı mezara gömdük biz seninle..


Kardeşimizin doğum günü vesilesiyle bir kez daha
"Dayan Koca Adam" kampanyasına
canı yürekten destek olan
herkese teşekkür ederiz.

İyiler hep mi erken gider..

5 Ocak 2009 Pazartesi

Kendisini Galatasaray'a adamış özel bir insandı..

Turgay Vardar, Galatasaray Lisesi'nden 109. dönemde mezun olmuş bir Türk gazeteci ve Spor adamıdır. 31.08.1956 İstanbul doğumludur. Gazeteciliğe 1978'de Cumhuriyet Gazetesi'nde başlayan Vardar, Günaydın, Sabah ve Akşam gazetelerinde yazı işleri müdürlüğü görevlerinde bulundu. 1989'da Fotospor Gazetesi'nin kurucuları arasında yer alan Turgay Vardar, 1997 yılının Mart ayında Galatasaray Spor Kulübü basın danışmanı oldu. 1998'de genel sekreter yardımcısı olan Turgay Vardar, 2004 yılında kulüp divan üyeliğine hak kazandı. Bu tarihten sonra Galatasaray Kulübü basınla ilişkilerden sorumlu genel sekreter yardımcısı olarak görev yaptı. Ayrıca kendisi T.S.Y.D. üyesidir. Yönetim kurulunda dış ilişkilerden sorumlu basın danışmanı olarak çalıştı UEFA'da Türkiye adına 2000 yılından itibaren Press Oficer olarak görev aldı. Euro 2000 de Türk Milli takımının basın danışmanı olarak Belçika ve Hollanda da TFF tarafından görevlendirildi. İngilizce & Fransızca dillerini bilir, evlidir, bir kız ve bir erkek evlat sahibidir. Nisan 2002 yılında yakalandığı mide kanseri, Ekim 2005 yılında periton metastası olarak nüksetmiştir. 4 ocak 2006 sabaha karşı 02.30 da vefat etmiştir. Aramızdan ayrılışının bu 3. senesinde kendisini rahmet, özlem ve saygıyla anıyoruz.

İyiler hep mi erken gider..


4 Ocak 2009 Pazar

Galatasaray 98 - İskenderun Engelli 32

Alışkınız transit geçmelerinize,
görmezden gelmelerinize,
şakşakçı dillerinize..

Karanlıkta bekliyoruz sizleri,
karanlığın köre sevdalandığı yerde bekliyoruz..

3 Ocak 2009 Cumartesi

Galatasaray:78 Fenerbahçe:62

Söyle Fener, söyle, ne oldu?

2 Ocak 2009 Cuma

Haftanın Sonu


TBL 13.Hafta
Galatasaray-Fenerbahçe
3 Ocak Cumartesi 19:00 \ Aydan Siyavuş



Tekerlekli Sandalye Basketbolu 3.Hafta
Galatasaray-İskenderun
4 Ocak Pazar 11:00 \ Ahmet Cömert

1 Ocak 2009 Perşembe

Başarılar


Sevgili Galatasaraylılar;

Bildiğiniz gibi Genel Koordinatörümüz,kardeşimiz Alpaslan Dikmen 28 Eylül 2008 tarihinde meydana gelen elim bir trafik kazası sonucunda hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Alpaslan kardeşimizin 2001 yılından yaşamının son gününe kadar büyük bir fedakarlık ve başarıyla yürüttüğü Genel Koordinatörlük görevine 01.01.2009 tarihinden itibaren Ahmet Aytaç getirilmiştir.

Ahmet Aytaç bu görevi kendisine bağlı bir yönetim ekibiyle birlikte yürütecektir. Ahmet kardeşimize ve ekibine yeni görevlerinde tüm ultrAslanlar’ın destek olacağına inancımız ve güvenimizin tam olduğunu belirtir, kendilerine başarılar dileriz.

Sebahattin Şirin - Yılmaz Tutuş

ultrAslan

*****


ultrAslan KARŞI olarak;
tribünde yıllarca beraber olduğumuz
arkadaşımız Ahmet Aytaç'a
bu görevinde başarılar dileriz..

Sarı kırmızı yıllar

Yıl dönümü.. Çok bir anlam ifade eylemese de bunalım bünyelerimizden sebep, sitenin 100.000 eşiğini devirişiyle aynı zamanlara denk gelen yeni yıl tebriğini es geçmeyelim.. Gerek kilometrelerce uzakta bizi izleyenler gerekse tribünde yanıbaşımızda saf tutanlar.. Galatasaray Mücadelesinin sonsuz olduğu bir yıl bulmak ümidiyle...


YENİ YIL Bekler Bizi Kupalar..