
Bunun adı vuvuzela. Ultras hareket olduğunu savunan var. Bağırma sen, yakma meşaleyi, öttür boruyu sonra, olsun sana ultras harekat. Yok öyle.
Bunun adı klarnet. Hayatın anlamı olduğunu savunanlar var. Bağırma sen, öttür klarneti. Bağırmasan da olur...
28 Haziran 2009 Pazar
vuvu sesleri, inletiyor tribünleri!!!
24 Haziran 2009 Çarşamba
Ümit Karan !!!

Karan’ım..
Seni çok sevip çok okşadığımız aşikar. Değişik duygular yaşattın bizlere yıllardır.
Roma deplasmanında iki bacak arası çalımı koyup ağlara gönderdiğinde ayağa kalktığımızı dün gibi hatırlıyoruz.
6 kasım’ın rövanşında orta sahaya yakın alandan rüştü’ye ağları yalattığın toplar da aklımızda.
İzmir’de Manisa’ya bu liglerin en muhteşem volesini gönderdiğinde Alsancak’ta oturan adam yoktu.
NouCamp’a adını yazdığında bizler gözyaşlarımızı tutmamıştık.
Arif’in gol kralı olması için yaptığın asistleri, aynı gecenin sonunda diğerleri saçlarını boyarken senin vücudunu sarıya kırmızıya boyamanı, ankaraspor’lardan geldiğinde herkes kumsal havasındayken senin tesislerimizde gece gündüz form tutmaya çalıştığını adımız gibi biliyoruz.
Kötü hiçbir şey kalmaz ayrılıkta. Onları yazıp çizecek değiliz. Verdiklerin için sağolasın.
Olsun Karan’ım..Var git sen Eses’e..
Bunun ne kadar profesyonel bir karar olduğunu biliyoruz ve başarılar diliyoruz hayatında..Mutlak kesişir yolumuz..
Bir biz profesyonel olamadık.
22 Haziran 2009 Pazartesi
Hasan Şaş'ım...
Ne gerek var dedik ama kızmadık Hasan'ım. Umursamasan hadi bana eyvallah desen daha bir ayar olurduk. Tahmin ediyoruz kolay değildir o formayı bu kadar yıl şerefle taşıdıktan sonra aniden çıkartmak. Öfke olur tabii, küskünlükte olur. Hani kimseyede kızamıyoruz, elbette isteniyodur kimse gitmesin, herkes kalsın herkes ama na mümkün işte.
Doğaldır, öfke hali ile meseleler biraz karışmış anlatacaklarından dolayı insanlar soğur sanmışsın Galatasaray'dan. Kime bakıp bunu söyledin bilemiyoruz ancak şu varki buda mümkün değil be Hasan'ım. Olur mu hiç öyle şey?
Sanma biz melankolik halimizle bir şey bilmiyoruz, bir şey görmüyoruz, bir şey duymuyoruz.
Ama ne bilirsek bilelim bunlar bizi soğutabilir mi Galatasaray'dan. İnsanlardan soğuruz, insanlardan uzaklaşırız ama Galatasaray'mı... Asla...
Hani bizi görüyorsundur tribünde bizde öfkeleneriz böyle. Bazen bizde istemeden kalp kırarız hatta Galatasaray'ımıza zarar veririz. Sanma sakın bu öfke nedensiz.
Aslında belki bir gün biz sana Galatasaray'ımızı anlatsak, onu nasıl yaşadığımızı gösterebilsek eminiz sende başka bakarsın.
2007'de pankart haline getirirken seni, boyarken değil; seni sembol haline getirirken çokta isabetli davranmıştık.
O pankartta tarihte yerini aldı, Hasan Şaşım bağırmalarıda ve kesinlikle sende...
Bir gün herkes ayrılacak bizde olmayacağız ama Galatasaray ilelebet var olacak, tüm şanı ile Galatasaraylılıkta...
İlk kurban Tobol .

Sensiz geçen günlerin diye başlayıp birkaç ay sürdürdüğümüz Galatasaray özlemi bu kez kısa olacak. Temmuz'un en ortasında başlıyoruz mesaiye. En sıcak günlerde en acaip bir takım ile oynayacağız.
Normalde bugünlerde gayet tatil havasında olması gereken topçularımız ise mesaiye başladılar bile. Geçen berbat sezonun diyeti bir şekilde ödenecekti nasılsa..
İtfaiyeci, manav, marangoz vb işçi sınıfından oluşan köy takımlarıyla karşılaşmamız eskidir. Cork City'leri Avenir Beggen'leri unutmaya yüz tutmuşken, eskilerde bu tip kura çekimlerinden sonra "arabada beş evde on beş" şekli yaklaşırken, şimdi aman şeytan kulağına kurşun durumundayız..Tromso hafızalarda..Biz en baştan aman diyelim de..
Merak edenlere: Tobol bir Kazak takımı, ülkelerinin kuzey sınırında Rusya kapılarına yakın bir memleket Kostanay şehri. Tobol'da bu şehrin takımı..9 bin kişiye oynuyorlar ve takımın adı 3-5 kez değişmiş bugüne kadar, ki bu bizi hiç ilgilendirmiyor.
Şartlar ne olursa olsun, Şanlı Galatasaray Taraftarı her daim bekler kupaları..
19 Haziran 2009 Cuma
sevsende sevmesen de !!!
Sevgi diye adlandırdığımız şeyi küçümsemeyi ya da büyütmeyi çok severiz biz tribün olarak.
Aza indirgediğimiz zaman avucumuzdan kayanların hesabı yoktur, abarttığımızda da sonunu göremeyiz.
Kapalı kombinelerinin bittiği duyumları kulaktan kulağa geziyor, ve biz hala dilimizdeki aynı şarkıyı söylüyoruz.
Geçtiğimiz sezon küme düştük. Takımı olmayan ligde ilk 3’e giremedik.Bunu görebilmek için gazetede yazmaya gerek yok, sözümüzü de esirgeyecek değiliz..
Kötü yönetildik.
Canaydın’a söverken yıllar boyu Polat’ın bizi aşağılayıcı konuşmalarını düşünmüş müydük? Ya garip bir hocayı getireceklerini? Ya da bu hocanın emanet edildiği takıma yıldız oyuncuların transfer edileceğini? Hangimiz tahmin ederdik ki bir Lincoln’e sevinelim, bir Skibbe’ye üzülelim, bir Sabri’ye sevinelim, bir Şaş’a üzülelim, bir Kewell’a lakaplar takalım, bir Servet’i tribüne getirtemeyelim?
Amatör branş bizim özümüzdür, canımızdır, kanımızdır. Hep böyle baktık mevzuya. Hainleri uzaklaştırdık, samimi renk aşığı adama boynumuzu eğdik yıllar boyu. Değer dedik bunun adına da. Biz Paidar Demir’i hiç unutmadık misal..
Bugün amatör branşlarımızın nasıl yönetildiği ve nasıl bir sezon geçirdiği aşikar, fazla da söze gerek yok.
Şirkete karşıyız dedikçe Türk Telekom sponsor işgaliyetini tepemize bindirdi sayın yönetim, fenerin başındayken bize güzel güzel küfürler yağdırabilen adamı teknik hoca yapmaya çalıştı bu yönetim, ki bunların hepsi önümüzdeki sezon bizleri bekliyor, oluyor yani, evet oluyor.
Kız takımına fenerbahçe kongre üyesi Şaziye isimli sporcu geldiği zaman isyan ettik, suçlu biz olduk. Ama yönetim güzelce bunu da taraftarımıza yedirmeyi bildi. Sarı ve kırmızıdan nefret eden eski fenerli basketbolcularla görüştük hatta yemek yedik yönetim olarak..Pembe koltuklar dedik, her dediğimizde cop yedik, yan bakan olmadı..
Bir büyük kaptanımız vardı..Büyük Kaptan…Yaklaşık 30 gün önce sessiz sedasız tesisleri terk eyledi, başarısız olduğu için..Gitme şekli gelme şeklinin kopyası olduğundan aradaki hesapların hiçbirisini yazmaya lüzum yok..
Bugün kapalı tribün kombineleri bitmiş.
Ve umarız bizi yönetenler bu abartı sevginin farkındalardır..Abartıyoruz..Halk olarak..Tribün olarak..
Yıllardır yaşadığımız ve yaşattığımız atmosferin “sevgi” kelimesinin önüne geçtiğini biliyoruz ama bu görüntü Rijkaard görüntüsü değil..
Buna indirgenemez..
Çünkü bizler ne yazık ki yapılanların çetelesini tutuyoruz..

18 Haziran 2009 Perşembe
Cam Panelin Arkası
Profesyonel futbolcu olan Volkan en son oynanan derbide profesyonelce hareketini yaparak Kapalıyı galeyana getirmiş, ondan sonra da “aahh kasığım ağrıdı” pozisyonuna yatıp 3 maç ile yırtmıştı. Bu olayda bize düşen de 1 yıl boyunca 1 cm’lik cam panel arkasından bakmak olacak.
Bu adam -çok değil- bir sene önce saha içinde Lincoln’ü kovalayacak kapasiteye sahip birisi olarak bir sonraki ASY maçında bu olayı gerçekleştiriyor ve masumları oynayarak “bunlar hep ASY’de oluyor” diye pişkince demeç veriyor.
Ali Sami Yen’e o adamdan başka Ligde 16 kaleci daha geldi. Ama ne hikmetse hiç birisinde bu derece olay cereyan etmedi.
Bütün bunları alt alta yazınca çıkan faturanın sahibi bu olaylara seyirci kalan ve kalmaya devam edeceği belli olan yönetimdir.
15 Haziran 2009 Pazartesi
Özlediğim Cimbom ?
Evet gerekli... akışkan bir hayatın hizası olmuyor.. evet gerekli demiştim sorduklarında. Yan yana duramıyorum bazen kendimle. bazen kimseyle.. çözemediğim çok şey var. oyunlar oynuyorum. yarı kapalı çocuk parkında. ziyaretçim yok. çözmedim dilimi. hangi dilde hangi sorunu çözsem sınıf atlarım diye korkuyorum zaten. sınıf atlama oyunu körebeden daha popüler. Cevapsız kalan sorular asılı kaldığım tüm hayatlardan koparıyor beni. gözlerimi açtığımda geçer sandığım her şey yerli yerinde. sadece ben yokum. gece sessiz sinema oynuyor yine. Kaç kelime diyorum. yerli mi yabancı mı? Bulamıyorum ama kimi anlattığını. Beni mi anlatıyor. Ben hangi kelimeyim.. yerli miyim? yabancı mı?… içimde yolculuk halinde bir kaç kişi var... kaç kişilik diyorum.. susuyorlar. bir an kendimi küvette acılarımı yıkarken buluyorum. Ortada kan yok ama renkler kırmızı. Ellerime bulaşan bu pis ağırlığı temizleyemediğimden kolumu kaldıracak halim kalmıyor akşamları...
Birileri gelip gidiyor sürekli. İyisi kötüsü doğrusu yanlışı ile bizim olan mahallenin insanları birer birer yol alıyor uzaklara. İnsan bilse yeni bir hayata yelken açtıklarını avutur kendini, belli ki bu gidişler başka... Kafamı çeviriyorum diğer tarafa; bir stadın ultra lüks bölmelerinin pazarlama operasyonları takılıyor gözüme. Çafçaflı suratlar, bol sıfırlı paralar, teknolojik odalar.. Sezon başlarının sıcak maç günlerinde, güneş vurduğunda kapalıya nede yakışıklı olurduk..
Galatasaray Spor Klubü bir süredir yaşadığı sancılı değişim sürecinin artık tam göbeğinde. Yönetim henüz kendi şekil şemalini dahi tam olarak verememişken kendisine; hocası, teknik heyeti, topçusu, stadı, taraftarı, ürünü, bileti ve benzeri bir çok durumu değişiyor Galatasaray'ın hızla..
Değişen\dönüşen\akıp giden zamanla birlikte elbette değişimler kaçınılmaz.. Ama korkuyor insan. Geçmişten bugüne sarfedildiği anda dahi inandırıcı olmayan safsatalar, taraftara verilen gazlar geliyor akla.. Bol keseden atılıp bir kalemde unutulan kelamlar.. Virajlar sert.. Gaza daha dikkatli basmak gerek, keza çok fazla taş oynuyor yerinden ve sarılacak evlatlarımız, zor durumlarda etrafında toplanacağımız kutsal değerlerimiz bir bir azalıyor..
___________________________________________________________
* Haziran 14, Galatasaray herhangi bir branşta bir kaç antrenör gönderirken herhangi diğer bir branşta yeni bir hocayla imza aşamasında.. Bu arada bir topçusu da emekliliğini açıklıyor.. İsimleri mi? Yazı bitene kadar hepsi unutuldu..
12 Haziran 2009 Cuma
Tarihte Bugün
Normal şartlarda böyle bir durumda emniyet müdürü terfi etmiş sayılır, keza öyle sayıldı. Başarısız bir yöneticinin terfi etmiş olmasını yadırgamayan bir ülke.. Terfi değil sürgün yorumlarında bulunarak gündelik sevinçlerle mutlu olmakta beyhude, keza memleket tarihi bu bir stajdır diyor.. Televizyonlardan aşina olduğumuz " Muhteşem İkili " nin İstanbul'umuzdan en uzak iklimlerde tekrar biraraya gelmeleri için duacı olacağız.. 7 Haziran 2009 Pazar
Fark
Rijkaard büyük Galatasaray'ın başına geldi.
Hayırlı olsun...
6 Haziran 2009 Cumartesi
Gariplik Silsilesi
Bir kaç ay evvel çifte mağlubiyetten sonra, sonuçtan dolayı değil sahada gezinenlerden ve saha kenarında, tribünde oturup keşmekeş bir tablonun sorumlularından dolayı bir yazı yazmıştık meşhur bantlarla dolu fotoğraflarla beraber.
Enterasandır içerikten daha çok fotoya takılmış bir takım izleyiciler ve bize göre absürd tepkilerini dile getirmiş başka bir takım izleyicide şaşkınlığını iletmişti.
Öfke patlaması olduğu muhakkaktı ama özünde bir yanlışlık yoktu. Yoktu ki saha içinden sorumlu gözü bantlılar terki diyar eylediler. Ama sorunun gövdesini oluşturanlar yerlerini aynen muhafaza ettiler.
***
Neden böyle bir karar verildi bilemiyoruz zira açıklama zahmeti olmadı. Nasıl uygulanacak o da bilinmez...
Bugün takımın başına Okan Çevik getirildi. Bayanlarda yarı finalden öteye geçemeyen bir koç, ödül olarak sanırız bu göreve kaydırıldı.
Boşalan yere ise büyük aşk Zafer Kalaycıoğlu gelecekmiş...
***
Sportif başarıdan daha çok duruş ve ilkelerdir önemli olan. Bu kulübü yönetmenin ilk şartı bu olmalıdır ama bu garip kararlarla bu pekte mümkün gözükmemektedir.
***
5 Haziran 2009 Cuma
3 Haziran 2009 Çarşamba
Galatasaraylının Tatil Rehberi
23.07.2009 - Uefa Avrupa Ligi 2.Ön Eleme - 2. maç
30.07.2009 - Uefa Avrupa Ligi 3.Ön Eleme - 1. maç
06.08.2009 - Uefa Avrupa Ligi 3.Ön Eleme - 2. maç
09.08.2009 - Tsl 1. Hafta
16.08.2009 - Tsl 2.Hafta
20.08.2009 - Uefa Avrupa Ligi 4.Ön Eleme - 1. maç
23.08.2009 - Tsl 3.Hafta
27.08.2009 - Uefa Avrupa Ligi 4.Ön Eleme - 2. maç
30.08.2009 - Tsl 4.Hafta
..
..
12.05.2010 - Uefa Avrupa Ligi Final (Arena Hamburg, Germany)
16.05.2010 - Tsl 34.Hafta
2 Haziran 2009 Salı
Alpaslan Dikmen Tribünü
________________________________________________________________
Klüp e-posta: oneri@galatasaray.org





