29 Nisan 2009 Çarşamba

Bekler Bizi Kupalar..

Tekerlekli sandalye basketbolunda Galatasaray'ımız, Almanya'nın Wetzlar şehrinde düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonlar Ligi maçlarını beklemeye başladı. Turnuvanın son şampiyonu ve ' Kıtaların Efendisi ' Galatasaray'ımız B Grubu'nda mücadele edecek. Rakiplerimiz ise Fransa'dan CS Meaux, Almanya'dan RSC Rollis Zwickau ve İspanya'dan CD Once Andalucia.. A Grubu'nda ise Almanya'dan RSV Lahn-Dill, İtalya'dan Elecom Sport Onlus Roma, İspanya'dan CD Fundosa Once ve Fransa'dan Hyeres Handiclub yer alıyor. Turnuvanın biletleri 7-24 Euro arasında değişiyor.. Avrupada yaşayan Galatasaraylıların maçlarda yaratacağı atmosferden bahsetmeye gerek yok..

1 Mayıs cuma günü saat 13:30'da Andalucia; 18:00'de ise Meaux ile oynayacağız. 2 Mayıs cumartesi günü saat 09:30'da Zwickau ile grup maçlarımızı tamamlayacağız. Oluşacak puan durumu ile, aynı gün öğleden sonra muhtemel maçımız saat 17:30'da A grubunun 2. si ile olacak. 3 Mayıs pazar günü 13:45'te ise 2.Avrupa şampiyonluğumuz için savaşımızı vereceğiz.

Yüksel Taa Arş'a Kadar
Ey Şanlı Galatasaray!

28 Nisan 2009 Salı

Herşey 'yine' çok güzel olacak...

Bayan basketbol takımımızın dün akşam oynadığı yarı final maçının 2.periyodunda sakatlanan ve ön çapraz bağları kopan genç oyuncumuza acil şifa diliyoruz..

25 Nisan 2009 Cumartesi

Sessizliktir kulakları sağır eden


Senle zehirlenmiş beyinler ve kıpkırmızı bu sayfa üzerine, normal dışı faktörlerden alıntılar yapıp, geçmişi gözler önüne seren Galatasaray'lının DNA kodu 'İnanç duygu bütünlemesi'nin anahtarları hiçbir kilidi açmıyorken bu günlerde "Gassaray gassaraydır bi şey söyleyemem.." diyor Trt 2' de kel ve gözlüklü yorumcu.. Güzel günlerini düşleyerek gözlerimizi kapadığımız gecelerden Galatasaray=Umut metaforuyla uyanıyoruz. Matematiğin izin verdiği şampiyonluk şansından öte, Durma Saldır Allah Aşkına!

Galatasaray-Ankaraspor
Nisan 26 @ Sami Yen

22 Nisan 2009 Çarşamba

Süper Mario Jardel



Seni hatırladım bugün ansızın;
Real Madrid'e ne de güzel çaktın..

19 Nisan 2009 Pazar

Olimpico'dan Bize kalan..

-Panter DeSantics.

-Santim hesabı zorlama yapan Nonda.

-Hakeme ithafen "dokunma bana" ayarıyla Barış.

-Ne olacaksa olsun ulan deyip dağa çıkan binlerce sarı-kırmızı yürek.


Kovalıyoruz bakalım yine şampiyonluğu..

Hayırlı olsun..

17 Nisan 2009 Cuma

Haftanın Sonu


Nisan 19
11:00 Engelli Yıldızlar & Galatasaray @ Bağcılar SS
16:15 İstanbul B.B & Galatasaray @ Olimpico

15 Nisan 2009 Çarşamba

Kapalı, kapalı..




Adına futbol müsabakası denen 'şey' in ardından konuşacak bir şey bulamadık açıkcası. Sadece burada değil kendi aramızda da. Başkan'dan camiaya bir açıklama beklerken top yine taça atıldı, üstelik F.bahçe ile de paylanarak.. Ne zamandan beri F.bahçe destek için kullanılıyordu hatırlayamadık..


'Abi-kardeş' topçuları izledik formalarından bağımsız.. Kardeş olmayanların birbirini boğazlayabileceğini anladık, 16 yahut 38 yaşında olmasının o topçunun sahadaki hak ve sorumluluklarını etkilediği gibi.. At bakıyım abinin kıllı göğsüne..


Karaktersizliği gördük. Sahadaki figürlerini maçtan sonraki açıklamalarıyla tamamlayınca tamam dedik, tamam dansözmüş meğer.. Beklemeye başladık sonra. Sabıkalarımızı denklemin katsayısı olarak cepte tutarak, o kaleciden daha fazla ceza alıp almayacağımızı beklemeye başladık. O geceye dair suçluluk sıramızı görmek için..

Esnek zeminli çatımız var birde.. Yapılmaya başlanmasıyla ortaya çıkan yanlışlık. Sami Yen'de taraftar/tribün adına belki de elde kalan tek güzelliğimiz olan kapalının pankart görüntüsünü yok edecek, yanlış dedik. Kapalı alt kapanmalı dediler, konfor dediler, ekstra para dediler, uefa zorunluluğu dediler... Madem öyle numaralının aynısını yapın dedik. Masraf olmasın, Sami Yen'de çok kalmayacağız dediler. Kapalı'nın set demirini yükseltin dedik, çatıya garip bir çelik halat çektiler. 2 maç dayandı, üçüncüde ' Ölüm tehlikesi' tabelasını eklediler.. Yaz geliyor, dayanılmaz sağnaklar kalmadı. Zaten takımda tezgaha geldi, ligden kopartıldı orası artık dolmaz. Sökün atın, kafanıza çökmeyelim!

13 Nisan 2009 Pazartesi

Bizim tezgahımız bu



konuşuyormuş gibi yapmak,

gülümsemek,

katılır gibi görünmek insanlara,

bakmak ama ertelemek,

düşünmek için biriktirmek,

mutlu ama eksik olmak,

sadece sevmek\sevmeyi bilmek,

biriktirdiklerini doyasıya düşünmek,

kendinle birleştirmek,

büyümek,

çok büyümek.

özgürlük..

11 Nisan 2009 Cumartesi

Hell'e bi gel..

** Sezonun bitmesine tek haneli haftaların kaldığı süreçte, taraftarın en önemli maçı geldi. Taraftar her büyük maçta yaşadığı Biletix zulmünü bir kez daha tattı. Fakat sonuç değişmedi ve karaborsa yine nevalesini doğrultup maç gününü beklemeye başladı. Gerekli merciilerin gerek gişelerde gerekse stadyum çevrelerinde fink atan bu illeti neden görmezden geldiği ise hala bir muamma. Takımını izlemekten başka bir amacı olmayan kombinesiz taraftara sabır dilemekten başka elden gelenimiz yok.

** Suyun karşı tarafında ise UEFA yürüyüşümüzün yarattığı ruhsal ve fiziksel örselenme ve etkileşimleri, yerini rahatlamaya ve ulaşım konusunda yapılan ince(!) göndermelere bıraktı. Mecidiyeköy durağını tercih edenlerin Gima tarafı, Zincirlikuyu durağını tercih edeceklerin ise Burger King önünden deplasman girişine en kısa yoldan ulaşabileceklerini hatırlatır, güneşli bir İstanbul gününde vapur keyfinden vazgeçmemelerini öneriririz.

** Ayhan, Nonda ve M.Topal son idmanlarda yerlerini aldılar. M.Topal'ın maç eksikliği onu muhtemelen yedek klübesinde oturtacak. Emre B.'yi nereye oturtacağız henüz belli değil.

** 362. Galatasaray-Fenerbahçe maçı oynanıyor. Galatasaray kendi sahasındaki 166. Fenerbahçe maçına, 77. iç saha galibiyetine çıkıyor. İçerde 30 mağlubiyet ve 59 beraberliğimiz var. Kendi sahamızdaki derbilerde ortalama 1.25 gol oluyor. 1.53 Galatasaray, 0.96 Fenerbahçe golü de bir diğer istatistik.

** Gereksiz bilgiler kuşağının ardından bir hatırlatma da taraftara.. Yapabileceğin en iyi 3 şey, bağırmak bağırmak ve bağırmak..


Ele Güne Karşı
Saldır GALATASARAY!
Nisan 12 @ Sami Yen

10 Nisan 2009 Cuma

Bir Kentin Griliğine


Karşı ahalisinin yönetmen ferdi, Ciga kod adlı kardeşimiz de vatani görevi için bir süre ara veriyor. Fikstürün en aziz gününe denk gelen teslim günü sürecin aksiliklerle başlamasından ötürü can sıksada, en güzel yanı İstanbul'a dönüşü olan kentteki bol deplasman imkanı, durumu eşitledi.

Kardeşimize vatani görevinde başarılar diliyor,
Kapalı'ya döneceği günü hasretle bekliyoruz..

9 Nisan 2009 Perşembe

Avrupa Kupası Türkiye Mümessili Galatasaray SK !

Bir düş kurmuştuk bundan bir yada bir buçuk yıl evveli.. Dilimizde bir nağme teker teker geçeceğiz turları.. İnletti bomboş tribünlerini.. Senin için sensizliği göze aldığımız sezonun sonunda, Parçalı'nın Savaşı Avrupa Şampiyonluğu ile taçlandı..

Murat Elsaleh Fotoğraf Yarışması Ödül Töreni Yapıldı

Bıkmayan, yılmayan, durmayan, destekleyen, yardım eden, unutmayan, emek veren, zamanını ayıran, katılan, katılmayan, fikrini ortaya koyan ve adına yaraşır bir biçimde böylesine anlamlı bir yarışmayı 3 senedir düzenlemeye devam eden herkesi tebrik etmek düşer bizlere.. Kazananı kaybedeni önemsiz..

6 Nisan 2009 Pazartesi

Gözyaşlarımızla sulayacağız her bir fidanı


Galatasaraykolik sitesinden renkdaşlarımızın fikriyle ortaya çıkan ve uA Kayseri'nin çabalarıyla hayata geçen "Alpaslan Dikmen Hatıra Ormanı" projesi için tüm Galatasaraylıları desteğe davet ediyoruz. İlk etap olarak Kayseri'de başlayacak olan bu organizasyonun en yakın zaman içerisinde tüm şehirlerimize hızla yayılmasını diliyoruz. Haydi şimdi herkes göreve..

Kampanyayla İlgili Detaylar Aşağıda belirtilmiştir;


Kampanyaya katılım şekli aşağıdaki hesap numaralarına her bir fidan için 5 TL yatırarak katılabilirsiniz.Bu meblağ ile fidan temini, arazi hazırlığı, ihata, dikim, bakım ve koruma işlerinin tamamı yapılacak veya yaptırılacaktır.

Kayseri Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma VakfıŞekerbank Kayseri Şubesi: KAYEMA VAKFI 170 50 654 no'lu hesap numarası Kredi kartı ile makbuz karşılığı ile bağış yapılarak katılım sağlanabilecektir.

KAMPANYA KAPSAMINDAKİ FİDAN DİKİM ALANLARI:Çevre ve orman Bakanlığı'nın protokolle tahsis ettiği alanlar: Milli Emlak Genel Müdürlüğünce tahsis edilen alanlardır: 1.etap 5000 özel fidan dikim kapasiteli

TEKİR YAYLASI AĞAÇLANDIRMA SAHASI25.000m2 lik kısmı (5 YTL/1 fidan)



GÖZYAŞLARIMIZLA SULAYACAĞIZ
SENİN ADINI VERDİĞİMİZ
HER BİR FİDANI

Futbol asla sadece futbol değildir #5



1980 DÖNEMİ VE SONRASI


İspanyol diktatör Franco’ya, toplumu nasıl böyle kontrol altında tutabiliyorsunuz diye sorduklarında şöyle cevap vermiştir: “ Onları yüz binlik beşiklerde uyutuyorum”. Franco’nun yüz binlik beşik olarak nitelendirdiği yerler stadyumlardı.


Franco, baskıcı rejiminden bunalan halkını, futbolla oyalıyordu. Franco için futbol kitleleri oyalayan, toplumu siyasi konularda tepkisizliğe iten,ülke gündemini saptıran bir afyondu.
Yalnızca, Franco gibi diktatörler tarafından yönetilen ülkelerde değil, son derece modern rejimlere sahip ülkelerde de futbol, toplumu pasifize etmek amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde de bu tür örnekleri görmek mümkündür.


Gün geçtikçe popülerliğini arttıran futbol aynı zamanda çıkar ilişkilerinin de yoğunlaştığı bir spor haline geldi. Futbolun Türkiye’de popülaritesinin artması ise şansa bakın ki 80 sonrasına rastlar. 80 darbesi ile kimliksizleştirilen toplum, kitleler halinde futbola yönlendirilmiştir. O dönemde atılan tohumlar özellikle bu kuşağın büyümesiyle, 90’ların ortalarından itibaren filizlenmeye başlamış 2000’lerde ise bu durum en üst seviyelere çıkmıştır. İnsanlar eskiden kendilerini politik görüşleri ve yaşam karşısındaki duruşlarıyla tanımlarken 80 sonrası değişim rüzgarı ile farklı mikro kimlikler ön plana çıkmış ve insanlar kendilerini bu kimliklerle ifade eder hale gelmişlerdir. Artık Fenerbahçelilik, Galatasaraylılık ya da Beşiktaşlılık üst kimlik haline gelmiştir. Bu ilgi aynı zamanda farklı kazanç kapılarının da açılmasına yol açmıştır. Eskiden kısıtlı bütçelerle yapılabilen bu spora ilginin artmasıyla paralel olarak futbolda dönen para astronomik noktalara gelmiştir.


Artık klüp başkanlığı ya da yöneticiliği o takımı tutmanın ya da desteğin çok ötesinde anlamlar ifade etmektedir. Başkan ve yöneticiler ihale, kredi gibi olanakları rahatlıkla kendi adına kullanarak klüpleri çıkar örgütleri haline getirmiştir. Tabii orada kalmanın bedeli olarak da kendi taraftar gruplarını yaratmışlardır. Para karşılığı tutulmuş bu kişilere bir çok olanak sağlanmış, bu olanaklarla beraber bu gruplar örgütlenmiş ya da örgütlendirilmiş ve toplumda hiçbir alanda duymadıkları aidiyet duygusunu bu yapılar içinde yaşamaya başlamışlardır.

20 yılda insanların yan yana maç seyrettiği dönemden konuk taraftarların kafeslere kapatıldığı, binlerce polisin görev yaptığı bugünlere gelindi. Toplumsal olarak geçirdiğimiz cinnet futbolda da yansımalarını buluyor. Özellikle işsiz ve yaşamda tutunamamış, toplumun dışında kalmış ve düşledikleri hayata hiç bir zaman ulaşamayan bu insanlar, bir güç çevresinde toplanarak toplumdan belki de intikamlarını alıyorlar..

5 Nisan 2009 Pazar

Futbol asla sadece futbol değildir #4


HOLİGANİZM & TÜRKİYE

Türkiye'de Futbol Fanatikleri Sosyal Kimlik ve Şiddet' konulu araştırmayla, holiganların büyük bölümünün ortaöğretim mezunu olduğu belirlendi. Futbol fanatiklerinin sosyal kimliklerini belirlemek amacıyla Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksek Okulu'ndan Yrd. Doç. Dr. Ziya Koruç, Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'ndan Yrd. Doç. Dr. Perican Bayar ve Antalya Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan tarafından gerçekleştirilen araştırmada, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, futbol sahalarına girişleri yasaklanmış, en küçüğü 11, en büyüğü 67 yaşında olan 1253 erkek futbol taraftarından 896'sı ile karşılıklı görüşüldü.

Fanatiklerin eğitimsiz, parasız kişiler oldukları yönündeki kanının araştırmada doğrulanmadığını ifade eden Antalya Emniyet Müdürü Arslan, araştırma sonuçlarını şöyle açıkladı: "Holiganizmin yaşı var. En büyük oran yüzde 50.68 ile 30-39 yaş grubunda olurken, bunu yüzde 28 ile 10-19 yaş grubu izledi. Eğitim düzeylerine bakıldığında ise, yüzde 13.17'sinin ilkokul, yüzde 48.10'unun ortaokul, yüzde 27.24'sinin lise, yüzde 11.17'sinin üniversite mezunu olduğu görüldü. Mesleklerine göre de, yüzde 10.03'ü işsiz iken, yüzde 26.87'sı işçi, yüzde 21.61'ı esnaf çırağı, yüzde 19.47'ı öğrenci, yüzde 6.33'ı şoför, yüzde 5.84'ü esnaf, yüzde 3.99'u otoparkçı, yüzde 3.21'i memur, yüzde 2.63'ü pazarcı çıktı."

Türkiyede Taraftarlık Eğilimleri Araştırmasına daha yakından bir göz atalım.
Maçta kavgaya karıştınız mı? sorusuna "Evet" diyenler %4tür. Yani maça giden her 100 kişiden 4ü bir kavgaya karışmış durumda. Maçta nadiren de olsa küfürlü tezahüratta bulunurum diyenlerin oranı %16ya çıkmaktadır. Bu sonuçlar da göstermektedir ki Türk futbol seyircisinin büyük çoğunluğu sağduyu ile hareket etmektedir. Türk futbol seyircisinin holiganizmin kıvılcımları olarak adlandırabileceğimiz davranışları diğer ülkelere kıyasla çok azdır ama bu kendi başına sevinilecek bir durum değildir. Türkiyede olaylara karışan kişileri eğitimi yetersiz, iş ve sosyal güvenliği olmayan kişiler olarak lanse etmek işin kolayına kaçmak olacaktır.

Bu konuda son derece kapsamlı toplumsal araştırmalara gerek vardır. Aslında holiganizm felsefesi Türkiye’de tam olarak bilinmiyor. Hatta Batı’da olup bitenler yanlış okunuyor. Holiganları, bir tür anarşist, şiddete bağımlı ve aralarında savaş oyunları oynamayı seven alt kültür grupları olarak tanımlamak mümkün. Takımlara bölünerek birbirlerine saldırıyorlar. Bu oyunlarda kafa-göz patlatmak, kol-bacak kırmak, hatta bazen ölüme sebebiyet vermek.. Her şey mübah! Araya kadınlar ve polisler girmesin istiyorlar. Futbol onlara otomatikman gruplara bölünme şansını veren bir araç aslında. Takımlarla ve sonuçlarla pek bir alakaları yok. Onların derdi, kendi “maçlarını” oynamak.

Bu açıdan bakılınca, Türkiye’de holigan olduğunu söyleyemeyiz. Biz de yaşanan olaylar, genellikle ekonomik sistemin bir kenara ittiği, işsiz, eğitimsiz, sosyal kimliği olmayan, enerjisini nereye boşaltacağını bilemeyen gençlik yığınlarından kaynaklanıyor. Daha doğrusu, kaynaklanıyordu. Fakat son zamanlarda, şehirli orta sınıf gençliğinin de bu olaylara katıldığını görüyoruz. Bunun sebepleri arasında son dönemde hızla taraftar kazanan fanatizmi ve koyu milliyetçiliği gösterebiliriz.

Aileden başlayarak hemen bütün sorunlarını şiddet kullanarak çözmeye alışmış bir toplumda, 12 Eylül dönemi sonrası “depolitizasyon” aşısı olmuş gençlik, nereye savrulacağını bilemiyor. Okuma, dış dünyaya ilgi duyma, hobi edinme oranları dramatik bir biçimde düşüyor. İş, güç ve para sahibi olsa da kimlik bunalımı yaşayan gençler, futbola tarif edilmesi zor bir tutkuyla sarılıyor. “...... sen bizim her şeyimizsin” diye tezahürat yapan, hayatı futbol ve taraftarlık üzerinden anlamlandırmaya çalışan bir kuşak var karşımızda. İşsizlik ve yoksulluk arttıkça, ekonomik göstergeler negatife doğru gittikçe bu kuşağın patlamaları da daha şiddetli oluyor. Ve devlet, stadyumlar hariç hiçbir yerde patlamaya izin vermediği için, haliyle şiddet gelip futbol alanlarının baş köşesine kuruluyor..

Mayıs Bir'e 25 Kala

İstanbul polisi İnönü'de oynanan Beşiktaş-Kayserispor maçı öncesinde prova yaptı. Beşiktaş tribünü, kafileye günler öncesinden açıkladığı şekilde YldzTek'in önünden stada kadar uzanan bir kortej hazırladı. ABD başkanı için şehrin yarısı bir kalemde kapatılırken önemsizleşen günlük hayat akışı, söz konusu taraftar olunca hayati önem taşıdı ve genç yaşlı, alakalı alakasız herkes polis teröründen bir kez daha nasibini aldı. Yara alan herkese geçmiş olsun diliyoruz ve fırtınayı yalnızca rüzgâr kendi çamaşırlarımızı uçurduğunda hatırlamayalım diyoruz..



4 Nisan 2009 Cumartesi

Futbol asla sadece futbol değildir #3



HOLİGAN SAVAR KANUNLAR


Control of Alcohol Act (1985), Sportif olaylar sırasında alkol tüketimini kontrol altında tutmayı amaçlayan bu kanun ile stat çevresinde alkol satışı ve izleyicilerin stada alkol sokmaları yasaklanmış, sarhoş taraftarların stada girmeleri engellenmiştir.


The Football Spectators Act (1989) Futbol Seyircileri Kanunu mahkemelere futbolla ilgili şiddet olaylarına karışan kimselere İngiliz takımlarının ülke dışında oynadığı maçlar sırasında İngiltere’den çıkış yasağı getirme ve bu kişilere maç tarihinde belirlenmiş polis istasyonlarında bulunma zorunluluğu getirme yetkisi vermiştir.


The Football Offences Act (1991) Futbol Suçları Kanunu ile sahaya veya seyircilere yabancı madde fırlatılması, ahlak dışı ve ırkçı tezahüratta bulunma ile seyircilerin sahaya girmesi yasaklanmış karaborsada bilet satımı suç haline getirilmiştir. Ayrıca kanun polis amirlerine gerekli gördükleri araç ve seyircileri durdurup arama yetkisi vermiştir.


The Football Offence and Disorder Act (1999) Futboldaki Düzensizlikleri Önleme Kanunu mahkemelere daha önce futbolla ilgili şiddet olaylarına karışmış kişilere gerekli sebepler oluştuğu takdirde ülke içi ve dışındaki maçlara 2 ila 10 yıl arası katılmakta men cezası verebilme yetkisi tanımıştır.


The Footbal Disorder Act (2000), Bu kanun ile polisin ve mahkemelerin yetkisi daha da genişletilmiştir. Böylelikle futbol maçlarında men ve ülkeyi terk etmeme cezası kişinin daha önce bir suç işleyip işlemediğine bakılmaksızın polis amirinin yeterli sebepler oluştuğuna inandığı, gerekli ve faydalı gördüğü durumlarda mahkemeye yapacağı şikâyeti ile birlikte sağlanabilir hale getirilmiştir.

3 Nisan 2009 Cuma

Futbol asla sadece futbol değildir #2


HOLİGANİZM & FANATİZM


Holiganizm; halk arasında sokak serserisi olarak tanımlanabildiği gibi “sıklıkla şiddeti yada yıkıcı davranışlar gösteren başıboş ve gürültücü kişi “ olarak tanımlanır.

Fanatik ise tutmuş olduğu takıma her ne olursa olsun bağlanan ve takımın kazanması için her yolu meşru gören kişidir. Holigan içinse takımın kazanması veya kaybetmesi pek önemli değil esas önemli olan mevzu çıkartmak ve sağa sola salça olmaktır yani kendi maçını kazanmaktır başka bir açıdan.

Fanatizm, amaç unutulduktan sonra, kalmayan amaca ulaşmak için gözün kararması hırsın dörde katlanmasıdır. Holiganizm ise tayfaların kendi amaçları için zaman zaman stat kapılarına döner bıçaklarıyla, molotof kokteylleriyle dayanmasıdır.

Holiganların bu saldırganlıkları, genetik bir temele mi dayanıyor? Bu huylarını, daha doğuşlarında, babalarından analarından mı almışlardır? Yoksa, çocuklarında gördükleri terbiye biçiminin sonucu olarak mı bu hale gelmişlerdir? Veya bunların büyük bir kısmı, aslında normal gençlerdir de, tuttukları takım etrafındaki dayanışma hareketi içinde bir "toplum psikolojisi" havasına girip şiddete mi yönelmektedirler? Bu sorular daima sorulmuş fakat ne net bir sonuca ulaşılabilinmiştir ne de gerçekten ulaşılmak istenmiştir. Sebepleri kendi içinde gizli bir hikaye olarak yazılmaya devam etmektedir..

Futbol asla sadece futbol değildir #1


HOLİGANİZM NEDİR?

Özellikle futbol taraftarlarının karşılaşma öncesi,esnası ve sonrasında,stadyum içerisinde veya dışarısında karşı takımın taraftarlarına karşı kurmaca veya fiziki egemenlik gücü göstermeleridir.Bu güç gösterimi saldırganca olup taraftarların duygu ve düşünceleri üzerinden kontrolün kalkmasıdır. Holiganizm patolojik bir durum değildir. Karşılıklı ön yargı ve düşmanlıklardan beslenen, sosyokültürel bir süreçtir. Gruplar ilişkiye geçtiklerinde bu düşmanlıklar çatışmaya dönüşmektedir. Spor karşılaşmaları bu tür düşmanlıkların çatışmaya dönüşmesi rizikosunu taşıyan ortamı oluşturmaktadır. Holiganizm ilk olarak İngilterede ortaya çıkmıştır. Avrupanın her tarafında özellikle Almanya, Hollanda, İtalya, Avusturya, Fransa, Belçika, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti ve Danimarka'da görülmüştür.



Başka bir değişle;

Holigan sözcüğü eski ingiliz şarkılarından gelir. Düğünlerde çok gürültü ve olay çıkaran bir aile “hooligan” adıyla anılırmış. Holigan sözcüğünün anlamı: “gittiği ortamı dağıtan, içkici, şamatacı, haşarı bir karakter”dir. Aynı bu sözcük tanımına uyan binlerce insanı, taraftarı dünyanın dört bir köşesinde görmek mümkün.

2 Nisan 2009 Perşembe

Hep mi tersine?

Galatasaray Spor Kulübü eski başkanı Canaydın Türkiye-İspanya maçında protokoldeki yerini almıştı. Aslına bakılırsa elbette bunda garip bir durum yok. Türk Milli Takımının maçına iştirak etmek gayet normal bir durum fakat söz konusu Canaydın ise orada kesin bir anormallik vardır. Bu anormalliklere öylesine alımış ki bünyelerimiz hiç bir durum karşısında şaşkınlık gösteremiyoruz. Kendi döneminde Galatasaray'ın Ali Sami Yen'deki iç saha maçlarına dahi pek uğramayan Canaydın yine bizi şaşırtmayan bir olaya daha imza attı. Galatasaray'ın Federaysona karşı aldığı tavır sonrası Canaydın bu duruşu da bozmaya niyetlenmiş olacak ki Ali Sami Yen'de Mahmut Özgener'in yanında oturuyordu. Eğer ortada alınmış bir karar ve koyulmuş bir tavır varsa buna her Galatasaraylı katılmalı ve ne kadarı doğru ne kadarı yanlış diye sorgulamadan bu duruşun arkasında durmalıdır. İç meselelerimizde elbetteki herkes kendine göre durumu eleştirebilir ve doğruyu yanlışı tartabilir fakat dışarıya karşı tek yumruk olmak her Galatasaraylı'nın görevidir. Tabi şimdiye dek bir çok olay da tam tersine hareket eden Canaydın'dan bunu beklemek ne kadar mantıklı onu bilemiyoruz..

1 Nisan 2009 Çarşamba

Amansız İmparator


Futboldan çok iyi anladığımızı hiç bir zaman iddia etmedik, teknik-taktikten mümkün olduğunca söz etmedik fakat gördüğümüzü söylemekten de hiç bir zaman çekinmedik. Hali hazırda her türlü hezimet sonrasında Teknik Direktöre sallamak millet olarak pek sevdiğimiz asla vazgeçemediğimiz bir huyumuz olduğundan madem yenildik, fırsat bu fırsat biz de Fatih Terim hakkında bir kaç kelam edelim.

Maç öncesi basın açıklamalarını dinledik İmparator'un fakat o da bizim gibi teknik-taktik muhabbetten hoşlanmıyor olacak ki 80 Milyon kişi çıkacağız sahaya tarzında muhabbetler dönüyordu. Neyse dedik bir bildiği vardır. Maç saatine yakın ilk 11 listesini gördük, formsuz diye alınmayanlardan çok daha formsuzları kadroda yerini bulmuştu gayet pişkince. Neyse dedik bir bildiği vardır. Maç başladı takımda herkes topu almaktan ürker vaziyette, yakar top oynayan çocuklar misali toptan kaçıyorlardı. Topu bizden birisi aldığında yakınına gelip top istemeyi yada boşa kaçıp top beklemeyi bırakın herkes rakibin arkasına saklanıp topun kendisine gelmemesine çabalıyordu adeta. Neyse dedik bu da taktik icabıdır, hocanın bir bildiği vardır. Golü hem Arda'nın şahsi becerisiyle hem de gizli oyuncumuz şansımızın sayesinde bulduk. Dakika 26, 1-0 öne geçmişiz 30 maçtır yenilmeyen İspanya karşısında. Tamamdır dedik işte İmparator bitirmiş maçı çoktan, biz boşa telaş yapıyoruz. İbrahim Üzülmez ve Emre Aşık 5 dakika içinde sarı kart görüyorlar fakat hiç bir uyarı/değişiklik/telaşe görülmüyor Fatih Terim'de. Bir bildiği vardır elbet hocanın diyoruz. 63. dakikada İbrahim Üzülmez penaltıya sebep oluyor ve ilk golü yiğiyoruz. Hoca kenarda gayet sakin ve kendinden emin. Olur böyle şeyler diyoruz, hocanın bir bildiği vardır. Takımın morali bozuk, yorulan oyuncular var ve bir de maç başından beri hiç bir şeye yaramayan oyuncular var sahanın içinde ama hoca bir türlü değişikliğe gitmiyor ta ki dakika 77'ye dek. Bu dakika da kadronun her an maçın kaderini değiştirebilecek oyuncularından biri olan Nihat'ı çıkartıp tecrübeli ve kurtarıcı özellikli 18 yaşındaki Batuhan'ı alıyor Fatih hoca. Elbette ki bir bildiği vardır diyoruz. Bu değişiklikten hemen 5 dakika sonra, 81. dakikada en büyük gol umudumuz Semih çıkıyor ve yerine Sabri giriyor. Haca acaba hala bizim takım önde sanıyor oyüzden hafiften geriye mi yaslanmayı planlıyor diye düşünüp traşınmadan bir bildiği vardır diyip izlemeye devam ediyoruz maçı. Hala 1-1 devam etmekte olan karşılaşmada 3. değişikliğimizi 88. dakikada yapıyor Fatih hoca. Maçın en çalışkan ve başarılı ismi olarak gördüğümüz Arda kenara alınıyor Nuri oyuna giriyor. Bu girip çıkmalar esnasında Emre B. hala oyundaki yerini koruyor. Bizim içimizden geçenler elbet belli, hocanın bir bildiği vardır. Uzatma dakikalarında 2. golü de yiyerek 1-2 kaybediyoruz maçı kendi sahamızda. Fatih Terim, maç sonu uzanan bir mikrofona Volkan'ın hiç yenmeyecek bir gol yediğini ve bu yüzden Türk futbolunun gecesi olabilecek bir karşılaşmadan yenik ayrıldığımızı belirtiyor. Bir bildiği vardır diyoruz İmparatorun. Evet, evet hala böyle diyoruz. En başta da dediğimiz gibi futboldan çok iyi anlamayı bırakın neredeyse hiç bir bok anlamayız bizler, anlamayı da istemeyiz. Top bizim takımdaysa "saldırın" rakip takımdaysa "dayanın" diye haykırmaktır bizim taktiksel anlayışımız.

Neyse yazımızın sonuç bölümünü de önümüzde ki maçlara bakıcaz diyerek finale erdirelim ve son kez hep birlikte tekrarlayalım: Amansız İmparatorumuzun her zaman bir bildiği vardır..