27 Şubat 2009 Cuma
25 Şubat 2009 Çarşamba
Çaba !!!
Zor gelmiyor basiretsiz duvarlar, sadece bakmayı değil görmeyi de istiyorum, yaşadığım topraklar adına..Kendimin katili olmakla suçlandım İstanbul esnafında, oysa ki çocuklar ölmesin diye basbas bağırdığımda olmuştu meydanlarda.. Hem de ne meydanlardı, renk cümbüşü yüreklerde, özgürlük peşinde, okyanusa doğru.. Kısıtlı gösteren gözlüklerimizi takmayı çok seviyorduk o vakit..Tek yumruğumuz havada hep kavga, hep kavga.. Nereye koşuyorsun evladım, zafere babacım, zafer bizim olacak.. Örselenmek kitabımızın adıymış, bu da bu akşam ki kadehimizin zaferi olsun babacım..
Konulu konusuz bir edebiyat tutturmak, keyfe keder yaşamaya çalışmak küçük bir çocuğun ağlama sesinden daha mı günah ki? Ya bu ölmeyenin ardından yas tutma çabası? Ölenler geri gelmeyecekmiş peh, ben de bir gün geri dönmeyeceğim, bu konuda ne diyorsunuz ey tribün çocukları..
Diğer mevsimde;
Yaşamadan görmek, ölmeden yaşlanmak, bahar günü ölmeyi mutluluk saymak.. Ya niye hala güneş doğuyor her sabah, niçin bütün bu yağmurlar diye sorarlar adama..
Çabamızın da, kavgamızın da,
24 Şubat 2009 Salı
Bilmek yada bilmemek işte bütün mesele bu!
Keşke diyiyor insan hayıflana hayıflana,
keşke hiç bir bok bilmeseydim..
Bilince insan "umut" ediyor bazen. En azından mutluluğu en azından kirlenilmemişliği. Bilince insan özlüyor bazen. En azından sorumsuzluğu en azından başına buyrukluğu. Bilince insan bekliyor bazen. En azından tek yüzlülüğü en azından olması gerekeni. Bilince insan görüyor bazen. En azından apaçık ortadakileri en azından gözüne sokularak yapılanları. Bilince insan susuyor bazen. En azından susması gerektiği için en azından susması istendiği için. Bilince insan duyuyor bazen. En azından duyması gerektiği için en azından sessizce kulağına bazı şeyler haykırıldığı için. Bilince insan istiyor bazen. En azından dünyanın durmasını hadi olmadı yıllar yıllar evvelinde o bilmemişliğin verdiği masumiyetle, pazardan alınmış kendine büyük gelen parçalı formasıyla Galatasaray'a bakmayı. İstiyor insan bazen..
Gözlerimi bulutlarda gezdirmek
Geleceğin günü düşlemek
Sonra hayaline merhaba demek
Ve beklemek sonsuza dek beklemek
Gelmeyeceğini bile bile!
Nerdesin Gassaray...
>Iardan Adamlar

Bir kardan adam gördüm,
Sami Yen çevresinde.
Donuk yüreği,
ve buz kesmiş benziyle,
Bize benzeyen..
Dışarıda tek başına,
Bir adam,kardan
Sami Yen çevresinde,
Terk edilmiş kaderine..
Yaşamı yağan kardan,
Ölümü güneşten olan,
kardan bedeni,
ve donuk yüreğiyle,
Bir adam,
Bize benzeyen..
Ufuktan göründümü güneş,
ilk gözlerden akar yaş,
Ruhu buhar olur uçar,
Bedeni toprağa göçer..
Geriye;
Bir sarı&kırmızı kaşkol,
Bir yudum rakı,
Haykırılamamış bir çift tezahürat,
ve aslan armaya sevdalı yüreği kalır,
Sami Yen çevresinde,
Bir adam,kardan,
Bize benzeyen..
23 Şubat 2009 Pazartesi
Uymayınca olmuyor..

Zaman geçtikçe tutarsız haberler silsilesi devreye girdi. Biri dedi ki idmanları kendi taktikleriyle süper biçimde yaptırtıyor, diğeri dedi ki takımı çok az çalıştırtıyor, öteki dedi ki topçular kendisini çok seviyor araları muhteşem, bir diğeri dedi ki takım bu adamı sevmedi gitmesini istiyorlar vb..
Tribünler sessiz kalmayı ve her şeyi zamana bırakmayı seçmişti. Ne sevgi gösterisi nede tepki vardı tribünlerde kendisine karşı. Hoşa gitmeyen taktikleri, beğenilmeyen kadroları, zamansız bulunan oyuncu değişiklikleri ve en önemlisi bulunduğu kulübün büyüklüğünün farkında olmadığını ispatlarcasına yaptığı maç sonu röportajları içten içe insanların kendisine karşı kurulmasına sebep olsa da adam gibi duruşu, efendi tavırları ve saygılı üsturubu belki de doğacak tepkiyi önleyen en büyük unsurdu..
Bordeaux maçı tamam/devam çizgisi olarak gözükürken daha 4 gün öncesinde oynanacak Kocaeli maçını kimse hesaba katmıyordu. Yenilen 4. golden sonra uzun süredir biriken volkan beklenen patlamayı gerçekleştirdi. Spontane şekilde başlayan ve tüm tribününlerin katılımıyla devam eden "SKIBBE İSTİFA" sesleri yankılanmaya başladı Sami Yen'de. Artık "radikal" kararlar alma vakti gelmişti..
Sabah'ın ilk saatlerinden itibaren gelecek haberleri beklemeye başladı herkes. İlk haber malum'un ilanı olarak Skibbe'nin istifası olarak geldi. İlk fatura kendisine kesilmişti. Basın toplantısında üzgün ama çirkinleşmeden yine kendisine yakışır bir üsturupla veda konuşmasını yaptı ve bavulunu toplamak üzere kenara çekildi. Gelirken tereddütlerle doldurduğu bavulunu dönerken ise hayal kırıklıkları ile doldurmuştu..
Gidişi içimizi burksada yapılacak hiç bir şey yok. Biz ona hiç bir zaman belli etmemiş olsakta aslında içten içede sevmiştik fakat Galatasaray'ı herkesten daha çok seviyoruz. Önemli olan Galatasaray'ın menfaatleridir her zaman ve Skibbe döneminde yaşananlar malesef Galatasaray'ın menfaatlerine uymuyordu. Diyoruz ya işte uymayınca da olmuyor..
22 Şubat 2009 Pazar
Başın Sağolsun Mehmet Şenol
20 Şubat 2009 Cuma
Asaletin bize yeter..
Dışarda yağmur aklımda maç var
Sade bir aşk girizgahı yapmak istiyorum. En saf halinle yüzümü teslim etmek istiyorum. Çok mu geç kaldım. Suçlarımdan sıyrılmak istedim sadece ömür boyu, işlemediğim suçlardan. Üzerime alıp alıp kaçtım hep sana, karşıma çıktılar, aşkın peşinden.Kelimeleri söylemeye korkarken, cümle nasıl kurulur ki, açıklamasız. Hiçbir detay olmadan hem de. Ne olduğunu anlatamamaktan gayrı en acısı saf olamamak. Yani sen oluyorsun da ben olamıyorum işte yada tam tersi, bak yine üzerime aldım. Benim açım böyle, etrafımda dönemiyorum, sadece ileriye baktım.
Şu güne kadar işlediğim ve tanığı olan ilk ve tek suçu işliyorum. Eşyalara bakmadan evden çıkmak gibi değil bu, penceresiz bir yağmur bulutunun dışına saklanmak hiç değil, sadece sana bakmak, bunu dileyebilmek. Yanımdasın ama gelmiyorsun, oradasın ama yoksun, yaşıyorsun ama nefes almıyorsun, ben ise bakıyorum. Gel desem. Gelmeyeceksin.
Bu kadar saf bir çocuk olabiliyorum işte bu aralar, beni de yordu bunca maç, ben de sarhoş olabiliyordum eskiden, şimdilerde sana bakmaktan ağzımı açamıyorum. Düşüncelerimi göremiyorum, anlatamıyorum duvarlara, nedendir bu kaçış, şehir bunuda söylemiyor. Sabaha karşı dalga vuruyor bazı anlar, ter içinde koşturuyorum çırılçıplak, bu yaşlar ondandır hep, bu aşk romanından ziyade. Son dönemine geldim, cevapsız yaşadığım şu eğlencesiz gözyaşların, bir bunu anlatamadım sanki, ne o günler gelecek, ne bu şubat bitmeyecek, ne de güneş. Bir çift renktir, bak bakabildiğin kadar, iç içebildiğin kadar. Dokunmanın imkansızlığında hisset hissedebildiğin kadar. Saf bir hikaye işte, olabildiği ve yaşanabildiği kadar. Ben sade bir rüzgar oldum.. Elenmişiz son dördüne kalamadan adını hatırlamadığım bir yarıştan.. Ama savaşmışız başlar öne eğilmeden.. Yürüyelim arkadaşlar lay la lay lay lay layyy..
Tekrar Titresin Avrupa, Cimbom Koşuyor Kupaya !
Berlin
Bordeaux
19 Şubat 2009 Perşembe
Bir Yemin Ettim ki Dönemem..
18 Şubat 2009 Çarşamba
Duyuru: www.ultraslankarsi.com
17 Şubat 2009 Salı
Bordeaux Maçı Organizasyonu

* Eloy Rock Bar;
Andaç Bey mekan sahibi olmasının yanısıra Beyoğlu'nun tek başbakanı ve Galatasaray kapalısının müdavimi bir dinozordur.. Her sabahalamalı deplasmana evsahipliği yapan mekan küçük, küçük olduğu kadar da sıcaktır. Haftanın 4 günü canlı blues dinlenebilir. Karşı ahalisi daha yumuşak geçen ve Tarkan Çakır'ın sahne aldığı salı gecelerini daha bir gözetir.
İmam adnan sok., no32, istiklal cad., beyoğlu, istanbul, Türkiye açık adresiyle yaşayan mekana ulşamak için İstiklal'den aşağıya sallanın, sağınızda göreceğiniz Benetton mağazasını geçtikten sonra eski vakko mağazasının tam karşısındaki ilk sokağa girin, Pulp'ı geçin ve sokağın hemen hemen sonuna kadar yürüyün, Cambaz'ın karşısında yani, sağınızda kalacaktır. Evdir ev, bar değil.
14 Şubat 2009 Cumartesi
Sahipsiz Çerçeve
13 Şubat 2009 Cuma
MelodiyA #4
İlk görüşte sevgilim oldun
Sensiz bu hayat olmaz olsun
Gençliğimin a.koydun
Cim Bom Bom'um canın sağolsun
12 Şubat 2009 Perşembe
Çeyrek kala;
11 Şubat 2009 Çarşamba
Öz Cimbomlu'nun selamı var..


"Yıllardan bu yana Galatasaray'ı takip ediyorum. Galatasaray sevgisi benim için her şeyden üstün. Karda kışta iç saha da dış sahada hep takımımın yanındaydım. Ben Amigo Sezgin olarak mezar taşıma hep Galatasaray adını yazdırmak istedim. Çünkü benim bütün her şeyim Galatasaray. Yıllarca da benim lakabım Özcimbomlu olarak geçiyordu. İmkanlarım olsa ilkem cimbom olsun. Doğum tarihim 1905, ilim Galatasaray, ilkem Florya olsun isterim. Ama ben yalnızca elimden geleni yani soyadımı değiştirdim. Attığım adım Galatasaray yürüdüğüm adım Galatasaray evimin rengi Galatasaray.."
9 Şubat 2009 Pazartesi
Hak ve Eşitlik yürüyüşümüz
Galatasaray: 1 - Selçuk Dereli: 1

Son zamanlarda aleyhimizde verilen yanlı kararlar canımızı çok sıksada ortalığı bir anda velveleye vermek adetimiz olmadığından sineye çektik ve olaylara sağ duyulu yaklaştık. Galatasaray Taraftarı'nın tüm bu iyi niyetine rağmen Galatasaray'ın kaderini etkileyen kararlar hem saha içi hem de saha dışında devam etmiş olup 7 Şubat Cumartesi günü Sami Yen'de oynanan Kayserispor maçında ise son damla olup artık bardağı taşırmıştır. .
7 Şubat 2009 Cumartesi
Senin toprağın neresi?
Otobanın öte tarafı
Tek başınadır; tek ve yalnız. Geçer duvarın karşısına ayağında top her türlü vuruşu dener; sağ ayakla, sol ayakla, rövaşata atıyor. Kimse çıkamıyor sokağa korkuyor. Toplarını aldı herkes evinde oturuyor. Korkudan camlarda onu seyrediyor.. Vuruyor topa alıyor hıncını, duvar inliyor. Duvara boşaltıyor kinini öfkesini, bütün yalnızlıklarını! Fısıldıyor topa anlıyor onu. Korkuyor analar babalar göndermiyorlar çoçuklarını dışarı. Sakatlar onları da diye... Arada derede yüzüşlerin
Zehirlenmiş vücutlar ve bembeyaz bir sayfa üzerine, normal dışı faktörler olarak alıntılar yapıp, hayatı gözler önüne sermek adına yapılması kararlaştırılmış olan ancak eyleme geçirilemeyen bir duygu bütünlemesinin anahtarları hiçbir kiliti açmıyor bu günlerde. Eylemlerin tutukluluğu içerisinde her bir köşeme kelepçeler takılı kalmış. İlkokuldaki arkadaşlarımı unutalı binlerce yıl geçmesine rağmen hocamın sesi çağırıyor içerdeki bir yerlerden beni. Derste soru soran bir çocuğun buhramıyla karşı karşıya geliyorum. Ve bilmiyorum sorduğu sorunun cevabını, asla bilemeyecek olayışımı düşünüyorum. Dinlediğim müzik cor‘a boşalan bütün besin maddelerini kaçırıyor benden, nabız atışlarım hızlanırken parmaklarım daha çok çatışıyor birbiriyle. Küfürler geçiyor zihnimin derinliklerinden, söylemeye kıyamadıklarım ağız dolusu yüce çığlıklar. Nasılda satıldığımızı bu kadar çırılçıplak kalıp işkencelerde kendimize bile asla itiraf edemediğimiz acizlikleri çiziyorum gözlerimin saydam kenarına keskin bir emanetin ucuyla, kanıyor gözlerim son sözlerini söyler gibi bakıyor ayna karşısında. Bakıyor ve yükseliyor kafam, en sürükleyici anında çekip gidiyorum hikayeyi, kahramanını öldürüyorum romanımın, sevişenlerin çığlığı ilişiyor üzerime, onlarla boşalıyorum bu düzenin içine. Okunan ezanı dinliyorum inceden kulak kabartıp, tabut içindeki meftayı taşıyan onları izliyorum sakin gözlerle. Son bir yudum daha son bir yudum daha alıyorum kadehimden, ardıma dönüp bakıyorum kendimi gördüğümde gülümsüyorum inceden, son cigaramı kanımda söndürüp kapıyorum gözlerimi. Kapıyorum ve....
Tüm sorgulamaları rafa kaldırıp, kamillerin kelepçe takmasını beklerken, bir şekilde balık ölmek isterse, -farkındalıkda var ya hani- o kadar çok balıkçı var ki ağına takılınacak. Küfürlerini ve bildiklerini kussun dört bir cihan, kalesi olmuşsa dünya hapishanelerinizin, huzuruna sokayım adalet...ha unutmadan ALAYINA İSYAN!
6 Şubat 2009 Cuma
5 Şubat 2009 Perşembe
Ayrılanlar Hâlâ Sevgili !
4 Şubat 2009 Çarşamba
Hayırlısı ...
Bayan Basketbol Takımımız FIBA Eurocup rövanş maçında Güney Kıbrıs'tan AEL Imperial ile oynuyor. İlk maç kaybedildi ve ismimizi çeyrek finale yazdırabilmemiz için 3 farklı bir galibiyete ihtiyacımız var. Gerek maçın önemi gerekse ilk maçta yarım kalan hesabı kapatmak için Galatasaray taraftarı herzamanki gibi salonda yerini alacak..Hatırlanacağı üzere geçen sene de 2 takım eşlemiş ve hem orada hem Aydan Siyavuş'ta tokatlayıp yolumuza devam etmiştik. İstanbul'daki maça yaklaşık 50 kadar Rum taraftar gelmiş, hem türkçe hem ingilizce " Irkçılığa karşıyız\2 millet kardeştir " pankartları açmışlardı. Bu dostane yaklaşımları ile maç boyu susmayan kafası 1 milyon taraftar modellerine gayet misafirperver davranmıştık. Renklerindeki ofsayt durumundan ötürü atkı değişimi taleplerini nazikçe geri çevirsekte hayırlı yolculuklar dileyip otobüslerine bindirmiştik. Bu seneki eşleşmede geçen hafta Kıbrıs'ta oynanan ilk maçta hem takımımıza hem taraftarımıza yaşattıklarının ardından aynı grubu salonda yine görebilmeyi arzu ediyoruz..
GALATASARAY & K.V. IMPERIAL AEL
@Aydan Siyavuş S.S.
Paris Hilton yakışır sana !
2 Şubat 2009 Pazartesi
Çektiysen Kahrımı, Helal Et Hakkını
di. Gülüp geçmiştim bu komik sözlere. Ben nasıl aç susuz yaşardım ki? Futbol benim dünyamdı. Topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. Nasıl bırakırım Galatasaray'ı? Evet İzmir'i eşim kadar severim ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var. O aralar bizim Rusya seyahatimiz vardı. Eşim Oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. Benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş... Gazetecilere de ' Metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... Aman yarabbim... Böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen Ankara'ya yolluyorum...' Bu mektubu ciddi zanneden Galatasaraylıları bir telaş almış. Ben Rusya'da iken bir yardım kampan
yası açılmış. Amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. Bunu duyunca Oya İzmir'den feryadı basmış ' Metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak.' Haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım ve şu mesajı ilettim : ' Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz. İzmir'i, eşim Oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.' ama Oya, Topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? O eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. Ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben?
Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. Nihayet Yeşilköy'e inmiştik ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. Tabii Galatasaraylılar da korumaya. Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak, ben mi? Ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı ve Rüçhan Atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. Kayınvaldem 'buraya Galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı Rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. Hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. Bir basın toplantısı düzenleyerek 'Ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum. Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...
2 Şubat 1936
İYİ Kİ DOĞDUN KRAL!


















