27 Şubat 2009 Cuma

25 Şubat 2009 Çarşamba

Çaba !!!


Uzaklardan bir ses geliyor, yakın bir ezgi. Asıl ait olduğun yer burası der gibi..Olmak ya da olmamak..Bu ikisi içinde dönüp duruyorum..Galip gelmeye inat eden ingiliz atları gibi boynumu daha önce çizgiden geçirmek istiyorum, giyotinden bağımsız.. Yaşamayı nefes almak zanneden nefessizlere karşı kılıcımı çekmeye hazırlanıyorum, dikilen gömlekler dar geliyor artık ruhuma..

Zor gelmiyor basiretsiz duvarlar, sadece bakmayı değil görmeyi de istiyorum, yaşadığım topraklar adına..Kendimin katili olmakla suçlandım İstanbul esnafında, oysa ki çocuklar ölmesin diye basbas bağırdığımda olmuştu meydanlarda.. Hem de ne meydanlardı, renk cümbüşü yüreklerde, özgürlük peşinde, okyanusa doğru.. Kısıtlı gösteren gözlüklerimizi takmayı çok seviyorduk o vakit..Tek yumruğumuz havada hep kavga, hep kavga.. Nereye koşuyorsun evladım, zafere babacım, zafer bizim olacak.. Örselenmek kitabımızın adıymış, bu da bu akşam ki kadehimizin zaferi olsun babacım..

Konulu konusuz bir edebiyat tutturmak, keyfe keder yaşamaya çalışmak küçük bir çocuğun ağlama sesinden daha mı günah ki? Ya bu ölmeyenin ardından yas tutma çabası? Ölenler geri gelmeyecekmiş peh, ben de bir gün geri dönmeyeceğim, bu konuda ne diyorsunuz ey tribün çocukları..
Hastalığı ilerleyen bir genç vardı bir aralar..Ne kadar ömrüm kaldı ki, bara götürün beni, metallica dinlerken ölmek istiyorum demişti..Dokuz tahtanın altında mevlütlerle uğurlamıştık, ya bunun ne anlamı vardı, ey tribün çocukları..

Diğer mevsimde;
Yaşamadan görmek, ölmeden yaşlanmak, bahar günü ölmeyi mutluluk saymak.. Ya niye hala güneş doğuyor her sabah, niçin bütün bu yağmurlar diye sorarlar adama..

Çabamızın da, kavgamızın da,
yükselecek olan sesimizin de adı Galatasaray..

24 Şubat 2009 Salı

Yelkovan yorulmaz, kalbin yorulsada



Bilmek yada bilmemek işte bütün mesele bu!


Keşke diyiyor insan hayıflana hayıflana,

keşke hiç bir bok bilmeseydim..


Bilince insan "umut" ediyor bazen. En azından mutluluğu en azından kirlenilmemişliği. Bilince insan özlüyor bazen. En azından sorumsuzluğu en azından başına buyrukluğu. Bilince insan bekliyor bazen. En azından tek yüzlülüğü en azından olması gerekeni. Bilince insan görüyor bazen. En azından apaçık ortadakileri en azından gözüne sokularak yapılanları. Bilince insan susuyor bazen. En azından susması gerektiği için en azından susması istendiği için. Bilince insan duyuyor bazen. En azından duyması gerektiği için en azından sessizce kulağına bazı şeyler haykırıldığı için. Bilince insan istiyor bazen. En azından dünyanın durmasını hadi olmadı yıllar yıllar evvelinde o bilmemişliğin verdiği masumiyetle, pazardan alınmış kendine büyük gelen parçalı formasıyla Galatasaray'a bakmayı. İstiyor insan bazen..

Gözlerimi bulutlarda gezdirmek
Geleceğin günü düşlemek
Sonra hayaline merhaba demek
Ve beklemek sonsuza dek beklemek

Gelmeyeceğini bile bile!

Nerdesin Gassaray...

>Iardan Adamlar


Bir kardan adam gördüm,
Sami Yen çevresinde.
Donuk yüreği,
ve buz kesmiş benziyle,
Bize benzeyen..

Dışarıda tek başına,
Bir adam,kardan
Sami Yen çevresinde,
Terk edilmiş kaderine..

Yaşamı yağan kardan,
Ölümü güneşten olan,
kardan bedeni,
ve donuk yüreğiyle,
Bir adam,
Bize benzeyen..

Ufuktan göründümü güneş,
ilk gözlerden akar yaş,
Ruhu buhar olur uçar,
Bedeni toprağa göçer..

Geriye;
Bir sarı&kırmızı kaşkol,
Bir yudum rakı,
Haykırılamamış bir çift tezahürat,
ve aslan armaya sevdalı yüreği kalır,
Sami Yen çevresinde,
Bir adam,kardan,
Bize benzeyen..

23 Şubat 2009 Pazartesi

Uymayınca olmuyor..


Skibbe sezon başında takımın başına getirilirken büyük tereddütleri de bavulunda taşıyordu adeta. Taraftar'ın, Yazar-Çizer tayfasının, Spor Yorumcuları'nın hatta büyük ihtimalle Galatasaray Spor Kulübü Yönetimi'nin kafasında onlarca soru işareti düz koşu yapıyordu bugünlerde..

Zaman geçtikçe tutarsız haberler silsilesi devreye girdi. Biri dedi ki idmanları kendi taktikleriyle süper biçimde yaptırtıyor, diğeri dedi ki takımı çok az çalıştırtıyor, öteki dedi ki topçular kendisini çok seviyor araları muhteşem, bir diğeri dedi ki takım bu adamı sevmedi gitmesini istiyorlar vb..

Tribünler sessiz kalmayı ve her şeyi zamana bırakmayı seçmişti. Ne sevgi gösterisi nede tepki vardı tribünlerde kendisine karşı. Hoşa gitmeyen taktikleri, beğenilmeyen kadroları, zamansız bulunan oyuncu değişiklikleri ve en önemlisi bulunduğu kulübün büyüklüğünün farkında olmadığını ispatlarcasına yaptığı maç sonu röportajları içten içe insanların kendisine karşı kurulmasına sebep olsa da adam gibi duruşu, efendi tavırları ve saygılı üsturubu belki de doğacak tepkiyi önleyen en büyük unsurdu..

Bordeaux maçı tamam/devam çizgisi olarak gözükürken daha 4 gün öncesinde oynanacak Kocaeli maçını kimse hesaba katmıyordu. Yenilen 4. golden sonra uzun süredir biriken volkan beklenen patlamayı gerçekleştirdi. Spontane şekilde başlayan ve tüm tribününlerin katılımıyla devam eden "SKIBBE İSTİFA" sesleri yankılanmaya başladı Sami Yen'de. Artık "radikal" kararlar alma vakti gelmişti..

Sabah'ın ilk saatlerinden itibaren gelecek haberleri beklemeye başladı herkes. İlk haber malum'un ilanı olarak Skibbe'nin istifası olarak geldi. İlk fatura kendisine kesilmişti. Basın toplantısında üzgün ama çirkinleşmeden yine kendisine yakışır bir üsturupla veda konuşmasını yaptı ve bavulunu toplamak üzere kenara çekildi. Gelirken tereddütlerle doldurduğu bavulunu dönerken ise hayal kırıklıkları ile doldurmuştu..


Gidişi içimizi burksada yapılacak hiç bir şey yok. Biz ona hiç bir zaman belli etmemiş olsakta aslında içten içede sevmiştik fakat Galatasaray'ı herkesten daha çok seviyoruz. Önemli olan Galatasaray'ın menfaatleridir her zaman ve Skibbe döneminde yaşananlar malesef Galatasaray'ın menfaatlerine uymuyordu. Diyoruz ya işte uymayınca da olmuyor..

22 Şubat 2009 Pazar

Hangi birine yanayım ?


Faturayı Sabri'ye kesmek kolay,
asıl sorunu aramaktadır olay..

Başın Sağolsun Mehmet Şenol


Mehmet Şenol'un değerli annesinin vefat etmiş olduğunu üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Allah tüm sevenlerine ve Mehmet Şenol'a sabır versin. Merhume'nin mekanı cennet olsun. Nur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin.

Suskunluktur Kulakları En Çok Sağır Eden

Meridyen farklarına küfrederek ayrı kaldığımız çarşambanın ardından,
' İşte Geliyor Cimbomum Benim ... '

20 Şubat 2009 Cuma

Asaletin bize yeter..


İlk set sonu elenmemiz garantilense de,
Tribünler her set'te biraz daha boşalsa da,
Hakemler adaleti adaletsizce dağıtsalar da;
Arma'nın ağırlığını ortaya koyan Aslanlar'a helal olsun..

Galatasaray 3 - E.A. Patras 2
19.02.2009
50. Yıl Burhan Felek

Dışarda yağmur aklımda maç var

Sade bir aşk girizgahı yapmak istiyorum. En saf halinle yüzümü teslim etmek istiyorum. Çok mu geç kaldım. Suçlarımdan sıyrılmak istedim sadece ömür boyu, işlemediğim suçlardan. Üzerime alıp alıp kaçtım hep sana, karşıma çıktılar, aşkın peşinden.

Kelimeleri söylemeye korkarken, cümle nasıl kurulur ki, açıklamasız. Hiçbir detay olmadan hem de. Ne olduğunu anlatamamaktan gayrı en acısı saf olamamak. Yani sen oluyorsun da ben olamıyorum işte yada tam tersi, bak yine üzerime aldım. Benim açım böyle, etrafımda dönemiyorum, sadece ileriye baktım.

Şu güne kadar işlediğim ve tanığı olan ilk ve tek suçu işliyorum. Eşyalara bakmadan evden çıkmak gibi değil bu, penceresiz bir yağmur bulutunun dışına saklanmak hiç değil, sadece sana bakmak, bunu dileyebilmek. Yanımdasın ama gelmiyorsun, oradasın ama yoksun, yaşıyorsun ama nefes almıyorsun, ben ise bakıyorum. Gel desem. Gelmeyeceksin.

Bu kadar saf bir çocuk olabiliyorum işte bu aralar, beni de yordu bunca maç, ben de sarhoş olabiliyordum eskiden, şimdilerde sana bakmaktan ağzımı açamıyorum. Düşüncelerimi göremiyorum, anlatamıyorum duvarlara, nedendir bu kaçış, şehir bunuda söylemiyor. Sabaha karşı dalga vuruyor bazı anlar, ter içinde koşturuyorum çırılçıplak, bu yaşlar ondandır hep, bu aşk romanından ziyade. Son dönemine geldim, cevapsız yaşadığım şu eğlencesiz gözyaşların, bir bunu anlatamadım sanki, ne o günler gelecek, ne bu şubat bitmeyecek, ne de güneş. Bir çift renktir, bak bakabildiğin kadar, iç içebildiğin kadar. Dokunmanın imkansızlığında hisset hissedebildiğin kadar. Saf bir hikaye işte, olabildiği ve yaşanabildiği kadar. Ben sade bir rüzgar oldum..
Elenmişiz son dördüne kalamadan adını hatırlamadığım bir yarıştan.. Ama savaşmışız başlar öne eğilmeden.. Yürüyelim arkadaşlar lay la lay lay lay layyy..

Tekrar Titresin Avrupa, Cimbom Koşuyor Kupaya !


Benfica
Berlin
Bordeaux
...
....
......
Avrupa seninle güzel Eloy..

19 Şubat 2009 Perşembe

Bir Yemin Ettim ki Dönemem..


Galatasaray erkek voleybol takımımız Challenge Cup yarı final rövanş maçında Yunanistan ekibi Patras ile karşılaşıyor.. İlk maçta aldığımız 3-0'lık mağlubiyetin ardından tam konsantrasyon ile maça asılacağız.. Hem sahada hem tribünde..

Şubat 19 \ 19:00 @Burhan Felek

18 Şubat 2009 Çarşamba

Duyuru: www.ultraslankarsi.com


www.ultraslankarsi.com adresine giriyorsunuz,
ultrAslan KARŞI
tarafından hazırlanan giriş sayfalarıyla karşılaşıyorsunuz..

Üstüne tıkladığınızda
www.pankartfanzine.com adresine yönlendiriliyorsunuz..

Burada ise
ultrAslan KARŞI tarafından
yazılan, çizilen, kesilen, biçilen
Makaleleri, Duyuruları, Haberleri, Videoları, Fotoğrafları
takip ediyorsunuz..

Bilginize..

Başka şubemiz yoktur
Paket servisimiz vardır
KARŞI Kebap & Pide Salonu

17 Şubat 2009 Salı

Bordeaux Maçı Organizasyonu


Karşı ahalisi maç için çarşamba günü Beyoğlu'nda toplanıyor.. Mekana o gün Galatasaray Tribünü dışında kimse alınmıyor, maça 15 dakika kala mekanın kapıları kapanıyor. Hesaplar hiç kabarmıyor, arzu eden eş dostta buyurup geliyor..

* Eloy Rock Bar;
Andaç Bey mekan sahibi olmasının yanısıra Beyoğlu'nun tek başbakanı ve Galatasaray kapalısının müdavimi bir dinozordur.. Her sabahalamalı deplasmana evsahipliği yapan mekan küçük, küçük olduğu kadar da sıcaktır. Haftanın 4 günü canlı blues dinlenebilir. Karşı ahalisi daha yumuşak geçen ve Tarkan Çakır'ın sahne aldığı salı gecelerini daha bir gözetir.

İmam adnan sok., no32, istiklal cad., beyoğlu, istanbul, Türkiye açık adresiyle yaşayan mekana ulşamak için İstiklal'den aşağıya sallanın, sağınızda göreceğiniz Benetton mağazasını geçtikten sonra eski vakko mağazasının tam karşısındaki ilk sokağa girin, Pulp'ı geçin ve sokağın hemen hemen sonuna kadar yürüyün, Cambaz'ın karşısında yani, sağınızda kalacaktır. Evdir ev, bar değil.

iletişim:karsiliksiz@gmail.com

14 Şubat 2009 Cumartesi

Bir tarif yok bu sevdaya

Herkes gider sen kalırsın..

Sahipsiz Çerçeve


Sessiz geçen bu kaçıncı şubat bilmiyorum. Sensiz çok yalnızım bu evde ve bir okadar da kalabalığım bu şehirde. Yokluğunda öylece oturup TV'de maçlara bakınıyorum sürekli olarak. Hayatın anlamını sorguluyorum her kalkılan kontra atakta ve düşülen ofsaytta. Senin bir ton meşguliyetle doldurmuş olduğun hayatına bakıp imreniyorum bu "pause" tuşuma basılmış halimle. Koca dünya bin türlü telaşesiyle etrafımda dönüp duruyor ben ise öylece duruyorum. Sıkılıyorum tüm şimdiki zaman kiplerinden aklıma geçmiş zaman ekleri geldikçe. Ya bir gün o da tüm günahları sise dumana gömüp beni ölümden alıp ölümsüzlüğüne götürürse diye düşünüyorum ara ara. Neyse diyorum sonra kendi kendime, bir penaltı olsada heyecan gelse yaşantıma biraz..

13 Şubat 2009 Cuma

MelodiyA #4


İlk görüşte sevgilim oldun

Sensiz bu hayat olmaz olsun

Gençliğimin a.koydun

Cim Bom Bom'um canın sağolsun

SAĞOLSUN!

12 Şubat 2009 Perşembe

Çeyrek kala;


Sensizliğe açılan kapıdan
Ölümlere koşuyor bedenim
Sensizliğe açılan bu yoldan
Uçurumlara sürükleniyor ruhum

11 Şubat 2009 Çarşamba

Öz Cimbomlu'nun selamı var..


"Soyadımı değiştirdim ve böylece;
mezar taşımın üzerine de
CİMBOM
adını yazdırmış olacağım.."






"Prekazi bana sevgisini emeğini ve her şeyini verdi. Bu arada Galatasaray taraftarı da bana çok büyük güç veriyor. Soğuk havalarda hareketsiz duruyorum ama o taraftarın sıcaklığı beni güçlendiriyor. Bu arada benim için Fatih Terim sevgisi bambaşka. Hem takımımızı 4 yıl üst üste şampiyon yaptı. Bu arada Lucescu'nun ilk şampiyonluğu benim için önemli.."



"Yıllardan bu yana Galatasaray'ı takip ediyorum. Galatasaray sevgisi benim için her şeyden üstün. Karda kışta iç saha da dış sahada hep takımımın yanındaydım. Ben Amigo Sezgin olarak mezar taşıma hep Galatasaray adını yazdırmak istedim. Çünkü benim bütün her şeyim Galatasaray. Yıllarca da benim lakabım Özcimbomlu olarak geçiyordu. İmkanlarım olsa ilkem cimbom olsun. Doğum tarihim 1905, ilim Galatasaray, ilkem Florya olsun isterim. Ama ben yalnızca elimden geleni yani soyadımı değiştirdim. Attığım adım Galatasaray yürüdüğüm adım Galatasaray evimin rengi Galatasaray.."

Yaşasın Galatasaray Mücadelemiz !

9 Şubat 2009 Pazartesi

Hak ve Eşitlik yürüyüşümüz


Süper Lig'in;
hem alttan hem üstten tüm dengelerini bozanlara
ve
futbolu masada oynanan bir oyun haline getirmeye çalışanlara
artık dur deme vaktidir. .

10.02.2009
Salı
15:00
4. Levent Metro İstasyonu

Ayrıcalık değil;
EŞİTLİK ve ADALET
İSTİYORUZ !

Galatasaray: 1 - Selçuk Dereli: 1


Son zamanlarda aleyhimizde verilen yanlı kararlar canımızı çok sıksada ortalığı bir anda velveleye vermek adetimiz olmadığından sineye çektik ve olaylara sağ duyulu yaklaştık. Galatasaray Taraftarı'nın tüm bu iyi niyetine rağmen Galatasaray'ın kaderini etkileyen kararlar hem saha içi hem de saha dışında devam etmiş olup 7 Şubat Cumartesi günü Sami Yen'de oynanan Kayserispor maçında ise son damla olup artık bardağı taşırmıştır. .

Yaşanan
ve
yaşanacak olanların
tüm günahı boynunuzadır bilesiniz..

7 Şubat 2009 Cumartesi

Senin toprağın neresi?

Bugünü unutma Selçuk..
Sakın unutma..
Çünkü biz unutmayacağız..

Tıpkı Muhittin Boşat'ı unutmadığımız gibi,
Tıpkı Ali Aydın'ı unutmadığımız gibi..
Ve nicelerini..

Git şimdi Sarvan'dan ödülünü al..
Tüm öfkemiz hayatın boyunca üzerine dursun..

YIKILMAYACAĞIZ ULAN...
ALAYINIZA İNAT !!!


Otobanın öte tarafı

Tek başınadır; tek ve yalnız. Geçer duvarın karşısına ayağında top her türlü vuruşu dener; sağ ayakla, sol ayakla, rövaşata atıyor. Kimse çıkamıyor sokağa korkuyor. Toplarını aldı herkes evinde oturuyor. Korkudan camlarda onu seyrediyor.. Vuruyor topa alıyor hıncını, duvar inliyor. Duvara boşaltıyor kinini öfkesini, bütün yalnızlıklarını! Fısıldıyor topa anlıyor onu. Korkuyor analar babalar göndermiyorlar çoçuklarını dışarı. Sakatlar onları da diye...
Bugün uzun zaman sonra seni hatırladım. Yanlış anlama çıkartmış değilim aklmdan seni. Seni zaten unutmadım.Sen gittin aylardır akreple yelkovanın kovalamacası bitmedi bir türlü. Ben böyle olsun istemedim. Gerçi zaten benim yüzünden hiç bir şey olmuyor ki, olan hep bana oluyor sadece. Boşluklardan boşluk beğenmekten sıkıldım ben artık biliyor musun? İsmini her duyduğumda ardına bir kaç tanım cümlesi eklemek istiyorum ama beceremiyorum, tıpkı burda ki gibi.. Ayrıca seni çok sevmiştim ben. ve güneşe çıkarttım kendimi her sabah uyandığımda. Sanki bişeyler yine de eksik kalmış gibiydi. Neyse.. Diyodum ki senle beni düşündüm bugün sebepsiz yere. İçim ürperdi sanki sen gelmişsin gibi hatta sanki hiç gitmemişsin gibi.Sahi ya hani biz iyi olacaktık..?

Düşlerimiz gerçek, gerçeğimiz yalanmıydı be Saydo..

Arada derede yüzüşlerin

Zehirlenmiş vücutlar ve bembeyaz bir sayfa üzerine, normal dışı faktörler olarak alıntılar yapıp, hayatı gözler önüne sermek adına yapılması kararlaştırılmış olan ancak eyleme geçirilemeyen bir duygu bütünlemesinin anahtarları hiçbir kiliti açmıyor bu günlerde. Eylemlerin tutukluluğu içerisinde her bir köşeme kelepçeler takılı kalmış. İlkokuldaki arkadaşlarımı unutalı binlerce yıl geçmesine rağmen hocamın sesi çağırıyor içerdeki bir yerlerden beni. Derste soru soran bir çocuğun buhramıyla karşı karşıya geliyorum. Ve bilmiyorum sorduğu sorunun cevabını, asla bilemeyecek olayışımı düşünüyorum. Dinlediğim müzik cor‘a boşalan bütün besin maddelerini kaçırıyor benden, nabız atışlarım hızlanırken parmaklarım daha çok çatışıyor birbiriyle. Küfürler geçiyor zihnimin derinliklerinden, söylemeye kıyamadıklarım ağız dolusu yüce çığlıklar. Nasılda satıldığımızı bu kadar çırılçıplak kalıp işkencelerde kendimize bile asla itiraf edemediğimiz acizlikleri çiziyorum gözlerimin saydam kenarına keskin bir emanetin ucuyla, kanıyor gözlerim son sözlerini söyler gibi bakıyor ayna karşısında. Bakıyor ve yükseliyor kafam, en sürükleyici anında çekip gidiyorum hikayeyi, kahramanını öldürüyorum romanımın, sevişenlerin çığlığı ilişiyor üzerime, onlarla boşalıyorum bu düzenin içine. Okunan ezanı dinliyorum inceden kulak kabartıp, tabut içindeki meftayı taşıyan onları izliyorum sakin gözlerle. Son bir yudum daha son bir yudum daha alıyorum kadehimden, ardıma dönüp bakıyorum kendimi gördüğümde gülümsüyorum inceden, son cigaramı kanımda söndürüp kapıyorum gözlerimi. Kapıyorum ve....
Tüm sorgulamaları rafa kaldırıp, kamillerin kelepçe takmasını beklerken, bir şekilde balık ölmek isterse, -farkındalıkda var ya hani- o kadar çok balıkçı var ki ağına takılınacak. Küfürlerini ve bildiklerini kussun dört bir cihan, kalesi olmuşsa dünya hapishanelerinizin, huzuruna sokayım adalet...ha unutmadan ALAYINA İSYAN!

6 Şubat 2009 Cuma

Galatasaray SK'nın Hijyen Sponsoru


Temizlik her şeyin başıdır..

Temizlik arınmaktır..

Hijyenlenelim..

Arınalım..

5 Şubat 2009 Perşembe

Ayrılanlar Hâlâ Sevgili !


ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte herşey 10'unla ilgili

4 Şubat 2009 Çarşamba

Hayırlısı ...

Bayan Basketbol Takımımız FIBA Eurocup rövanş maçında Güney Kıbrıs'tan AEL Imperial ile oynuyor. İlk maç kaybedildi ve ismimizi çeyrek finale yazdırabilmemiz için 3 farklı bir galibiyete ihtiyacımız var. Gerek maçın önemi gerekse ilk maçta yarım kalan hesabı kapatmak için Galatasaray taraftarı herzamanki gibi salonda yerini alacak..

Hatırlanacağı üzere geçen sene de 2 takım eşlemiş ve hem orada hem Aydan Siyavuş'ta tokatlayıp yolumuza devam etmiştik. İstanbul'daki maça yaklaşık 50 kadar Rum taraftar gelmiş, hem türkçe hem ingilizce " Irkçılığa karşıyız\2 millet kardeştir " pankartları açmışlardı. Bu dostane yaklaşımları ile maç boyu susmayan kafası 1 milyon taraftar modellerine gayet misafirperver davranmıştık. Renklerindeki ofsayt durumundan ötürü atkı değişimi taleplerini nazikçe geri çevirsekte hayırlı yolculuklar dileyip otobüslerine bindirmiştik. Bu seneki eşleşmede geçen hafta Kıbrıs'ta oynanan ilk maçta hem takımımıza hem taraftarımıza yaşattıklarının ardından aynı grubu salonda yine görebilmeyi arzu ediyoruz..

En büyük temennimiz, oyuncularımızın şubede yaşanan karmaşadan kendilerini soyutlayıp sadece ama sadece maça konsantre olabilmeleridir..


FIBA EUROCUP 16' LI FİNAL RÖVANŞ MAÇI
GALATASARAY & K.V. IMPERIAL AEL

05.02.2009 19:30
@Aydan Siyavuş S.S.

Paris Hilton yakışır sana !


Bu sabah saatlerinde; tüm insani duygularını ve vicdani değerlerini yitirmiş olan kurumlarca Arda Turan'ın sevgilisiyle fotoğrafları manşet yapılarak "İşte o fotoğraflar" konseptinde yerini aldı. Bu gözü dönmüş kurumların ne derece azıttığının bir belgesidir. Özel hayatı örümcek beyinli basın&medya organlarınca sürekli olarak deşifre edilmeye çalışılan Arda'nın sanki bir sevgilisinin olması, onunla sarılıp öpüşmesi çok ayıpmış ve suçmuş gibi gösterilmeye çabalanması tamamen bir nemalanma hırsı ve arzusudur. Bu haberi ve fotoğrafları hangi amaçlarla yayınladığı açıkça belli olan tüm "uçan kaçan kuşlar" bizleri ve Arda'yı asla yıpratamayacak olup, elbet bir gün bir yerde kendilerini fotoğraflardaki gibi kollarda-kucaklarda bulacaklardır..

2 Şubat 2009 Pazartesi

Denizlispor - Galatasaray (Deplasif Özet)


Nonda'nın dönüşü !

Çektiysen Kahrımı, Helal Et Hakkını




Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. Evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. Gülüp geçmiştim bu komik sözlere. Ben nasıl aç susuz yaşardım ki? Futbol benim dünyamdı. Topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. Nasıl bırakırım Galatasaray'ı? Evet İzmir'i eşim kadar severim ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var. O aralar bizim Rusya seyahatimiz vardı. Eşim Oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. Benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş... Gazetecilere de ' Metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... Aman yarabbim... Böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen Ankara'ya yolluyorum...' Bu mektubu ciddi zanneden Galatasaraylıları bir telaş almış. Ben Rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. Amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. Bunu duyunca Oya İzmir'den feryadı basmış ' Metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak.' Haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım ve şu mesajı ilettim : ' Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz. İzmir'i, eşim Oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.' ama Oya, Topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? O eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. Ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben? Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. Nihayet Yeşilköy'e inmiştik ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. Tabii Galatasaraylılar da korumaya. Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak, ben mi? Ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı ve Rüçhan Atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. Kayınvaldem 'buraya Galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı Rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. Hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. Bir basın toplantısı düzenleyerek 'Ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum. Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...


Metin OKTAY




2 Şubat 1936


İYİ Kİ DOĞDUN KRAL!

1 Şubat 2009 Pazar

Burada dur, burası BURDUR!

Acımasız bir kış soğuğu tutarken bizi;
Sen nöbet tutuyorsun, herhangi bir mevzii'de..

ŞAFAK #105

BARIŞ'a Özlem


Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin sen inanamadık
Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı
Dudağımda son bir türkü
Hala hep seni söyler seni çağırır

Yola Devam..


Sezonun bilmem kaçıncı deplasmanından Galatasaray'ımız 2-0'lık galibiyetle dönüyor..


Maçtan önce yaşanan olayların baş sorumlusu emniyet.. Misafir takım tribününe giden ve insanların sadece otobüsten inip tribüne ulaşacağı güzergah dururken evsahibi takımın taraftarlarının arasına Galatasaray Konvoyunu sokarsan olacağı budur.. 2 kelam da Denizli taraftarına; evvelki sene otogar, geçen sene şehrin herhangi bir caddesinde maç sonu etkinliğine girişmiştiniz.. Gerekli etki yakalanamamış olunacak ki atraksiyonlar maç öncesine alınmış.. Amaç ' Anti-İstanbul ' ise öncelikle, İstanbul'a her sene stadın en stratejik tribününden yer ayıran yönetiminize, amaç ' ateşli bir tribün\zor deplasman hissi yaratmak ' ise öncelikle rakip seyircinin davuluyla tezahüratıyla çınlayan stadınızda etkin tribün yapabilmeye oynayın.


Belki kırkbeş ellii,,
Shabaniii...


( Denizli Deplasmanı yol hikayesi yakında )